Türk sahne sanatlarının öncü isimlerinden biri olan tenor, rejisör ve oyun yazarı Cemal Sahir, Avrupa'da sahne eğitimi almış ilk operet sanatçımız olarak tiyatro tarihimizde devrim yapmıştır. 1900 yılında İstanbul'da dünyaya gelen usta sanatçı, batı tarzında üretilen müzikli oyunları ülkemizde başarıyla sahneleyerek yerli izleyiciyi yepyeni bir sanat estetiğiyle tanıştırmıştır. Genç yaşta adını duyuran yıldız isim, kısa sürede İstanbul'dan Anadolu'ya uzanan geniş bir coğrafyada büyük hayran kitleleri kazanmayı başarmıştır.
Saray Çevresinden Budapeşte Sahnelerine
Gerçek adı Mehmet Cemalettin Kehribarcıoğlu olan sanatçı, seçkin bir aile ortamında hayata gözlerini açtı. Babası, Padişah II. Abdülhamid'in sarayında Kehribarcıbaşı olan Benli Mehmet Ali Bey'di. İlk derslerini seçkin özel hocalardan alan genç Cemalettin, daha sonra Vefa İdadisi ve Rehber-i İttihad Terakki okullarında eğitim gördü. Tiyatroya duyduğu tutku, onun henüz 1914 yılında Darülbedayi'nin akşam derslerine katılmasını sağladı. 1915 yılında girdiği Ticaret Ziraat Nezareti sınavındaki başarısı ise hayatını tamamen değiştirdi. Bu sınav sayesinde 1916 yılında, dönemin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırlarındaki Budapeşte'ye gönderildi.
Genç yaşta gurbete gitmişti. Buradaki ticaret mektebini kısa sürede bırakan sanatçı, kalbindeki gerçek sevdaya yönelerek Krallık Sanat Akademisi'nde oyunculuk ve şan eğitimi almaya başladı. Ulusal Tiyatro sahnelerinde sahnelenen operetlerde figüranlık yaparak dönemin sahne disiplinini yerinde öğrendi. Ancak Birinci Dünya Savaşı'nın yıkıcı etkileri yüzünden öğrenci ödenekleri kesildi. Büyük zorluklarla karşılaşan Cemal Sahir, geçimini sağlamak adına Viyana Tiyatrosu ve Burgtheater'da yıllarca figüranlık yapıp ayakta kalmayı başardı.
İstanbul'da Bir Devrin Parlayan Yıldızı: Sahir Opereti
Avrupa serüveninin ardından, 1919 yılında doğup büyüdüğü İstanbul'a dönen sanatçı, sanat yolculuğuna hız kesmeden devam etti. 1920 yılında alaturka müzik eşliğinde operetler sunan ülkemizin bu alandaki ilk topluluğu İstanbul Operet Heyeti kadrosuna katıldı. Buradaki performansıyla kısa sürede şöhret basamaklarını tırmanan tenor, özellikle dönemin hanımefendileri arasında büyük bir şöhrete ve hayranlığa ulaştı. Sahnedeki başarısı ve dış görünüşüyle dikkatleri üzerine çeken sanatçının asıl hedefi ise çok daha büyüktü. Batı müzikleri eşliğinde modern operetleri Türk sahnesine taşımayı kafasına koymuştu.
Kendi hayalini gerçekleştirmek için harekete geçerek Ertuğrul Sineması'nı kiraladı ve Sahir Opereti topluluğunu kurdu. Sanatçı, bu dönemden itibaren meslek hayatında hep kullanacağı Cemal Sahir ismini benimsedi. 1921 yılında faaliyete başlayan topluluk, ikinci çalışması olan Çardaş Fürstin ile izleyicilerden inanılmaz bir ilgi gördü. Başarı adeta kaçınılmazdı. Maddi sıkıntılar yüzünden zaman zaman dağılan ama her seferinde yeniden toparlanan topluluk, yalnızca yabancı ekiplere açılan Beyoğlu'ndaki Fransız Tiyatrosu'nu kiralamayı başardı. Burada büyük bir cüretle sergilenen Kontes Mariça eseri, tüm konsolosluk yetkililerine gönderilen özel davetiyelerle taçlandı. Davetiyelerde yer alan şu cümleler ise adeta bir gençlik manifestosuydu:
"Memleketinizde bu eserler oynanıyor, gelin bakın, bunu Türk gençleri de başarabiliyor"
Altın Yıllar, Anadolu Turneleri ve Hazin Son
Cemal Sahir, yaşanan ekonomik darlıklar sebebiyle 1928-29 döneminde Kadıköy'deki Süreyya Opereti bünyesinde çalışmaya başladı. Buradaki yıllarında hem güçlü sesiyle şarkı söyledi hem de rejisör koltuğuna oturarak eserleri yönetti. Sahne onun evi gibiydi. Sahneye koyduğu başarılı yapıtlar sayesinde Süreyya Tiyatrosu'na en görkemli dönemini yaşatmayı başardı. Daha sonra, İzmirli ünlü organizatör Nuri Genç'in öncülüğünde Sahir Opereti yeniden bir araya getirilerek büyük bir turne programı hazırlandı. Bu güçlü ekibin yıldız kadrosunda şu sanatçılar yer alıyordu:
- Cemal Sahir'in sahnedeki değişmez ortağı Nuvart Hanım
- Değerli tiyatrocular Sâlah Cehdi ve Mümtaz Ener
- Sahne dünyasının önemli isimlerinden Muammer Ruşen (Karaca)
Topluluk, İzmir'deki tarihi Elhamra Sineması'nda büyük yankı uyandıran operetleri başarıyla sergiledi. Buradaki büyük başarının ardından Nuri Genç, grubu Çukurova'ya taşıyarak Adana, Mersin ve Tarsus gibi şehirlerde temsiller verilmesini sağladı. Ancak yıldız sanatçının parlak kariyeri, 1933 yılında yaşadığı feci bir sahne kazasıyla bir anda karanlığa gömüldü. Kaza sonrası bel kemiği çatlayan ve ağır biçimde sakat kalan Cemal Sahir, bir daha asla sahneye çıkamadı.
Türk tiyatro tarihine batılı operet klasiğini ilk kez getiren öncü sanatçı, sergilediği şu büyük yapıtlarla adını tarihe yazdırdı:
- Johann Strauss'un ünlü eseri Yarasa
- Franz Lehar'ın eşsiz operetleri Şen Dul ve Lüksemburg Kontu
- Leo Fall'un sevilen eseri İstanbul Gülü
- I. Kálmán'ın büyük ilgi gören Çardaş Fürstin ve Kontes Mariça operetleri
- Edmond Audran imzalarını taşıyan La Mascotte
- Yerli müzikli tiyatronun önemli yapıtları olan Muhlis Sabahattin ve Musahipzade Celal oyunları
Hayatını sanatına adayan bu büyük tiyatro insanı, maalesef geçirdiğı kazadan sonra tam kırk yıl boyunca unutulmuşluk ve derin bir sefalet içinde yaşadı. Ülkemizin sanat tarihindeki en acı kırılma noktalarından birinin öznesi olan değerli sanatçı, 2 Ekim 1973 tarihinde hayata gözlerini yumduğunda geride unutulmaz bir tiyatro mirası bırakmıştır.
