Türk sanat müziğinin en unutulmaz seslerinden biri olan Behiye Aksoy, 19 Eylül 1929'da İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Sahne dünyasında kendine has tarzı ve büyüleyici zarafetiyle iz bırakan efsanevi sanatçı, asıl adıyla Behiye Tetiker, Türk müziğinin altın çağını şekillendiren en parlak isimlerden biri olmayı başardı. Ailesinden aldığı ilhamla başladığı sanat serüvenini, radyo stüdyolarından gazino sahnelerine, oradan da beyaz perdeye taşıyan diva, ömrünün son demlerine kadar musiki severlerin gönlünde taht kurdu. 2015 yılında aramızdan ayrılan Aksoy, geride silinmez izler ve platin taçla taçlandırılmış görkemli bir miras bıraktı.
Musikiyle Tanışma ve Ankara Radyosu Yılları
Küçük yaşlarda müzikal bir iklimin içinde büyüyen Behiye Aksoy'un yeteneği, piyano ve ud çalabilen annesi ile halasının tınılarıyla filizlendi. Siyah-beyaz sinema perdelerinde dönemin dev isimleri Müzeyyen Senar ve Münir Nurettin Selçuk'u hayranlıkla izleyen genç Behiye, bu büyük ustaların icralarından derinden etkilendi. Ortaokul sıralarını tamamladıktan sonra müzik kariyerinin ilk resmi adımını atmak üzere Ankara Radyosu'nun seçmelerine katıldı. Yaklaşık 200 adayın ter döktüğü bu prestijli elemeyi üstün başarıyla geçerek 1948 yılında kuruma stajyer sanatçı olarak adım attı. Radyo çatısı altında gösterdiği büyük disiplin ve yetenek sayesinde zamanla yükselerek repertitör muavinliği görevine kadar ulaştı.
Maksim Gazinosu'nun Zirvesindeki Platin Kraliçe
Radyo tecrübesinin ardından sahnelere adım atan sanatçı, gazino kültürünün en parlak dönemine damgasını vurdu. Maksim Gazinosu tarihinde, sanat güneşi Zeki Müren'in ardından sahne alan en büyük yıldız mertebesine erişti. Kendine has platin rengi saçları ve göz alıcı sahne kostümleriyle adeta bir moda ikonu haline gelen Aksoy, kendisinden sonra gelen tüm kadın solistlere öncülük etti. Sahnedeki benzersiz karizması, karakteristik hareketleri ve dinleyicileri büyüleyen yorumculuk dehası her defasında ayakta alkışlandı. Plakları müzik marketlerde adeta kapışıldı ve dinleyicilerinden gördüğü bu olağanüstü sevgi, ona alışılagelmiş altın plaklar yerine görkemli bir platin taç kazandırdı. Müziğe veda ettiği 1980'li yıllara kadar daima zirvede kalarak Türkiye'nin en sevilen seslerinden biri oldu.
Sinema Macerası, Evlilikleri ve Vedası
Güçlü sesini sinema perdesine de yansıtan Behiye Aksoy, iki önemli Yeşilçam filminde başrol oynayarak oyunculuk yeteneğini kanıtladı:
- 1967 yılında vizyona giren Kederli Günlerim
- 1973 yapımı dram türündeki Falcı
Sanatçının fırtınalı özel yaşamında ise üç evlilik öne çıktı. İlk evliliğini gerçekleştirdiği Halil Aksoy'dan Ahmet Kazım adında bir erkek evlat sahibi oldu. Ocak 1973 tarihinde ünlü yapımcı Berker İnanoğlu ile nikah masasına oturdu ancak bu birliktelik yalnızca 19 gün sürdü. Aynı yılın ilerleyen aylarında, daha öncesinde 17 senelik köklü bir geçmişi paylaştığı ünlü gazinocu Fahrettin Aslan ile dünya evine girdi; ne var ki bu evlilik de bir yıl sonra boşanmayla neticelendi.
Yaşamının son döneminde, 2001 yılında amansız alzheimer hastalığına yakalanan usta yorumcu, rahatsızlığının ilerlemesi üzerine İstanbul Şişli Nezih Huzur ve Yaşlı Bakım Merkezi'ne yerleştirildi. Aralık 2014'te durumu ağırlaşarak yoğun bakıma kaldırılan sanatçı, 31 Mayıs 2015'te 85 yaşında İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Büyük sanatçının cenazesi, 3 Haziran'da düzenlenen törenin ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilerek sonsuzluğa uğurlandı.