Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak dönemlerinde, saray hekimliğinden devletin zirvesine kadar yükselen sıradışı bir şahsiyet vardı. Cerrah Mehmed Paşa, III. Murat ve III. Mehmet devirlerinde gerçekleştirdiği büyük hizmetlerle tarihe adını yazdırmıştır. Sarayda aldığı cerrahlık eğitimini siyasi dehasıyla birleştiren bu usta devlet adamı, tıp alanındaki uzmanlığı sayesinde padişahların güvenini kazanarak devlet yönetiminde söz sahibi olmuştur. 10 Ocak 1604 tarihinde İstanbul'da vefat eden ve arkasında kendi adıyla anılan görkemli bir külliye bırakan paşa, Osmanlı bürokrasisinde hekimlik kökenli ender sadrazamlardan biri olarak kabul edilir.
Enderun’dan Saray Hekimliği ve Vezirliğe Uzanan Yol
Aslen devşirme kökenli olan Cerrah Mehmed Paşa, küçük yaşta girdiği Enderun Mektebi bünyesinde yetişerek burada cerrahlık sanatını en ince ayrıntılarına kadar öğrenmiştir. Yeteneğiyle dikkat çeken genç tabip, padişahın en yakın hizmetlilerinin bulunduğu Has Oda bünyesine atandı. Burada uzun yıllar saray cerrahlığı yaptı. Enderundan çıktıktan sonra askeri ve idari basamakları hızla tırmanan paşa, ilk olarak yeniçeri ağalığı makamına getirilmiş, ardından devletin karar organı olan divanda kubbe veziri unvanıyla yer almıştır.
Mehmed Paşa'nın hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri, Şehzade III. Murat'ın sancakbeyliği yaptığı yıllarda gerçekleşmiştir. Şehzade ile birlikte 14 yıl boyunca Manisa'da kalan ve onun en yakınındaki isimlerden biri olan tecrübeli hekim, 1574 yılında Sultan II. Selim'in vefatı üzerine şehzadeyle beraber başkent İstanbul'a hareket etmiştir. Padişah ile şehzadelik yıllarına dayanan bu köklü dostluk, Mehmed Paşa'nın saraydaki konumunu güçlendirmiş ve kendisinin Rumeli Beylerbeyliği makamına tayin edilmesini sağlamıştır. Siyasi yükselişi devam ederken saray doktorluğu görevini de yürüten Mehmed Paşa, Mart 1582'de Boyalı Mehmed Paşa'nın yerine dördüncü vezir olarak atanmıştır.
Şehzade Sünnetinden Sadrazamlık Makamına
Dördüncü vezirlik makamında bulunduğu sırada Mehmed Paşa, hayatının en ünlü tıp operasyonunu gerçekleştirmiştir. Osmanlı padişahlarının on ikincisi olan III. Murat ve Safiye Sultan'ın oğlu, geleceğin hükümdarı III. Mehmet'in sünnetini 7 Temmuz 1582 tarihinde bizzat yapmıştır. Dönemin ihtişamını yansıtan ve tam 57 gün sürerek binbir gece masallarını dahi gölgede bırakan bu tarihi düğünün ardından, kendisine "Cerrah" unvanı layık görülmüş ve artık bu isimle tanınmıştır. Özel hayatında da hanedanla bağlarını güçlendiren paşa, II. Selim'in kızı ve III. Murat'ın kız kardeşi olan, 1578 yılında hayatını kaybeden Kaptanıderya Piyale Paşa'nın dul eşi Gevherhan Sultan ile 1579 yılında dünya evine girmiştir.
