Antik Yunan felsefesinin en gizemli ve en önemli vakayinüvislerinden biri olan Diogenes Laertios, Milattan Sonra 180 yılında dünyaya gözlerini açmış ve felsefe dünyasının geçmişini günümüze bağlayan hayati bir köprü kurmuştur. Aynı zamanda Anadolu'nun güneyindeki Kilikya bölgesinde yer alan Laertes kentinden geldiği tahmin edilen bu ünlü tarihçi, filozofların kaybolmaya yüz tutmuş dünyalarını kaleme aldığı on ciltlik dev yapıtıyla bilinmektedir. Felsefecilerin hayat hikayelerini, mektuplarını ve vasiyetlerini derleyerek antik dönemin düşünsel mirasını gelecek nesiller için kaydetmiş, bunu yaparken de nesnel bir araştırmacı tavrı takınmıştır. MS 240 yılında 60 yaşında hayata veda eden yazar, bıraktığı entelektüel mirasla modern felsefenin de yapı taşlarından birini döşemiştir.
Antik Felsefe Tarihinin En Önemli Kaynağı
Laertios'un geride bıraktığı ve felsefe tarihi için adeta can simidi görevi gören en popüler çalışması, özgün adıyla "Peri Bion Dogoraton kai Apoftegmaton" yani "Ünlü Filozofların Yaşamları, Öğretileri ve Deyişleri" adlı 10 kitaplık eseridir. Yazar bu kapsamlı derlemede tam 84 farklı düşünürün hayatını, eserlerini, doktrinlerini ve kurdukları okulları ayrıntılı şekilde incelemektedir. Eser, günümüze yazılı kaynakları ulaşamamış birçok filozofun mektupları, şiirleri ve vecizeleri için adeta güvenilir bir arşiv niteliğindedir.
Diogenes Laertios, ele aldığı her felsefe figürünü son derece titiz ve standartlaşmış bir metotla okuyucuya sunar. Bir düşünürün portresini çizerken şu unsurları titizlikle aktarır:
- Filozofun soyu, ailesi ve kökeni ile doğduğu topraklar.
- Kişisel mizacı, günlük yaşam alışkanlıkları ve karakter özellikleri.
- Kronolojik bir düzen içinde kaleme aldığı özgün yapıtlarının listesi.
- Düşünsel olgunluk dönemleri ile felsefi görüşlerinin ana hatları.
- Ölüm biçimi, hakkında anlatılan ilginç anekdotlar, varsa vasiyeti ve mektupları.
Bununla da yetinmeyen yazar, her filozof için kendisi de özel bir şiir kaleme almış, ayrıca aynı ismi taşıyan diğer tarihi şahsiyetleri de eserine ekleyerek karışıklıkların önüne geçmiştir. Metinlerinde yargılayıcı bir üsluptan kaçınan yazar, bir filolog ve titiz bir araştırmacı kimliğiyle hareket etmiştir.
Düşünce Dünyasının Sınıflandırılması
Yunan felsefe dünyasını coğrafi ve teorik temelde iki ana kola ayıran Diogenes Laertios, sistemi son derece düzenli bir sınıflandırmaya tabi tutmuştur. Bu kapsamda felsefe okullarını İyonik ve İtalik olmak üzere iki büyük kola ayırır.
İyonik okulun kurucu babası olarak Anaksimandros'u kabul eden yazar, bu ekolün Sokrates sonrası dönemde üç ana dala ayrıldığını savunmaktadır:
- Platon (Eflatun), Akademisyenler ve Clitomachus çizgisi,
- Hrisippos'a kadar uzanan Kinikler (Cynics) grubu,
- Aristotales ile Theophrastus'un temsil ettiği Peripatetik akım.
İtalik filozoflar dizisini ise ünlü matematikçi ve düşünür Pythagoras (Pisagor) ile başlatan yazar; bu dizilimde Telanges, Xenophanes, Parmenides, Elea, Leucippus ve Democritus gibi dev isimleri sıralayarak zinciri Epikuros'a kadar ulaştırır. Eserin ilk yedi cildini İyonik düşünürlere tahsis eden yazar, son kitabın tamamını ise Epikuros'a ayırmıştır. Bu durum onun Epikuros Okulu'na mensup olabileceği yönünde güçlü tahminler uyandırsa da tarihin karanlığında bu tezi doğrulayacak kesin bir kanıt bulunmamaktadır.
Yüzyılları Aşan Felsefi Miras
Diogenes Laertios'un derlediği bu devasa ansiklopedik birikim, modern çağın şekillenmesinde de derin izler bırakmıştır. Yakın çağ ve yeni çağ felsefesinin en büyük zihinleri, antik dönemin bilgeliğine ulaşmak için bu eseri bir başucu kitabı olarak kullanmışlardır.
- Friedrich Nietzsche, antik Yunan dünyasını ve trajedi kültürünü analiz ederken bu kitaptaki verilerden ilham almıştır.
- Karl Marx, doktora tezinde antik atomcu filozofları incelerken yazarın aktarımlarından yoğun şekilde faydalanmıştır.
- Jean Jacques Rousseau, Denis Diderot ve Giambattista Vico gibi aydınlanma filozofları da yapıtlarındaki antik atıfları bu kaynağa borçludur.
Buna karşın, ünlü Alman filozof Georg Wilhelm Friedrich Hegel ise eserin ayrıntılı yapısını ve anekdotçu üslubunu can sıkıcı bulduğunu belirterek kitaba mesafeli yaklaşmıştır. Her halükarda Diogenes Laertios, felsefe tarihinin en kritik dönemlerini karanlıktan aydınlığa çıkaran bilge bir araştırmacı olarak anılmaya devam etmektedir.
