Türk basın tarihinin en önemli isimlerinden biri olan araştırmacı gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 tarihinde Kırşehir'de dünyaya gelmiştir. Ankara kökenli bir ailenin çocuğu olarak memur bir babanın görevi sırasında doğan Mumcu, eğitim hayatını başkentte tamamlayarak hukuk fakültesinden mezun olmuş ve ömrünü toplumsal gerçekleri aydınlatmaya adamıştır. Meslek hayatı boyunca kalemini güç odaklarına karşı bir kalkan gibi kullanan yazar, 24 Ocak 1993'te Ankara'daki evinin önünde uğradığı hain bir bombalı suikast sonucu aramızdan ayrılmıştır.
Hukuk Koridorlarından Basın Dünyasına Yolculuk
Nadire ve Hakkı Şinası Mumcu çiftinin evladı olarak dünyaya gözlerini açan Mumcu, babasının tapu kadastro memurluğu görevi sebebiyle ilk yıllarını Kırşehir'de geçirdi. İlköğrenimine Ankara'daki Devrim İlkokulu'nda başlayan Mumcu, eğitimini sırasıyla Ulubatlı Hasan İlkokulu, Cumhuriyet Ortaokulu ve Deneme Lisesi'nde sürdürdü. Hukuk eğitimi için Ankara Üniversitesi'ni tercih etti.
Öğrencilik yıllarında son derece aktif bir profil çizen yazar, 1962 yılında yazdığı makaleyle Yunus Nadi Ödülü'nü kazandı. Sonraki yıl öğrenci derneği başkanı seçildi. 1965 yılında fakülteden mezun olduktan sonra, Yön hareketinin öncülerinden Cemal Reşit Eyüpoğlu'nun yanında avukatlık stajına başladı.
Yön Dergisi'nde kaleme aldığı anayasa makalesiyle büyük ses getiren yazar, kısa sürede Kim Dergisi ve Akşam Gazetesi gibi mecralarda da yazmaya başladı. Dil eğitimi almak ve araştırmalar yapmak üzere 1968 yılında gittiği İngiltere'de bir yıl kadar kaldı. Türküye'ye döndükten sonra akademik kariyerine yönelen Mumcu, İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı olarak üniversitede göreve başladı. Ancak avukatlık mesleğini tamamen bıraktı.
Sakıncalı Piyade ve Soruşturmacı Gazetecilik Çığırı
12 Mart 1971 darbesinin ardından aydınların maruz kaldığı baskı dalgasından Mumcu da payını aldı. Gözaltı süreci sonrasında Mamak Askeri Cezaevi'nde yaklaşık bir yıl kalan Mumcu, Yargıtay'ın kararı bozmasıyla özgürlüğüne kavuştu. Tahliyesinin hemen peşinden askere alınan yazar, 'kötü hal ve düşünce sahibi' olduğu iddiasıyla yedek subaylık hakkı elinden alınarak Ağrı'nın Patnos ilçesine er olarak gönderildi. Askerlik vazifesini zorlu şartlar altında bir 'sakıncalı piyade eri' olarak tamamlayan Mumcu, bu haksızlığa karşı başlattığı hukuk mücadelesini ise maddi tazminat kazanarak zaferle sonuçlandırdı. Vatani görevinin ardından üniversitedeki görevinden istifa etti.
Yeni Ortam Gazetesi'nde bir süre yazdıktan sonra, 1975 yılında Cumhuriyet Gazetesi ailesine katıldı ve buradaki 'Gözlem' başlıklı köşesinde uzun yıllar boyunca yazdı. Bu dönemde Altan Öymen ile birlikte hazırladıkları ve hayali mobilya ihracatı skandalını ortaya çıkaran Mobilya Dosyası adlı kitabı büyük gürültü kopardı. Askerlik anılarını ve karşılaştığı haksızlıkları mizahi bir dille anlattığı Sakıncalı Piyade adlı eseri ise kısa sürede bir klasiğe dönüştü. Eser daha sonra tiyatroya uyarlanarak sahnelendi.
Karanlık İlişkilerinin Üzerine Giden Cesur Bir Kalem
Mumcu, araştırmacı gazetecilik kimliğiyle Türküye'nin en kritik meselelerine ışık tuttu. Terör ve silah kaçakçılığı arasındaki gizli bağları deşifre ettiği Silah Kaçakçılığı ve Terör adlı çalışması, kamuoyunda derin yankı uyandırdı. Papa suikastı girişimi faili Mehmet Ali Ağca üzerine yaptığı kapsamlı araştırmalar ise onu uluslararası düzeyde tanınan bir araştırmacı haline getirdi. 1987 yılında yayımladığı Rabıta ve sonrasındaki Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925 gibi çalışmaları, onun ne denli titiz bir arşiv ve belge tarama uzmanı olduğunu ülkemize bir kez daha kanıtladı.
Özel yaşamında 1976 yılında Güldal Homan ile evlenen Mumcu, Özgür ve Özge adlarında iki çocuk babası oldu. Yazın hayatında pek çok saygın ödüle layık görülen cesur gazeteci, 24 Ocak 1993'te arabasına yerleştirilen patlama gücü yüksek C-4 tipi hain bir bomba düzeneğiyle katledildi. Uğur Mumcu'nun aramızdan ayrılışının ardından ailesi, onun ilkelerini yaşatmak amacıyla Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı'nı kurmuştur. Vakıf, günümüzde de araştırmacı gazetecilik ruhunu genç nesillere aktarmaya kararlılıkla devam etmektedir.
Yazarın Türk edebiyatı ve araştırma tarihine kazandırdığı başlıca eserler şunlardır:
- Mobilya Dosyası (1975)
- Suçlular ve Güçlüler (1975)
- Sakıncalı Piyade (1977)
- Bir Pulsuz Dilekçe (1977)
- Büyüklerimiz (1978)
- Silah Kaçakçılığı ve Terör (1981)
- Ağca Dosyası (1983)
- Rabıta (1987)
- Kürt İslam Ayaklanması 1919-1925 (1991)