Türkiye'de psikoloji biliminin felsefeden ayrılarak bağımsız bir disiplin haline gelmesine öncülük eden psikolog Neriman Samurçay, 1923 yılında Denizli'de dünyaya gelmiştir. Cumhuriyet'in ilk kuşağına mensup olan bu değerli bilim insanı, 2015 yılındaki vefatına dek uzanan yaşamında klinik psikolojinin gelişimine çok büyük katkılar sunmuştur. Ailevi kayıplarla genç yaşta yüzleşmesine rağmen akademik yolculuğunu büyük bir kararlılıkla sürdüren Samurçay, hem akademik çalışmalarıyla hem de toplumsal alandaki gönüllü faaliyetleriyle ülkenin ruh sağlığı alanındaki öncü isimlerinden biri olmuştur.
Sanatla Başlayan Yolculuk ve Akademik İlk Yıllar
Reşat Alaz ile Fahrünnisa Alaz çiftinin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelen Neriman Samurçay'ın çocukluk dönemi, babasının Devlet Demir Yolları müfettişliği görevi sebebiyle taşındıkları İzmir'de şekillenmiştir. İlk acı kayıplarını bu dönemde yaşamıştır. Kendisinden büyük olan erkek kardeşini altı aylıkken, kız kardeşi Perihan'ı ise hayatının erken bir evresinde kaybetmişlerdir. Buca'da geçirdiği ortaokul yıllarında okul bahçesindeki heykelleri görmesi sanata, mandolin hocası ise müziğe olan tutkusunu uyandırmıştır. On dört yaşında Ankara'ya taşınmışlardır. Burada Ankara Kız Lisesi'ne kaydolmuş ve felsefe öğretmeni Tezer Taşkıran'ın teşvikiyle bu disipline ilgi duymaya başlamıştır. Yükseköğrenimini 1940'larda Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde sürdürmüş ve felsefe profesörü Olivier Lacombe'tan esinlenerek Fransızca öğrenmiştir. Öğrencilik yıllarında ayrıca şu isimlerden etkilenmiştir:
Fakülteden mezun olduğunda Lacombe kendisine asistanlık teklif etmiştir. Burslu eğitimi ve hocasının Paris'e gidişi nedeniyle bu asistanlık teklifini kabul edemeyen Samurçay, sonrasında Hilmi Ziya Ülken'in de desteğiyle fakültede kalarak Alexandre Vexliard'ın yanında akademik çalışmalarına başlamıştır. Akademik hayatın yanı sıra 1945'te Yozgat'ta, ardından 1947'den itibaren iki yıl boyunca Eskişehir'de felsefe öğretmenliği yapmıştır. Ayrıca Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Ankara Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsü'nde görev alarak çalışmalarına devam etmiştir.
Paris Yılları, Klinik Dönüşüm ve Türkiye'ye Dönüş
Özel hayatında Tevfik Samurçay ile evlenen bilim insanı, aile hayatında da büyük trajedilerle karşı karşıya kalmıştır. İlk bebekleri Sudan'ı henüz altı aylıkken yitirmişlerdir. Daha sonra 1954'te kızı Renan'ı, 1959'da ise kızı Rengin'i kucağına almıştır. Kanser teşhisi konulan Samurçay bu hastalığı yenmeyi başarmış, ancak kendisinden on beş yıl sonra kansere yakalanan kızı Renan'ı kaybetmiştir. Mesleki yaşamında ise kanser uzmanı Perihan Çambel ile yürüttüğü gönüllü çalışmalar felsefeden klinik psikolojiye yönelmesinde belirleyici olmuştur. Ahmet Andiçen Kanser Hastanesi'nde kanserin oluşumunda psikolojik faktörlerin etkilerini araştıran Samurçay, onkoloji alanında çalışan ilk Türk psikologlardan biri olmuştur. Bu alandaki çalışmalarını yurt dışına taşımak istese de Paris'te başvurduğu ilk klinik kendisine destek vermemiştir. Bunun üzerine Henri Rousselle Hastanesi'ne geçerek burada ünlü psikanalist Daniel Lagache ile klinik psikoloji üzerine yoğunlaşmıştır. Paris'te bulunduğu dönemde özellikle projektif testler ve çocukların psikososyal gelişimleri üzerine araştırmalara katılmıştır. Burada Mira Stambak tarafından hazırlanan çocuk gelişim testinin değerlendirme çalışmalarında yer almıştır. Ayrıca 1969 yılında Uluslararası Çocuk Merkezi bünyesinde düzenlenen yaratıcılık eğitimlerine katılarak gelişimini sürdürmüştür. Alexandre Vexliard'ın temin ettiği bursla 1962 yılında gittiği Paris'te bir sene çalışan Samurçay, sonrasında Rene Zazzo'nun yardımıyla aldığı iki yıllık yeni burs sayesinde doktora eğitimine orada devam etmiştir. Fransa'daki doktora çalışmasının benzerini Türkiye'de de yürüterek 1964 yılında tamamlayan bilim insanı, 1963'te geri döndüğü fakültedeki asistanlık görevini sürdürürken 1967 yılında resmen doktor derecesini elde etmiştir.
