Türk siyasetçi, akademisyen ve sosyolog Behice Boran, Bursa'da 1910 yılında dünyaya gelmiş ve 1987 yılında Brüksel'de vefat etmiştir. Boran, Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP) son Genel Başkanı olarak Türkiye'nin yakın siyasi tarihine damgasını vurmuştur. Aydın bir ailenin kızı olarak eğitim hayatında büyük başarılar elde etmiş, akademik çalışmalarını toplumsal mücadeleyle birleştirmiştir. Fikirleri ve eylemleri nedeniyle pek çok zorlukla karşılaşan Boran, inançları uğruna hapis cezaları almış ve sürgün hayatı yaşamıştır. O, tavizsiz bir duruşa sahipti. Bu mücadele dolu ömrü, kendisini Türk sosyoloji tarihinin ve sol siyasetinin en önemli simalarından biri haline getirmiştir.
Bursa'dan Michigan'a Uzanan Eğitim Yolu
Behice Boran, 1890'larda Bursa'ya göç etmiş Kazan Tatarı bir ailenin üç çocuğunun en küçüğü olarak dünyaya gözlerini açtı. Babası tahıl ticaretiyle uğraşan aydın bir adam olan Sadık Bey, annesi ise Mahire Hanım'dı. Küçük Behice, ilköğrenimine doğduğu kent olan Bursa'da başladı. Kurtuluş Savaşı döneminde kentin Yunan işgaline uğraması üzerine ailece İstanbul'a göç etmek zorunda kaldılar. Babasının yabancı dil eğitimine verdiği büyük önem doğrultusunda önce bir Fransız okuluna kaydoldu. Bu eğitim kurumunun kapanması üzerine öğrenimine Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde devam etti. Okul hayatındaki üstün başarısı sayesinde dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nin, yani şimdiki adıyla Robert Kolej'in, 1927 yılında orta, 1931 yılında ise lise kısmını birincilikle tamamlayarak okulun bu dereceyle mezun olan ilk Türk kız öğrencisi olmayı başarmıştır.
Boran, bu dönemde çeşitli eğitim ve yayın faaliyetlerinde yer almıştır:
- Manisa Orta Mektebi bünyesinde İngilizce öğretmenliği yapmıştır.
- Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi bünyesinde doçent olarak sosyoloji dersleri vermiştir.
- Yurt ve Dünya ile Adımlar dergilerinin yayın kadrosunda yer almıştır.
Kolejdeki tarih öğretmeninin önerisiyle, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Michigan Üniversitesi'nden burs teklifi aldı. Bu teklifi değerlendirerek Amerika'ya gitti ve orada sosyoloji alanında doktora derecesini başarıyla tamamladı. 1939 yılında Türkiye'ye dönen Boran, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü'ne doçent olarak girdi. Nevzat Hatko ile 1946 yılında dünya evine giren Boran, akademik başarılarına ve araştırmalarına rağmen, 1948 yılında tamamen siyasi görüşleri bahane edilerek üniversitedeki görevlerinden uzaklaştırılmıştır.
Siyasi Mücadele ve Türkiye İşçi Partisi Liderliği
Üniversiteden uzaklaştırılması, Behice Boran'ın toplumsal mücadeleden geri adım atmasına hiçbir zaman yol açmadı. Aksine, o daha aktif bir siyasi mücadeleye yöneldi. 1950 yılında kurucuları arasında yer aldığı ve başkanlığını üstlendiği Barışseverler Cemiyeti bünyesinde önemli çalışmalar yürüttü. Dernek, Menderes Hükûmeti'nin Kore'ye asker gönderme kararını sert bir dille kınayan bir bildiri yayımladı. Bu bildiri sebebiyle gözaltına alınan Boran, yargılama sonucunda 15 ay hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevi sürecinin tamamlanmasının ardından da inandığı yolda kararlılıkla yürümeyi her zaman sürdürdü. 1962 yılında, Türkiye'nin ilk sosyalist partilerinden olan Türkiye İşçi Partisi'ne (TİP) üye oldu. Siyasi kabiliyeti ve entelektüel birikimi sayesinde parti kademelerinde hızla yükselmeyi başardı. 1965 genel seçimlerinde TİP listesinden Urfa Milletvekili olarak parlamentoya girmeyi başardı.
Parlamentoda aktif bir şekilde muhalif duruş sergileyen Boran, parti içindeki ideolojik ayrılıklar nedeniyle Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar'ın politikalarına karşı açıkça cephe almıştır. Bu fikir ayrılıkları, partinin 1970 yılındaki büyük kongresinde Boran'ın genel başkanlığa seçilmesiyle sonuçlandı. Böylece Türkiye tarihinde bir siyasi partinin başına geçen ilk kadın liderlerden biri oldu. Ancak genel başkanlık döneminin hemen başında, Türkiye 12 Mart 1971 muhtırası ile sarsıldı. Muhtıranın ardından Behice Boran tutuklandı ve liderliğini yaptığı Türkiye İşçi Partisi kapatıldı. Yargılama sonucunda on beş yıl hapis cezasına çarptırılan Boran, yeniden cezaevine gönderildi. Dört yıl süren mahkûmiyetin ardından, 1974 yılında çıkarılan genel af yasasından yararlanarak özgürlüğüne kavuştu. Cezaevinden tahliye edilmesinin ardından hiç vakit kaybetmeden siyasi çalışmalarına geri dönen Boran, dava arkadaşlarıyla omuz omuza vererek partiyi yeniden canlandırmak adına yoğun bir çaba harcamıştır. Nitekim yürütülen bu yoğun çalışmalar meyvesini vermiş, 1975 yılında Türkiye İşçi Partisi yeniden kurulmuş ve kendisi oy birliğiyle bir kez daha genel başkanlık makamına getirilmiştir. Bu zorlu süreçte sosyalist mücadelenin Türkiye'deki en istikrarlı ve kararlı temsilcilerinden biri haline geldi.
Sürgün Yılları ve Ebedi Veda
Türkiye'nin siyasi iklimi, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yaşanmasıyla birlikte derinden sarsıldı. Bu askeri müdahalenin ardından Behice Boran kısa bir süre ev hapsinde tutulmuştur. Ev hapsi sona erdikten sonra Türkiye'den ayrılarak yurt dışına çıkmaya karar verdi. Boran, hafızalarda derin izler bırakmıştır. 'Sosyalist doğulmaz, sosyalist yaşanır.' sözü onun simgesiydi. Siyasi duruşu sebebiyle 1981 yılında yurttaşlıktan çıkarıldı. Yurt dışındayken de çalışmalarını sürdürdü. Burada TKP ile TİP'in birleşme kararını duyurdu. Bu açıklamadan iki gün sonra vefat etti. Cenazesi Türkiye'ye getirilerek İstanbul'da törenler düzenlendi. Naaşı, 18 Ekim günü Zincirlikuyu Mezarlığı'nda topırağa verildi.
