Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran yazar, siyaset bilimci ve akademisyen Yalçın Küçük, 1 Temmuz 1938'de İskenderun'da dünyaya geldi. Türk solunun ve akademik dünyasının en özgün, en tartışmalı figürlerinden biri olan Küçük, 6 Nisan 2026 tarihinde Ankara'da hayatını kaybetti. Ailesi, Halep'ten İskenderun'a göç etmişti. Baba tarafından Türkmen, anne tarafından Kafkas kökenlidir. Eğitim hayatına Kabataş Erkek Lisesi'nde başladı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne devam etti. Mülkiye'deki öğrencilik yıllarında Fikir Kulüpleri Birliği, Sosyalist Fikir Kulüpleri Federasyonu ve Dev-Genç gibi dönemin en hareketli sol gençlik örgütlenmelerinin başkanlık görevlerini üstlenerek adından söz ettirdi.
Akademik Yaşamı ve Siyasi Mücadeleleri
Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni 1960 senesinde birincilikle bitirdi. Mezuniyetinin hemen ardından gerçekleşen 27 Mayıs Askeri Darbesi sürecinde öğrenci eylemlerine öncülük etti. Darbe sonrasında yeni kurulan Devlet Planlama Teşkilatı'nda görev alarak Uzun Vadeli Planlar Dairesi Müdürlüğü'ne getirildi. Bu görevinden istifa ettikten sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne giderek Yale Üniversitesi'nde lisans programını tamamladı. Amerika'dayken kazandığı mülakatın ardından Dünya Bankası bünyesinde dört ay boyunca staj yaptı. Türkiye'ye dönüşünde, 1966 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak göreve başladı.
Akademik hayatının yanı sıra Yön, Emek ve Ant gibi sosyalist dergilerde fikirlerini savunan yazılar yazdı. Birmingham Üniversitesi Rus ve Doğu Avrupa Araştırmaları Merkezi bünyesinde Sovyetoloji alanında çalışmalar yürüttü. Bu dönemde Sovyetler Birliği üzerine hazırladığı araştırma kitabı nedeniyle sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1971'de doçentlik unvanını almasına rağmen 12 Mart Muhtırası sonrasında üniversiteden ihraç edildi. Akademiden uzaklaştırıldığı 1973 ile 1976 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinin ekonomi servisini başarıyla yönetirken, diğer taraftan Türkiye İşçi Partisi'nin ikinci defa kuruluş çalışmalarında aktif bir şekilde görev almayı sürdürdü.
Kıbrıs Harekâtı ve Yayıncılık Yılları
Askere alındığı 1973 yılının sonlarında Kıbrıs Harekâtı'na asteğmen olarak katıldı. Savaşta gösterdiği yararlılıklar sayesinde ayrıca gazi unvanıyla da taltif edildi. Bu harekât sırasında yaşadığı askeri deneyimlerini daha sonra kaleme aldığı bir anı-söyleşi kitabında detaylarıyla anlattı. Askerlik sonrası dönemde, aynı zamanda partinin yayın organı olarak bilinen Yürüyüş gazetesinde editörlük görevini üstlendi. Görüş ayrılıkları nedeniyle 1978'de TİP'ten çıkartılınca arkadaşlarıyla Sosyalist İktidar dergisini kurdu.
Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde öğretim üyeliği yaparken 12 Eylül Darbesi sonrasında görevden alındı. Bir Yeni Cumhuriyet İçin isimli eseri nedeniyle 1983 yılında tutuklansa da daha sonra bu davadan beraat etti. Askeri yönetimin baskıcı politikalarına karşı durmak adına aydın kesimin bir araya gelmesi için büyük emekler sarf ederek, ünlü yazar Aziz Nesin ile birlikte Aydınlar Dilekçesi Hareketi'nin örgütlenmesinde lider rol oynadı. 1987 yılında Gazi Üniversitesi'nde profesörlük kadrosuna atandı ve 1994 yılındaki emekliliğine kadar burada çalıştı. Toplumsal Kurtuluş ve Hep İleri gibi dergilerin çıkarılmasına öncülük ederken Özgür Üniversite'nin kurucuları arasında yer aldı.
Sürgün Dönemi ve İsimbilim Çalışmaları
Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı seçilmesini protesto ederek 1993 yılında Fransa'ya göç etti. Fransa'da kaldığı bu dönemde araştırmalarını derinleştirmek amacıyla şu dilleri öğrendi:
- Kırmançi
- Sorani
- Farisi
Yine 1993 yılında Suriye'deki Bekaa Vadisi'ne giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. Bu görüşmelerini "sözleşi" adını verdiği bir kitap halinde yayımladı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na Refah Partisi'nin kapatılması talebiyle yurt dışından bir dilekçe gönderdi. Ülkeye döndüğü 29 Ekim 1998 tarihinde Kürtçülük propagandası yapma suçundan iki yıl hapis cezası aldı. Cezaevinden 2000 yılında tahliye edildikten sonra araştırmalarını tamamen Türk yakın tarihi ve isimbilim alanlarına yönlendirdi. Araştırma konularını isimbilim, Sabetayizm, İbraniyet, kripto Yahudilik ve çift dinlilik gibi alanlara kaydırarak Türkiye'nin yakın tarihi ile toplumsal yapısına dair oldukça geniş yankı uyandıran çeşitli iddialar ve yapıtlar sundu.
