Türk edebiyatının usta kalemlerinden Orhan Kemal, 15 Eylül 1914 tarihinde Adana'nın Ceyhan ilçesinde dünyaya gözlerini açmıştır. Gerçek ismi Mehmet Raşit Öğütçü olan yazar, 2 Haziran 1970'te Sofya'da hayata gözlerini yumana dek toplumcu gerçekçi edebiyatın en önemli temsilcilerinden biri olmuştur. Eserlerinde genellikle Adana'nın tarım ve fabrika işçilerini, İstanbul'un kenar mahallelerinde yaşam mücadelesi veren yoksul insanları anlatarak Türk romanına yeni bir soluk kazandırmıştır. Henüz genç yaşta futbol sahalarında Golcü Raşit olarak anılan bu yetenekli isim, edebiyat dünyasına adım atarak Türk insanının sessiz çığlığını satırlara dökmüştür.
Adana'dan Beyrut'a Uzanan Zorlu Gençlik Yılları
Yazarın babası, Dardanos'ta topçu teğmenliği yapan avukat Abdülkadir Kemali Bey, annesi ise öğretmenlik yapmış olan Azime Hanım'dır. Çocukluk yılları göçlerle doluydu. Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle birlikte Adana'nın Fransız kuvvetlerince işgal edilmesinin ardından ailesiyle birlikte önce Niğde'ye, sonrasında ise Delibaş isyanına tanıklık edeceği Konya şehrine göç etmek zorunda kalmıştır. Babasının milletvekili seçilmesinden sonra aile Ankara'ya yerleşti. Daha sonra, 1923 yılında tekrar Adana'ya dönmüşlerdir. Ceyhan'da çiftçilikle ilgilenen babasının kurduğu Toksöz gazetesi Takrir-i Sükûn Kanunu gerekçe gösterilerek kapatılınca avukat babası on bir ay tutuklu kalmıştır.
Genç Raşit, babasının yoğun siyasi yaşantısının içinde büyümesine karşın o senelerde siyasetle doğrudan ilgilenmemeyi tercih etmiştir. Babasının kurucusu olduğu Ahali Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılmasının ardından başlayan sürgün süreci, aileyi Lübnan sınırlarına taşımıştır. Orta öğrenimini yarıda bırakarak Beyrut'ta bulaşıkçılık ve matbaa işçiliği yapan genç adam, bir yıl sonra Türkiye'ye tek başına dönmüştür. Adana'da babaannesinin yanına sığınarak çırçır fabrikalarında çalıştı. Bu fabrikalardaki birikimleri, Baba Evi ve Avare Yıllar romanlarına hayat verdi. Yazar, 1937 yılında Nuriye Hanım ile evlendi. Bir sene sonra kızı Yıldız doğdu.
Hapis Yılları ve Edebi Dönüşüm: Nazım Hikmet Dokunuşu
1938 yılında askerlik vazifesini yapmak üzere Niğde'ye giden yazar, okuduğu kitaplar sebebiyle büyük bir sarsıntı yaşamıştır. Nâzım Hikmet ve Maksim Gorki eserlerini bulundurmaktan dolayı beş yıl hapis cezasına çarptırılarak Kayseri Hapishanesi'ne nakledilmiştir. İlk edebi denemesi olan 'Duvarlar' şiirini, cezaevindeyken Reşat Kemal takma adıyla Yedigün dergisinde okuyucuyla buluşturmuştur. Babasının çabaları neticesinde önce Adana Cezaevi'ne, nihayetinde ise Bursa Cezaevi'ne nakledilmesi hayatının seyrini tamamen değiştirmiştir. Bursa Cezaevi, yazarın edebi kariyerinin en mühim dönüm noktasını oluşturdu. Bursa'da geçirdiği üç buçuk yıl boyunca ünlü şair Nâzım Hikmet ile aynı odayı paylaşarak ondan dersler almıştır. Nazım Hikmet, genç yazara felsefe, Fransızca ve siyaset konularında rehberlik ederek fikir dünyasını zenginleştirmiştir. Orhan Kemal'i şiirden vazgeçirip roman ve öykü yazmaya teşvik eden isim de yine usta şair olmuştur. Onun teşvikiyle yazdığı 'Onsekiz Yaş' adlı ilk roman çalışması yayımlanmasa da yazarlık yolundaki ilk ciddi adımı olmuştur.
Toplumsal Gerçekçiliğin Zirvesi ve Ölümsüz Eserler
Hapisten çıktıktan sonra tamamen öykü yazmaya yönelen yazar, Türk edebiyatında çığır açacak eserlerini birbiri ardına sıralamıştır. 1949 yılında okurla buluşan ilk öykü derlemesi Ekmek Kavgası, onun edebiyat dünyasında kalıcı bir yer edinmesini sağlayan ilk büyük adımıdır. Hemen arkasından Küçük Adamın Notları üst başlığıyla yayımladığı otobiyografik roman serisiyle ününü pekiştirmiştir. Edebi üretiminin doruk noktasına ulaştığı 1960'lı yıllarda Adana'daki fabrika işçilerinden İstanbul'un en ücra gecekondu mahallelerinde tutunmaya çalışan yoksul insanlara kadar toplumun en alt kesimlerinin hayat mücadelelerini kaleme alarak Türk edebiyatının en seçkin yazarları arasındaki sarsılmaz yerini almıştır.
Adana'da futbol oynadığı gençlik döneminde 'Golcü Raşit' olarak tanınan ve edebiyata şiirle başlasa da romancılık yönüyle devleşen sanatçı, arkasında bıraktığı sayısız roman, öykü ve oyunla kültleşmiştir. Yazarın başyapıtları arasında yer alan ve tiyatro ile sinemaya da uyarlanan en ünlü eserlerinden bazıları şunlardır:
- Murtaza
- Hanımın Çiftliği
- 72. Koğuş
