Behiye Aksoy, 19 Eylül 1929'da İstanbul'ün Üsküdar semtinde dünyaya geldi. Asıl soyadı Tetiker olan sanatçı, küçük yaşlarda müzikle tanıştı; annesi ve halası ona piyano ile ut öğretti. O yıllarda pek çok çocuğun hayali farklıyken Behiye, ilkokul sıralarından itibaren hanende olmayı kafasına koydu. İstanbul'da başladığı ilköğretimi tamamladıktan sonra tüccar babasının işi nedeniyle aile Ankara'ya göç etti.
Ankara Radyosu ve Sahne Yılları
Ortaokulu Ankara'da bitirdiğinde şehrin sanat hayatında bir fırsat penceresi açıldı: Konservatuvar işlevi gören Ankara Radyosu, ses sanatçısı sınavı düzenliyor du. 200 aday arasından yalnızca beş kişi kazandı o sınavı; Behiye de o beş kişinin içindeydi. 1948 yılında, daha 15 yaşındayken stajyer ses sanatçısı olarak radyoya adım attı ve ardı ardına dokuz yıl boyunca mikrofon başında yetkinleşti. Sahnelere ilk kez 1958'de Ankara Göl Gazinosu'nda çıktı; bu debut, uzun ve parlak bir gazino kariyerinin başlangıcı oldu.
28 Ekim 1961'de Taksim Sinemasi'nın bitişiğindeki Maksim Gazinosu kapılarını açtığında Behiye Aksoy, Zeki Müren ve Orhan Boran ile dönüşümlü program yaptı. Böylece Maksim tarihinin ilk kadın assolistlerinden biri oldu; dahası, o duvara asılı gibi duran bir unvanı yıllarca korudu: Zeki Müren'le Maksim sahnesinde boy ölçüşen tek bayan şarkıcı. Televizyonun henüz hayatları doldurmadığı o yıllarda salon her galada tıklım tıklım dolardı; masalardan yükselen "yaşa varol" sesleri gecenin ritmine kartışırdı. Ardından Tepebaşı Gazinosu'nda geçirdiği iki sezon da izleyicinin gönlünde derin bir iz bıraktı.
Plak Dünyasındaki Rekorlar
60'lı yıllarda Grafson Şençalar etiketiyle basılan 78 devirli taş plakları piyasada kısa sürede tükeniyor, satış rekorları art arda devriliyordu. O dönemde iyi satan sanatçılara "Altın Plak" verilirken Aksoy'un rakamları bu ödülü aşınca ona farklı bir şey takıldı: Sanatçının platin rengi saçlarından esinlenilerek düznlenen "Platin Taç" unvanı artık onun İsimınin ayrılmaz parçası oldu. Kariyeri boyunca 100'den fazla 45'lik ve yaklaşık 20 LP kaydı yayımladı. 1973'te ise "Falçı" plakı ayrı bir satış rekoruna imza attı. Sahne kostümleri ve tutarlı stiliyle de dikkat çeken Aksoy, yıllarca gazinonun en şık giyinen ismi olarak anıldı.
Sanat dünyasına katkıları yalnızca kendi kariyeriyle sınırlı değildi. Ankara Radyosu'nda genç bir besteci ve yorumcu olarak çalışan Yıldırım Gürses'in eserlerini gazino sahnelerinde seslendirerek O'nun isiminin geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırladı.
Sinema ve Özel Hayat
Sinema dünyasıyla tanışması Erman Filmşirketinin teklifiyle oldu. Gazinolara ulaşamayan seyircisiyle başka bir mecanda buluşma düşüncesiyle 1967'de Orhan Elmas yapımı "Kederli Günlerim"de başrol oynadı; filmi İzzet Günay ile paylaştı. O yıllarda başka hiçbir sanatçıya önerilmeyen rekor bir ücret aldığı belirtilir. Ardından şu filmler de kariyerine eklendi:
- Falçı (1973) — Prodüktör Berker İnanoğlu, başroller Murat Soydan ve Metin Serezli
- Deli Deli Tepeli (1975) — Konuk oyuncu
- Lanetli Yıllar (1976)
Özel hayatında üç evlilik yaşadı. Avukat ve üd Halil Aksoy ile 1951'de bastığı imzayı 1963'e kadar taşıdı; bu evlilikten oğlu Ahmet Kazım Aksoy dünyaya geldi. İkinci evliliği film yapımcısı Berker İnanoğlu ile ocak 1973'te başladı, on yedi gün sonra sona erdi. Üçüncü eşi, uzun yıllar birlikte olduğu "Gazinocular Kralı" lakabıyla tanınan Fahrettin Aslan'dı; bu birliktelik de ömürlül olmadı. Üç evlilik boyunca ilk eşinden kalan "Aksoy" soyadını bırakmadı.
Gazino kültürünün 1980'lerin başında hız keserek soluklanmasıyla birlikte Behiye Aksoy sahneleri arkasında bıraktı ve sessiz bir çekilmeyi tercih etti. 2001'de Alzheimer teşhisi konan sanatçı, hastalığın ilerleyen evrelerinde birikimlerini elden çıkartarak 2011'de bir İstanbul huzurevine yerleşti. 31 Mayıs 2015'te, 86 yaşında, yaşadığı huzurevinde hayata gözlerini yumdu.
