Türk edebiyatının en güçlü gerçekçi yazarlarından biri olan Mehmet Raşit Öğütçü, edebiyat dünyasında tanındığı adıyla Orhan Kemal, 15 Eylül 1914 tarihinde Adana'nın Ceyhan ilçesinde dünyaya gözlerini açtı.
Yaşamı boyunca sıradan insanların, fabrikalardaki işçilerin ve sokaktaki yoksulların sesini duyurmayı kendine görev edinen usta kalem, bu mücadeleyi eserlerine büyük bir içtenlikle aktardı.
Zorluklarla dolu hayat serüveni, kaleme aldığı çarpıcı hikayeler ve romanlar sayesinde Türk toplumunun hafızasında derin izler bırakarak onu edebiyatımızın ölümsüz figürlerinden biri haline getirdi.
Adana'dan Gurbete Uzanan İlk Yıllar
Siyasetle iç içe bir ailede büyüyen yazarın babası, milletvekilliği ve bakanlık yapmış olan Abdülkadir Kemali Bey, annesi ise Azime Hanım'dır.
Henüz on yedi yaşındayken, babasının siyasi sebeplerle Suriye'ye kaçması üzerine orta öğrenimini yarıda bırakmak mecburiyetinde kaldı.
Genç yaşta gurbete giden yazar, Suriye ve Lübnan'da bulaşıkçılık ve matbaa işçiliği yaparak hayatını kazanmayı çalıştı.
Sıla hasretine dayanamayarak 1932 yılında tek başına ülkesine döndü ve Adana'da çırçır fabrikalarında işçilik, dokumacılık ile katiplik yaptı.
Bu ağır fabrika şartları, onun ileride yazacağı toplumsal gerçekçi eserlerin en büyük esin kaynağını oluşturacaktı.
Yazar, 5 Mayıs 1937 tarihinde bir fabrikada işçi olarak çalışan Nuriye Hanım ile hayatını birleştirdi.
Bu evlilikten sırasıyla Yıldız, Nazım, Kemali ve Işık adlarında dört evladı dünyaya geldi.
Demir Parmaklıklar Arkasında Değişen Bir Hayat
Askerlik görevini yaptığı Niğde'de ilk şiirlerini yazan yazar için 1938 yılı büyük bir dönüm noktası oldu.
Komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklanarak beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Kayseri, Adana ve Bursa cezaevlerinde geçen bu zorlu yıllar, onun sanat anlayışını kökten değiştirdi.
Özellikle 1940 yılının soğuk kış aylarında Bursa Cezaevi'nde büyük şair Nâzım Hikmet ile tanışması, hem yaşam çizgisinin hem de edebi kimliğinin seyrini tamamen değiştiren en önemli dönüm noktası oldu.
Ünlü şairin tavsiyeleri doğrultusunda şiiri bırakıp düzyazıya yönelen yazar, ilk düzyazı denemesi olan "Balık"ı 1940 yılında yayımladı.
Cezaevinden çıktıktan sonra geçim sıkıntısıyla boğuşan sanatçı, amelelik, hamallık ve katiplik gibi pek çok geçici işte çalıştı.
Askerlik vazifesinin kalan kısmını tamamlamak için 1945 yılında Kilis'e giderek otuz beş gün daha görev yaptı.
Sanatçı ilk hikayelerinde "Bacaksız Orhan", "Raşit Kemali" ve "Orhan Raşit" gibi farklı imzalar kullandı.
Zamanla Türk okurunun zihnine kazınacak olan Orhan Kemal müstear ismini ise ilk defa 1942 ve 1943 yıllarındaki yazılarında tercih etti.
İstanbul Yılları ve Edebi Başarılar
Ailesiyle birlikte 17 Nisan 1951'de İstanbul'a yerleşen yazar, hayatını sadece kalemiyle kazanmayı kararlaştırdı.
İstanbul'un arka sokakları, kenar mahalleleri ve burada yaşayan yoksul insanlar onun zengin öykü dünyasını besledi.
Ünlü yazar, roman ve öykülerinin yanı sıra sinema sektörü için çok sayıda film senaryosu üretti.
Tiyatroya da büyük ilgi duyan yazar, "72. Koğuş", "Murtaza", "Eskici Dükkanı" ve "Kardeş Payı" gibi başyapıtlarını bizzat oyunlaştırdı.
Kaleme aldığı "İspinozlar" oyunuyla tiyatro sahnelerinde büyük yankı uyandırdı.
Bu üstün başarıları sayesinde 1967 yılında Ankara Sanat Severler Derneği tarafından en iyi oyun yazarı seçildi.
Ancak fırtınalı hayatı boyunca siyasi takibatlar peşini bırakmadı.
Bir lokantadaki sohbeti yüzünden 1966 yılında yeniden yargılandı.
Bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi ve iki yıl sonra bu davadan tamamen beraat etti.
Ölümsüz Miras, Seçkin Eserler ve Ödüller
Yaşamının son aylarında, hem tedavi görmek hem de yazarlar birliğinin davetine icabet etmek amacıyla Sofya'ya gitti.
Sofya'da geçirdiği beyin kanaması sonucu hayata gözlerini yumdu.
Cenazesi Türkiye'ye getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.
Ölümünün ardından ailesi, onun anısını yaşatmak amacıyla prestijli Orhan Kemal Roman Armağanı'nı düzenlemeye başladı.
İlk ödül, yazarın vefatından iki yıl sonra Yılmaz Güney'in ünlü romanına layık görüldü.
Ayrıca edebiyatseverlerin uğrak noktası olan ve yazarın anılarını yaşatan Orhan Kemal Müzesi de Cihangir semtinde kapılarını açtı.
Edebiyat dünyasına bıraktığı miras, bugün de okurlarını büyülemeye devam etmektedir.
Orhan Kemal, üretken yazı hayatı boyunca çok sayıda romana, öyküye ve tiyatro oyununa imza atmıştır.
İşte yazarın öne çıkan bazı başyapıtları:
Edebiyata Yön Veren Seçkin Eserleri
- Romanlar: Baba Evi, Avare Yıllar, Murtaza, Cemile, Bereketli Topraklar Üzerinde, Devlet Kuşu, Hanımın Çiftliği, Eskici ve Oğulları, Gurbet Kuşları, Kanlı Topraklar
- Öyküler: Ekmek Kavgası, Sarhoşlar, Çamaşırcının Kızı, 72. Koğuş, Grev, Kardeş Payı, Önce Ekmek
- Oyunlar ve Diğer Eserleri: İspinozlar (Oyun), Nazım Hikmet'le Üç buçuk Yıl (Anı)
Aldığı Saygın Ödüller
- 1958 - Sait Faik Hikaye Armağanı (Kardeş Payı ile)
- 1967 - Ankara Sanatseverler Derneği Yılın En İyi Öykücüsü Ödülü
- 1969 - Sait Faik Hikaye Armağanı (Önce Ekmek ile)
- 1969 - Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü (Önce Ekmek ile)
