Türk müzik tarihinin en özgün ve dönüştürücü figürlerinden biri olan besteci ve caz müzisyeni Erdem Buri, 21 Şubat 1925 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Yaşamı boyunca çok sesli müziğin Türkiye'deki gelişimine yön veren sanatçı, geleneksel Anadolu melodilerini modern caz formlarıyla buluşturarak köprü kurdu. Çok yönlü entelektüel kimliğiyle tanınan Buri, 1960'lı yıllarda ülkenin sanat ve düşünce dünyasına damga vuran isimler arasında yer almıştır.
Saray Çevresinden Caz Sahnesine Uzanan Bir Yaşam
Köklü bir aileye mensup olan Erdem Buri, Osmanlı İmparatorluğu'nun ünlü vezirlerinden Suphi Paşa'nın torunudur. Aynı zamanda, İstiklal Marşı'nı meclis çatısı altında ilk kez seslendiren ilk Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver ile 'Fosforlu Cevriye' romanının yazarı, Türkiye İşçi Partisi üyesi Suat Derviş'in yeğenidir. Seçkin bir çevrede büyüyen Buri, eğitim hayatına İstanbul Saint Joseph Lisesi'nde başladı. Gençlik yıllarında kendi kurduğu müzik grubuyla caz icra etmeye başladı. Yükseköğrenim yolculuğunda önce Tıp Fakültesi'ne, ardından Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Ancak aradığı entelektüel derinliği Edebiyat Fakültesi Fransız Filolojisi bölümünde bularak eğitimini burada sürdürdü.
Sanat ve Siyasetin Moda'daki Buluşma Noktası
Müzikal kariyerinde ilk büyük çıkışını 1950'li yıllarda İstanbul Radyosu'nda hazırlayıp sunduğu caz programıyla yakalayan Buri, bu alanda geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Sinema dünyasına da adım atan sanatçı, 1960 yılında yönetmenliğini Orhan Elmas'ın üstlendiği Kanlı Firar filminin müziklerine imza attı. 1961 yılında kurulan Türkiye İşçi Partisi'ne (TİP) katılmasıyla birlikte yaşamında yeni bir dönem başladı. Sanatçının Moda'daki evi, o yıllarda sadece caz ezgilerinin yükseldiği bir stüdyo değil, aynı zamanda ülkenin aydınlarını bir araya getiren siyasi bir seminer merkezine dönüştü. Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Atıf Yılmaz ve Metin Erksan gibi Türkiye'nin en parlak beyinleri, Buri'nin bu meşhur evinde düzenli olarak bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunuyorlardı.
Tülay German ile Müzikal Devrim ve Sürgün Yılları
Erdem Buri'nin hayatındaki en büyük dönüm noktası, 1962 yılında efsanevi ses sanatçısı Tülay German ile tanışması oldu. Bu tanışma, ömür boyu sürecek sarsılmaz bir hayat ortaklığının ve müzikal ortaklığın başlangıcıydı. Aynı yıl German, Buri'nin kaleme aldığı Türkçe sözlerle 'Mutlu Günler' ve 'Ninni' parçalarını seslendirdi. Ayrıca Buri'nin hem sözlerini hem de bestesini hazırladığı 'Senin Şarkını Söylüyorum' eserini Odeon plak şirketi için doldurdu. Sanatçı, halk ozanlarının ve müzisyenlerin özgürce üretebilmesi adına 1964 yılında As Kulübü'nü hayata geçirdi.
Siyasi duruşu müzik üretimine de yansıyan Buri'nin sözlerini yazdığı ve Tülay German'ın seslendirdiği 'Yarının Şarkısı', TİP'in 1965 genel seçim kampanyasının simgesi haline geldi. Ancak fikirleri nedeniyle baskılarla karşılaşan sanatçı, Selahattin Hilav ile birlikte Georgi Plehanov'un Marksist Düşüncenin Temel Meseleleri kitabını Türkçeye kazandırdığı için 15 yıl hapis istemiyle yargılanmaya başladı. Bu gelişme üzerine 1966 yılında Tülay German ile birlikte Türkiye'den ayrılmak zorunda kaldı.
Fransa'da da üretkenliğini sürdüren ikili, geleneksel Türk halk müziğinin özgün yapısını koruyarak caz formuna uyarladılar. Çok sesli Türk popüler müziğinin temellerini atan bu vizyoner yaklaşım, Anadolu Pop akımının ilk kıvılcımı olarak kabul gördü. 1985 yılında Buri'nin yönettiği ve Mehmet Koç'un 'Canlar' Orkestrasıyla çıkardığı La Turquie de Mehmet Koç (Chants Et Danses) albümüne German da piyanosu ve vokaliyle katkı sundu. Sanatçı ayrıca Fransa'ya gelen Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Hümeyra ve Nükhet Duru gibi Türkiye'nin önemli seslerinin Avrupa'da sahne almalarına ve televizyon programlarında yer almalarına öncülük etti. Erdem Buri, 2 Ocak 1993'te Paris'te tedavi gördüğü hastanede, hayat arkadaşı Tülay German'ın elini sımsıkı tutarak 68 yaşında aramızdan ayrıldı. Naaşı, kentin tarihi Pere Lachaise Mezarlığı'nda topğa verildi.