Sanat Psikolojisi Çalışmaları ve Disiplinlerarası Yaklaşım
Paris yıllarında doğrudan sanat psikolojisi dersi almamış olsa da bu alandaki eksikliğini bireysel çalışmalarıyla kapatmıştır. Sanat ve psikoloji kesişiminde kendini geliştirmek amacıyla heykel, resim, sinema ve psikanaliz içerikli yayınları derinlemesine incelemiştir. Resim sanatını psikolojik bağlamda analiz eden ilk Türk psikologlardan biri olarak tarihe geçmiştir. Buca'da başlayan heykellere ve havuzlara olan hayranlığı, ilerleyen yıllarda akademik çalışmalarının temel motivasyon kaynaklarından birini oluşturmuştur.
Doçentlik Mücadelesi, Bölüm Başkanlığı ve Özgün Terapi Yaklaşımı
Doçentlik tezini 1972'de sunmuştur. Ancak 'solcu' olduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığı tarafından doçentlik unvanı onaylanmamıştır. Kendisini Atatürkçü ve inkılapçı olarak tanımlayan Samurçay, bu haksızlığa karşı hukuki bir mücadele başlatmış ve açtığı davayı kazanmıştır. Sonrasında Ankara Üniversitesi'nde öğretim üyeliği ve bölüm başkanlığı yaparak akademik kariyerinin zirvesine ulaşmıştır. Üniversitede Çağdaş Psikoloji Akımları dersini veren profesör, aynı zamanda Türk Psikologlar Derneği'nin başkanlığını da üstlenmiştir. Toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket ederek, İnsan Hakları Vakfı'nda travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bireylerle gönüllü olarak çalışmıştır. Terapide genel olarak psikanalitik yaklaşımı benimseyen Samurçay, bu yöntemi varoluşçu psikoterapi ile sentezlemiştir. Bu senteze dayalı terapi yaklaşımını Paris'teki Henri Rousselle Hastanesi'nde görev yaptığı esnada Rene Diatkine'den edinmiştir. Danışanlarını ergen ya da yetişkin olarak ayırmadan her birini insan olarak ele almıştır. Irvin Yalom'dan esinlenerek danışanıyla kendisini 'aynı yolun yolcusu' olarak tanımlamış ve ilişkisini bu samimiyet üzerine kurmuştur. Terapiyi bir bütün olarak 'fark etme ve fark edilme' süreci şeklinde tanımlamıştır. Danışanların kendilerini saklamaması amacıyla kendi yaşantısını paylaşmaktan çekinmemiştir. Hatta bazı danışanlarıyla terapi odası dışında da bir araya gelerek yaşamlarına dokunmuştur. Klinik uygulamalarında çok sayıda psikolojik testten yararlanmıştır. Kullandığı başlıca değerlendirme araçları şunlardır:
- Rorschach Testi
- TAT (Tematik Algı Testi)
- CAT (Çocuklar için Algı Testi)
- Jean Le Men D-10 Testi
- Charles Koch Ağaç Testi
- Cümle Tamamlama Testi
- Torrence Yaratıcılık Testi