Sarayın güvenini kazanan Cerrah Mehmed Paşa, 1584 yılında üçüncü vezir makamına getirilmiştir. 1587 yılının Şubat ayında geçici olarak azledilse de aynı yılın Haziran ayında yeniden vezirlik makamına iade edilmiştir. Ancak 1589 tarihindeki Gence seferi sonrasında yaşanan akçe krizi, paşanın kariyerinde büyük bir sarsıntıya yol açmıştır. Gence seferinden sonra akçenin ayarıyla oynanması ve düşük ayarlı paralar basılması üzerine sipahilerin başlattığı büyük ayaklanma sonucunda, Sadrazam Siyavuş Paşa, Şeyhülislam Şeyhî Efendi ve Vezir İbrahim Paşa ile birlikte görevinden azledilmiştir.
Siyasi arenadan tamamen kopmayan usta devlet adamı, 29 Ocak 1593 tarihinde yeniden dördüncü vezir olarak saraya dönmüş ve bir yıl sonra tekrar üçüncü vezir rütbesine yükselmiştir. 1595 yılında tahta çıkan III. Mehmet döneminde de önemli görevler üstlenen paşa, 1596'daki Eğri seferi sırasında ordunun lojistik ihtiyaçlarını ve zahiresini temin etmekle görevlendirilmiştir. 4 Mart 1596 tarihinde sefere çıkan ordunun öncü işlerini organize etmiş ve Eğri Kalesi kuşatmasına bizzat iştirak etmiştir. Bu başarılarının ardından ikinci vezir oldu. Aynı zamanda sadaret kaymakamlığı görevini üstlendi. Nihayet 9 Nisan 1598 tarihinde, sadrazam Hadım Hasan Paşa'nın azledilip idam edilmesiyle devletin en yüksek makamı olan sadrazamlık görevine getirilmiştir.
Hastalıkla Mücadele ve İstanbul’da Bırakılan Ebedi Miras
Devletin zirvesine yerleşen Cerrah Mehmed Paşa, sadrazamlığı döneminde ne yazık ki ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele etmek zorunda kalmıştır. İlerleyen nikris hastalığı (gut) nedeniyle şahsen devlet işlerini yürütemez hale gelmiş ve işleri bir yardımcı vasıtasıyla yürütmeye çalışmıştır. Ancak bu durum Padişah III. Mehmet tarafından uygun görülmemiş ve yaklaşık on ay süren görevinin ardından 6 Ocak 1599 tarihinde sadrazamlıktan azledilmiştir. Yerine Damat İbrahim Paşa tayin edildi. Azlinin ardından kısa süre sonra yeniden ikinci vezirlik makamına getirilen paşa, saraydaki saygınlığını korumuştur.
Padişah III. Mehmet'in 21 Aralık 1603'te henüz 38 yaşındayken vefat etmesi üzerine yerine genç oğlu I. Ahmet tahta çıkmıştır. Yeni padişah, Mısır'da bulunan Yavuz Ali Paşa başkente gelene kadar sadaret kaymakamlığı görevini tecrübeli devlet adamı Cerrah Mehmed Paşa'ya teslim etmiştir. Fakat amansız nikris hastalığı paşayı tamamen güçsüz bırakmış, arz günleri dışında Divan-ı Hümayun'a gidemez hale getirmiştir. Vazife kendisinden alınarak Kasım Paşa'ya verildi. Bu olaydan kısa süre sonra, 10 Ocak 1604 tarihinde İstanbul'da vefat eden usta hekim ve devlet adamı, kendi adını taşıyan semtte yaptırdığı Cerrah Paşa Külliyesi içindeki türbesine defnedilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu'nda tıp ve devlet yönetiminin bu sıra dışı kesişimini özetleyen önemli noktalar şunlardır:
- Osmanlı tıp geleneğinde hekimler medrese eğitimi alırken, cerrahlar usta-çırak ilişkisiyle pratikten yetişirdi.
- Mehmed Paşa, Osmanlı tarihinde tıp dünyasından yetişip sadrazamlık makamına kadar yükselmeyi başaran ilk hekimdir.
- Tarihte bu zirveye ulaşabilen diğer tek hekim ise Tanzimat döneminde yaşayan Keçecizade Fuad Paşa olmuştur.