Türk müziğinin geleneksel tınılarını batı enstrümanı çello ile harmanlayan Uğur Işık, çocukluk yıllarında adım attığı sanat yolunda derinlikli araştırmalarıyla tanınan seçkin bir müzisyendir. Yedi yaşında mandolin çalarak müzik eğitimine başlayan sanatçı, ud ve çello çalma becerisini zamanla akademik seviyeye ulaştırmıştır. Kendine özgü icra tarzı ve tarihi mirasımıza duyduğu derin ilgi, onun müzikal kimliğinin en temel taşını oluşturmaktadır. Sanatını sabırla yoğurmuştur.
Müziğe İlk Adımlar ve Konservatuvar Eğitimi
Müzikal yeteneği çok küçük yaşlarda fark edilen Uğur Işık, henüz yedi yaşındayken mandolin çalarak nota dünyasıyla tanışmış, hemen ardından Beşiktaş Musiki Cemiyeti bünyesinde ud enstrümanı ile buluşarak geleneksel Türk musikisine ilk ciddi adımını atmıştır. Bu verimli sürecin ardından, henüz 17 yaşındayken İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'na kabul edilmiştir. Konservatuvarda hem ud hem de çello üzerine kapsamlı bir eğitim alarak enstrüman hakimiyetini pekiştirmiştir. Hedefi daima zirveydi. Sanatçı, bu zorlu akademik disiplin sayesinde hem teorik hem de pratik açıdan kendini hızla geliştirme fırsatı bulmuştur.
Sanatçı eğitim hayatı boyunca şu enstrümanlar üzerine yoğunlaşmıştır:
- Mandolin
- Ud
- Çello
TRT Kariyeri ve Akademik Hayatı
Eğitim hayatındaki başarıları, ona kısa sürede ülkenin en saygın kurumlarından birinin kapılarını açmıştır. Konservatuvarı tamamladıktan birkaç yıl sonra, Türkiye'nin pek çok değerli sanatçısını bünyesinde barındıran TRT kadrosuna katılmıştır. Bu büyük kurumda çello sanatçısı olarak görev alan Uğur Işık, radyoda ve televizyonda sayısız icraya imza atmıştır. Sanatçı, icracılık kariyerinin yanı sıra akademik alanda da sorumluluk üstlenmekten geri durmamıştır. Mezun olduğu konservatuvarda bir süre eğitmenlik yaparak yeni nesil müzisyenlerin yetişmesine katkı sağlamıştır. Bilgisini paylaşmak onun için bir tutkuydu.
Geleneksel Müzik Araştırmaları ve Mevlevi Kültürü
Uğur Işık, yalnızca enstrüman çalan bir virtüöz değil, aynı zamanda köklü bir müzik araştırmacısıdır. Anadolu halk müziğinin yanı sıra klasik Osmanlı dönemi saray müziği geleneklerini de en ince ayrıntılarına kadar titizlikle araştıran ünlü sanatçı, edindiği derin teorik bilgiyi çello icrasına aktararak bu alanda adeta bir çığır açmıştır. Bu uyarlama çalışmaları, Türk enstrüman müziği literatüründe oldukça yenilikçi ve kıymetli bir adım olarak kabul görmektedir. Sanatçı, özellikle Türk müziğinin sanatsal açıdan en yüksek mertebesi olarak gördüğu Mevlevi müziği üzerine yoğunlaşmıştır. Bu kutsal ve mistik müzik geleneğini tüm detaylarıyla araştıran Işık, çellonun tınısal gücünü bu manevi ezgilerle birleştirerek dinleyicilere benzersiz bir işitsel deneyim sunmuştur. Bu çalışmaları büyük yankı uyandırmıştır.