Türk sinemasının en önemli dönemlerine damga vuran oyuncu ve yapımcı Orhan Günşiray, 16 Eylül 1928 tarihinde İstanbul'un tarihi semtlerinden Beyoğlu'nda dünyaya gözlerini açtı. Mehmet Mahir ve Sıdıka Nebiye çiftinin oğlu olan sanatçı, Tophane Sanat Okulu'ndaki eğitimini tamamladıktan sonra bir süre ticaret dünyasında şansını denedi. Sinema kariyerine adım atmadan önce 1950 yılında Adalar Erkek Güzeli unvanını kazanarak dikkatleri üzerine çekti. Kazandığı bu popülarite, onun gelecekteki beyaz perde serüveninin kapılarını aralayan ilk kıvılcım oldu. Sektöre girişi ise 1957 yılında yapımcı Hasan Kazankaya'nın yoğun ısrarları ve yönlendirmesiyle gerçekleşti. Sanatçı, aynı yıl Lejyon Dönüşü filminde oynadı. Bu yapıtla sinemaya görkemli bir giriş yaptı. İlk deneyiminin hemen ardından, tarihi temalı Murat Çeşmesi adlı filmde sergilediği performansla adından söz ettirmeyi başardı.
Yeşilçam'da Zirveye Tırmanış ve Fosforlu Cevriye
Sinema sektörünün o dönem sunduğu ekonomik koşullara tam anlamıyla güvenemeyen genç aktör, oyunculuk yaparken bir yandan da müteahhitlik işlerini sürdürdü. Hayatının dönüm noktası ise 1959 yılında yaşandı. Başrolünü Yeşilçam'ın efsanevi isimlerinden olan Neriman Köksal ile paylaştığı meşhur Fosforlu Cevriye filmi, gösterime girdiğinde sinema salonlarında beklenmedik derecede devasa bir ilgiyle karşılanarak büyük yankı uyandırdı. Bu büyük başarı, film yapımcılarının aradığı heyecan verici jön boşluğunu doldurmasını sağladı. Orhan Günşiray, bu gelişmeyle birlikte tüm enerjisini ve mesaisini tamamen sinema sektörüne vakfetmeye karar verdi. Kısa süre içinde halkın en çok bağrına bastığı aktörler arasına adını yazdırdı. Sanatçı, sadece oyunculukla yetinmeyerek sektörün mutfağına da geçmek istedi. Ünlü yönetmen Atıf Yılmaz ile güçlerini birleştirerek Yerli Film adını taşıyan ortak yapım şirketini kurdular.
Yeni yapım şirketiyle büyük projeler hedefleyen Günşiray, 1962 yılında Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun meşhur eserinden uyarlanan Cengiz Han'ın Hazineleri filminde başrolü üstlendi. Senaryosunu Suat Yalaz'ın yazdığı ve Atıf Yılmaz'ın yönettiği bu tarihi macera filmi için sanatçı tüm maddi birikimini ortaya koydu. Ancak büyük umutlarla çekilen bu pahalı kostümlü film, vizyona girdiğinde hedeflenen gişe başarısını yakalayamadı. Yaşadığı finansal hayal kırıklığının ardından kendi yolunu çizmek isteyen aktör, Günşiray Film adını verdiği kendi bağımsız şirketini kurarak yapımcılığa tek başına devam etti. Tarih 1966'yı gösterdiğinde özel bir adım attı. Türk sinema tarihine geçecek bu proje büyük ilgi gördü. Yönetmenliğini Lütfi Ömer Akad'ın üstlendiği ve başrolünde kendisinin oynadığı Sırat Köprüsü filmini hayata geçirdi. Bu film, Türkiye'nin ilk sinemaskop siyah-beyaz filmi olarak kayıtlara geçti.
Polisiye Filmlerin Çapkın Jönü ve Özel Hayatı
Yeşilçam'da 1959 ile 1966 yılları arasındaki dönem, Orhan Günşiray'ın kariyerinin zirve noktası olarak kabul edilir. Özellikle macera ve polisiye yapımların vazgeçilmez, karizmatik ve çapkın kahramanı haline geldi. Beyaz perdedeki bu çapkın karakteri, dönemin magazin basınının da ilgisini çekti. Usta sanatçının özel hayatı da oldukça hareketliydi. Başından geçen sekiz farklı evlilik medyada geniş yer buldu. Evliliklerinden dünyaya gelen oğlu Mahir Günşiray da babasının izinden gitmeyi tercih etti. Mahir Günşiray henüz küçük bir çocukken babasının yapımcılığını üstlendiği Oğlum Oğlum adlı sinema filminde kamera karşısına geçerek oyunculukla tanıştı. İlerleyen yıllarda devlet konservatuvarının tiyatro bölümünü başarıyla tamamlayarak profesyonel bir aktör haline gelen Mahir Günşiray, usta babasından devraldığı değerli sanat meşalesini günümüzde de gururla taşımaya devam etmektedir.
Sinemadan Uzaklaşma, Sahne Yılları ve Vedası
Tarihler 1970 yılını gösterdiğinde, değişen sinema sektörü nedeniyle beyaz perdeden uzaklaşmaya karar veren ünlü sanatçı, farklı iş kollarına yöneldi. Bu dönemde şarkıcılık yapmaya başlayan Günşiray, düğün salonu işletmeciliği ve Beşiktaş Mıstık Sineması adıyla bilinen yazlık bir sinemayı işleterek ticaret hayatını sürdürdü. Aynı yıl içinde İbret isimli yapımla sinemaya kısa süreli bir dönüş yapsa da bu macera uzun soluklu olmadı ve sinemadan tekrar ayrıldı. Takvimler 1981 yılını gösterdiğinde ise yedi farklı şoförün hayat hikayesini konu alan meşhur Unutulmayanlar filmiyle izleyici karşısına çıkarak hafızalarda tazelendi. Ömrünün geri kalan kısmında televizyon reklamlarında ve seçkin televizyon dizilerinde roller üstlenerek oyunculuk tutkusunu canlı tuttu. Sanat dünyasındaki bu zengin kariyerinin yanında, aynı zamanda gönülden bağlı olduğu Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 2818 sicil numaralı Yüksek Divan Kurulu üyesi olarak kulübüne hizmet etti.
Yaşamının son döneminde ciddi bir kan eksikliği teşhisi konulan ve bu doğrultuda tedavi görmeye başlayan usta aktör, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yoğun bir tedavi sürecine girdi. Usta aktör, 27 Ağustos 2008 tarihinde vefat etti. Hayata gözlerini yumduğunda tam 79 yaşındaydı. Vefatının ardından 30 Ağustos günü ünlü Teşvikiye Camii'nde kılınan cenaze namazı sonrasında sevenleri tarafından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. Arkasında yüzü aşkın dizi ve sinema projesi ile Türk sinemasına yapımcı olarak kazandırdığı on dört değerli film bđraktı. Usta aktörün hayatı boyunca yer aldığı projelerden öne çıkan bazıları şunlardır:
- Lejyon Dönüşü (1957) - Sanatçının sinemaya adım attığı ilk yapıt
- Fosforlu Cevriye (1959) - Büyük üne kavuşmasını sağlayan başyapıt
- Cengiz Han'ın Hazineleri (1962) - Maddi manevi tüm gücünü yatırdığı tarihi yapım
- Sırat Köprüsü (1966) - Türkiye'nin ilk sinemaskop siyah-beyaz eseri
- Unutulmayanlar (1981) - Yıllar sonra sinemaya döndüğü efsanevi kadro
