1876 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Behiç Erkin, cephedeki eşsiz lojistik dehası, teşkilatçı kimliği ve diplomatik cesaretiyle Türkiye'nin kaderini tayin eden en önemli asker, diplomat ve devlet adamlarından biridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 1907 yılından itibaren en eski ve en yakın mesai arkadaşı olan bu tarihi şahsiyet, ömrünü vatan hizmetine adamıştır. 1961 senesinde İstanbul'da vefat eden Erkin, arkasında ulusuna adanmış devasa bir miras bırakmıştır.
Eğitim Yılları ve Cephelerde Geçen Bir Ömür
Babası kaymakam Cemil Bey ve annesi Nadire Hanım olan Behiç Bey, çocukluğunu halası Saide Hanım ve eniştesi Mareşal Hidayet Paşa'nın yanında geçirmiştir. Hidayet Paşa'nın askeri görev yerleri sebebiyle çocukluk yıllarında Bağdat, Erzincan, İstanbul ve Basra vilayetlerinde bulunmuştur. Erzincan'da Askeri Rüşdiye bünyesinde ilk askeri eğitimine adım atmıştır. Hidayet Paşa'nın Basra valiliği döneminde ise okul eğitimine ara vererek özel dersler almıştır. Paşa'nın vefatının ardından ailesiyle birlikte yeniden İstanbul'a dönmüştür. İstanbul'da sırasıyla Askeri Rüştiye, Askeri İdadi, Harp Okulu ve nihayet 1901'de Harp Akademisi'ni başarıyla tamamlamıştır. 1902 yılında Selanik'teki 3. Ordu Komutanlığı emrine tayin edilmiştir. Bu tayin onun hayatının en büyük dönüm noktasıdır. Çünkü orada, dostluğu ömür boyu sürecek olan Mustafa Kemal ile tanışmıştır. Aynı sene Midilli Mutasarrıfı Reşit Paşa'nın kızı Behiye Hanım ile evlenmiştir. Bu evlilikten üç evladı olmuştur. Çocukları Reşide, Necit ve Vecih adlarını taşımaktadır. Kurmay yüzbaşı rütbesiyle Selanik-İstanbul demiryolu muhafız kuvvetleri müfettişliği yapmıştır. İkinci Meşrutiyet'in ilanının ardından patlak veren 31 Mart İsyanı'nı bastırmak amacıyla İstanbul'a hareket eden Hareket Ordusu'nda aktif görev almıştır. 1910 yılında Selanik-İstanbul hattında yeni kurulan askeri komiserliğe atanmıştır. Balkan Savaşı esnasında Yunan kuvvetlerine esir düşmüştür. Esaret günlerinin ardından kurtularak Erkânı Harbiye'de görev üstlenmiş ve demiryollarının askeri operasyonlarda etkin biçimde çalıştırılmasını sağlamıştır. Birinci Dünya Savaşı esnasında demiryollarının askeri sevkiyatlardaki hayati rollerini ve teşkilatlanma esaslarını detaylandırdığı 'Demiryollarının Askerlik Açısından Tarihi, Kullanımı ve Teşkilatı' adındaki rehber niteliğindeki kitabını yayımlamıştır. Bu eser, Osmanlı İmparatorluğu'nda demiryolları üzerine yazılmış ilk ve tek Müslüman Türk çalışması olma özelliğine sahiptir.
Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı Kahramanlığı
Çanakkale Savaşı'nın Savunma Seferberlik Planı'nı hazırlayan Behiç Bey, cephe gerisi sevkiyatları mükemmel yöneterek zaferde büyük pay sahibi olmuştur. Bu muazzam hizmetlerinden ötürü müttefik Alman Devleti, kendisini en önemli askeri nişanı olan 1. Dereceden Demir Haç Madalyası ile ödüllendirmiştir. Savaş sonrasında hem Osmanlı Devleti hem de Almanya tarafından ikişer madalya ile kahraman ilan edilmiştir. Bu en üst düzey nişana layık görülen diğer Türk komutan ise sadece Mustafa Kemal Paşa olmuştur. Türk Kurtuluş Savaşı başlarken Mustafa Kemal, cephe gerisindeki tüm hayati sevkiyatları Behiç Bey'in sarsılmaz disiplinine emanet etmiştir. Büyük önderin 'Siz sevkiyatlarda başarılı olun ki, ben cephelerde başarılı olayım' sözüyle sırtladığı bu tarihi yükü başarıyla taşımıştır. Elde edilen büyük zaferlerin ve hizmetlerin neticesinde şu taltiflere layık görülmüştür:
- Alman Devleti 1. Dereceden Demir Haç Madalyası
- TBMM Özel Takdirnamesi
- İstiklal Madalyası
Demiryollarının Babası ve Devlet Adamı Kimliği
Savaşların ardından Behiç Erkin, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları'nın kurucusu ve ilk genel müdürü olarak hizmet vermiştir. Ülkedeki demiryolu ulaşımının temellerini attığı için kendisine 'Demiryollarının Babası' unvanı verilmiştir. TBMM bünyesinde İstanbul ve Çankırı milletvekilliği görevlerinde bulunmuştur. 1926-1928 yılları arasında Nâfıa Vekili olarak kabinede görev almıştır. Bakanlığı esnasında, günümüzün Milli İstihbarat Teşkilatı olan Milli Emniyet Hizmetleri Teşkilatı'nın fikir babalığını yapmış ve kurucu imzasını atmıştır. Devlet memurlarının ve çalışanların sosyal haklarını güvence altına almak maksadıyla 1926 senesinde İmalat-ı Harbiye Teâvün ve Sigorta Sandığı'nı kurarak genç cumhuriyetin ilk emekli sandığını fiilen hayata geçirmiştir. Atatürk'ün en yakın mesai arkadaşlarından biri olarak, en mahrem ülke sorunlarını mektuplarla açık yüreklilikle tartıştığı ender şahsiyetlerdendir.
Paris'teki İnsanlık Mücadelesi
İkinci Dünya Savaşı'nın en buhranlı yıllarında üstlendiği Paris Büyükelçiliği vazifesi, sergilediği diplomatik zeka ve insani fedakarlıklarla adını dünya tarihinin unutulmaz sayfalarına altın harflerle kazımıştır. Nazi zulmü altındaki Fransa'da büyük bir cesaret örneği göstererek binlerce Musevi vatandaşı soykırımdan kurtarmıştır. Kendi hayatını ve diplomatik statüsünü riske atarak onlara Türk kimlik belgeleri sağlamıştır. Bu sayede binlerce insanı toplama kamplarından ve mutlak bir ölümden çekip almıştır. Bu asil insani duruşu, onun sadece askeri ve idari bir deha değil, aynı zamanda evrensel bir vicdan anıtı olduğunu göstermiştir.
