Ankara'da 2 Mart 1950 tarihinde gözlerini dünyaya açan Ahmet Altan, edebiyat dünyasında kaleme aldığı ses getiren çok satan romanları ve cesur köşe yazarlığı ile Türk basınının ve edebiyatının en çok konuşulan isimlerinden biri olmuştur. Yazar Çetin Altan'ın oğlu ve akademisyen-yazar Mehmet Altan'ın ağabeyi olan tecrübeli kalem, zengin kelime dağarcığı ve cesur anlatımıyla geniş kitlelere hitap etmeyi başarmıştır.
Eğitim Hayatı ve Yazın Dünyasına İlk Adımlar
İlk eğitim adımlarını Robert Kolej'de atan Ahmet Altan, buradaki öğreniminden sonra Ankara Koleji'ne geçiş yaptı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ni (ODTÜ) kazanmasına rağmen çeşitli etkenler nedeniyle buradan ayrılmak zorunda kaldı ve yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde tamamladı. Edebi üretimlerine yirmi yedi yaşında kaleme aldığı "Paltolu Donkişot" isimli tiyatro oyunuyla başlayan Altan, basın camiasındaki yerini ise Nokta dergisinde köşe yazarı olarak aldı. Hürriyet ve Güneş gibi saygın günlük gazetelerde sürdürdüğü makale yazarlığı, onu geniş kitlelerin yakından takip ettiği bir figür haline getirdi. 1982 yılında kaleme almaya başladığı ilk romanı Dört Mevsim Sonbahar, Müjdat Gezen'in yayınevi aracılığıyla okuyucuya sunuldu ve Tuzla'da vatan görevini icra ettiği sırada Akademi Kitabevi Roman Büyük Ödülü ile taçlandırıldı.
Çok Satan Romanlar ve Edebi Sansür Tartışmaları
Yazarlık kariyerinde büyük fırtınalar koparan ikinci eseri Sudaki İz, yayımlandığı dönemde edebiyat dünyasını adeta ikiye böldü. İlk haftasında iki baskı yaparak listelerde zirveye yerleşen roman, sadece üç ay içinde dokuz baskıya ulaşarak kırk beş bin adetlik satış rakamı yakaladı. Fakat eser, yayımlanmasından dokuz ay sonra müstehcenlik iddialarıyla toplatıldı. TBMM kararıyla toplatılıp yakılan roman nedeniyle Ahmet Altan, cumhuriyet tarihinde bu sebeple yargılanan ilk yazar unvanını aldı. İki yıl devam eden dava sürecinin ardından imha edilmesine hükmedilen yapıt, kesinleşmiş mahkeme kararının da metne eklendiği sansürlü bir baskıyla tekrar raflardaki yerini aldı.
Gazetecilik, Televizyonculuk ve Siyasi Davalar
1991 senesinde okurlarla buluşan Yalnızlığın Özel Tarihi, mutsuz bireylerin hayattaki arayışlarına odaklanarak büyük ilgi topladı. 1995 yılında Milliyet Gazetesi kadrosuna dahil olan Altan, televizyon ekranlarında Neşe Düzel ile beraber hazırladığı "Kırmızı Koltuk" programıyla gündem oluşturdu. Siyasi konulardaki eleştirel yaklaşımları nedeniyle bu program yayından kaldırılırken, kendisi de ekranlardaki ifadelerinden ötürü bir buçuk yıl hapiş cezasına çarptırıldı. Ardından Yeni Yüzyıl gazetesinde kaleme aldığı makalelerde sert ve provokatif bir üslup benimseyen yazar, toplumsal meselelere dair görüşlerini açıkça ifade etmekten geri durmadı.
Aynı yıl çıkardığı ve insan psikolojisinin derinliklerine inen deneme kitabı "Gece Yarısı Şarkıları", on beş baskı yaparak büyük başarı yakaladı. Özellikle kadın okurlardan yoğun ilgi gören Altan, edebiyat çevrelerinde "kadın ruhunu en iyi anlayan yazar" olarak nitelendirilmeye başlandı. 1996 yılında yayımlanan Tehlikeli Masallar romanı yüz binin üzerinde bir satış başarısı yakalarken, yazar ardından toplumsal öfkeleri ve tutkuları anlatan "Karanlıkta Sabah Kuşları" adlı deneme kitabını çıkardı. Ardından neo-klasik olarak nitelendirdiği Kılıç Yarası Gibi ve onun devamı niteliğindeki İsyan Günlerinde Aşk ile tarihsel dönemleri başarıyla kurguladı.
Taraf Gazetesi Dönemi ve Yakın Dönem Yargı Süreçleri
Basın camiasında adından sıkça söz ettiren Ahmet Altan, 2007 yılında kurucuları arasında yer aldığı Taraf gazetesinin genel yayın yönetmenliğini üstlendi ve aynı zamanda "Kum Saati" isimli köşesinde günlük yazılar kaleme aldı. 2012 yılının Aralık ayında Yasemin Çongar ile birlikte buradaki görevlerinden istifa etti. Özel hayatında 1968 yılında Günnur Altan ile dünya evine giren yazarın, Sanem ve Kerem adlarında iki çocuğu bulunmaktadır.
Yazarın hayatındaki en zorlu dönemlerden biri ise 2016 yılında başladı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki soruşturmalar kapsamında, 10 Eylül 2016 tarihinde kardeşi Mehmet Altan ile beraber gözaltına alındı. Kısa süreli bir serbest kalışın ardından tekrar gözaltına alınarak 22 Eylül 2016'da tutuklandı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava neticesinde, 16 Şubat 2018'de "Anayasayı ihlal" suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu karar onansa da, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2019 yılında bu hükmü bozarak eylemin "örgüte yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar verdi. Yapılan yeniden yargılamada 10 yıl 6 ay hapis cezası alan yazar tahliye edilse de, savcılığın itirazı üzerine 12 Kasım 2019'da yeniden tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ayrıca internet yazılarından dolayı da hakkında verilen çeşitli cezalar kesinleşti.
Ahmet Altan'ın Aldığı Başlıca Ödüller
- 1983 - Akademi Yayınevi Roman Ödülü (Dört Mevsim Sonbahar)
- 1998 - Yunus Nadi Ödülü (Kılıç Yarası Gibi)
- 2009 - Leipzig Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü
- 2011 - Uluslararası Hrant Dink Ödülü
- 2013 - Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü
Ahmet Altan'ın Kaleme Aldığı Romanlar
- 1982 - Dört Mevsim Sonbahar
- 1985 - Sudaki İz
- 1991 - Yalnızlığın Özel Tarihi
- 1996 - Tehlikeli Masallar
- 1998 - Kılıç Yarası Gibi
- 2001 - İsyan Günlerinde Aşk
- 2002 - Aldatmak
- 2005 - En Uzun Gece
- 2013 - Son Oyun
- 2015 - Ölmek Kolaydır Sevmekten
- 2015 - Bir Hayat Bir Hayata Değer
