İstanbul'da 1925 yılında dünyaya gelen Gülçin Çaylıgil, Türkiye'nin hukuk ve düşünce özgürlüğü mücadelesinde derin izler bırakmış öncü bir avukattır. Yarım asrı aşan meslek yaşamında, ülkenin en kritik dönemlerindeki düşünce suçları davalarında üstlendiği kararlı savunmalarla hafızalara kazınmıştır. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezuniyetinin ardından 1952'de başladığı avukatlık kariyerini, ömrünü adadığı adalet arayışı doğrultusunda 2007 yılına kadar sürdürmüştür.
Hukuk Mücadelesiyle Geçen 55 Yıl
Çaylıgil'in mesleki yolculuğu, 1950 yılında İstanbul Üniversitesi'nden mezun olmasıyla akademik olarak tamamlanmış ve iki yıl sonra bilfiil mahkeme salonlarında başlamıştır. İlk davasında, tercüme ettiği bir yazı nedeniyle komünizm propagandası suçlamasıyla yargılanan Adnan Benk'i savunan Çaylıgil, bu davayla birlikte kariyerinin ana eksenini de çizmiştir. Düşünceyi ifade etme hakkını savunan efsanevi isim, 2007 yılına kadar kesintisiz 55 yıl boyunca adliyelerde adalet aramıştır. Sağlık problemleri nedeniyle cübbesini çıkardığı güne kadar, Türkiye'nin entelektüel birikimini ve muhalif seslerini yalnız bırakmamıştır.
Çaylıgil'in savunmasını üstlendiği önemli isimler arasında şu şahsiyetler öne çıkmaktadır:
- Orhan Kemal ve İlhan Selçuk gibi edebiyat ve basın dünyasının dev isimleri,
- Uğur Mumcu, Ahmet Altan, İpek Çalışlar ve Ali Sirmen gibi köşe yazarı ve gazeteciler,
- Can Yücel ve Bilgesu Erenus gibi kıymetli sanatçılar,
- Server Tanilli, Yalçın Küçük ve Doğan Avcıoğlu gibi aydın ve akademisyenler.
Kritik Tarihlerin ve Davaların Avukatı
Türkiye'nin siyasi ve toplumsal çalkantılarına bizzat tanıklık eden Gülçin Çaylıgil, özellikle 12 Mart ve 12 Eylül askeri müdahale dönemlerinde en riskli dosyaların savunmasını üstlenmiştir. Dönemin sembol davalarında sanıkların sesi olan Çaylıgil, adalet tarihine geçen pek çok duruşmada görev almıştır.
Savunma makamında yer aldığı başlıca tarihi davalar şunlardır:
- 12 Mart askeri müdahalesi sonrasındaki Deniz Subayları davası ile Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının İstanbul'daki yargılamaları,
- Madanoğlu davası, Aydınlık gazetesi davası ve Türkiye Komünist Partisi davası,
- 12 Eylül dönemi sonrasında açılan Cumhuriyet gazetesi davası, DİSK davası ve Türkiye İşçi Köylü Partisi davası,
- Demokrasi mücadelesinin simgelerinden biri olan 1984 Aydınlar Dilekçesi davası,
- Barış Derneği davası, Devrimci Sol davası ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi - Cephesi davası.
Ödülleri ve Mesleki Mirası
Meslek hayatı boyunca sadece adliye koridorlarında değil, mesleki örgütlenmelerde de aktif rol üstlenen Gülçin Çaylıgil, Türkiye Barolar Birliği delegeliği yapmış ve yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini yürütmüştür. Ayrıca İstanbul Barosu bünyesinde kurulan Staj Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu'nda da görev alarak genç meslektaşlarının yetişmesine katkı sunmuştur. Kararlı duruşu ve hukuk mücadelesi, ömrünün son yıllarında prestijli ödüllerle taçlandırılmıştır. 2001 yılında Orhan Apaydın Demokrasi ve Barış Vakfı Ödülü'nü ünlü yazar Yaşar Kemal ile paylaşmıştır. 2007'de ise basın özgürlüğünü korumaya yönelik kıymetli katkılarından ötürü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Basın Özgürlüğü Ödülü'ne Hrant Dink ve Ragıp Zarakolu ile beraber layık görülmüştür.
Emeklilik günlerini Muğla'nın Bodrum ilçesinde geçiren ve yaklaşık üç yıl burada sakin bir yaşam süren efsanevi hukukçu, 10 Nisan 2013 tarihinde evinde geçirdiği ani bir kalp krizi neticesinde aramızdan ayrılmıştır. Bodrum Adliyesi önünde düzenlenen resmi törenin ardından cenazesi Gümbet Karaburgaz Mezarlığı'nda toprağa verilmiştir. Vefatından iki gün sonra, İstanbul Barosu Merkez binası önünde toplanan meslektaşları da onu sevgiyle anmıştır. Yazar Bilgesu Erenus, onun hayatını ve hukuk mücadelesini konu alan Böyle Bir Dünya: Gülçin Çaylıgil Davası isimli eseri kaleme alarak bu onurlu yaşamı ölümsüzleştirmiştir.
