Türk resim sanatının modernleşme sürecindeki en önemli isimlerden biri Sabri Fettah Berkel'dir. 1907 yılında Üsküp'te başlayan hayat yolculuğunda, çağdaş Türk sanatının öncü adımlarını atarak taçlandırmış duayen bir ressamdır. Sanatçı, Balkanlar'ın kültürel atmosferinde filizlenen yeteneğini Belgrad, Floransa ve Paris gibi dünya sanat merkezlerinde aldığı köklü akademik eğitimlerle birleştirerek ülkemizde soyut resmin ilk ve en cesur temellerini atmıştır. Sanatçı hayatı boyunca özgün eserler üretti. Aynı zamanda yüzlerce genç sanatçıya yol gösterdi. Usta ressam, sanatın ciddiyet gerektiren yüce bir uğraş olduğuna inanarak Türk resmini uluslararası platformlara taşımayı başarmıştır.
Balkanlar'dan Floransa'ya Uzanan Sanat Eğitimi
Sanat yolculuğuna Balkan coğrafyasının kalbinde adım atan genç Sabri Berkel, ilk ve orta öğrenimini Üsküp Sürp-Fransız Okulu'nda tamamlayarak çok kültürel bir zemin kazandı ve Batı kültürüne erken yaşta aşina oldu. Sanata olan tutkusu onu Belgrad Güzel Sanatlar Okulu'na yönlendirdi ve burada 1927-1928 yıllarında tamamladığı hazırlık bölümünden başarıyla diploma aldı. Bu ilk başarının ardından durmaksızın kendini geliştirmeyi hedefleyen genç yetenek, İtalya'ya geçerek Floransa Güzel Sanatlar Akademisi'ne kabul edildi. Floransa'da bulunduğu 1929 ile 1935 yılları arasında dünyaca ünlü Felice Carena'nın atölyesinde çalışmalara devam eden sanatçı, burada özellikle fresk ve oymabaskı teknikleri üzerine odaklanarak derinlemesine araştırmalar yaptı. İtalya'da edindiği bu eşsiz birikim, onun ileride Türkiye'deki çağdaş sanat reformunun lokomotiflerinden biri olmasını sağlayacaktı.
Akademi'de Reform Rüzgarları ve Gravür Atölyesi
Usta ressam 1935 yılında Türkiye'ye adım attı. Desen, yağlıboya ve gravürlerinden oluşan ilk kişisel sergisini İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi çatısı altında sanatseverlerin beğenisine sundu. Bu sergi, onun Türkiye sanat çevrelerinde hızla tanınmasını sağladı. Ardından 1936 ve 1938 yılları arasında Ankara İsmet Paşa Kız Enstitüsü bünyesinde resim öğretmenliği yaparak genç nesillere sanat sevgisi aşıladı. 1939 senesinde ise hayatının en önemli dönüm noktalarından biri gerçekleşti. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin temeli olan akademide radikal reformlar yapılıyordu. O dönem resim bölümü başkanı olan ünlü Fransız ressam Leopold Levy, Berkel'in olağanüstü yeteneğini fark ederek onu Gravür Atölyesi asistanı olarak göreve çağırdı.
Berkel, akademi bünyesinde asistan olarak göreve başlayarak Levy ile omuz omuza çalıştı. Türk sanatında çığır açacak olan Gravür Atölyesi'nin kuruluşunu bizzat gerçekleştirdi. Bu dönem, Türk resminde büyük bir dönüşım ve yenilenme hareketi olarak tarihe geçti. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nurullah Berk ve Burhan Ümit Toprak gibi vizyoner sanatçılarla birlikte hareket etti. Usta isim, sanatın her şeyden önce ciddiyetle ele alınması gereken çok büyük ve zorlu bir iş olduğuna inanıyordu. Sanatçı, tam da bu ortak felsefe doğrultusunda dönemin en popüler hareketi olan D Grubu'na katıldı. Sanatçı, grubun hem on ikinci sergisinde hem de yedinci Devlet Sergisi'nde aktif bir üye olarak yer aldı. Ayrıca usta sanatçının sıklıkla katıldığı ve boy gösterdiği önemli sergiler arasında şunlar vardır:
- Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği Sergileri (1939-1940)
- D Grubu Sergi Organizasyonları (1941-1945)
- Geleneksel Devlet Resim ve Heykel Sergileri (1940 sonrası)
Paris Yılları ve Soyut Resimde İlk Adımlar
Sanatındaki gelişim arayışını hiçbir zaman durdurmayan usta ressam, 1947 yılında Maarif Vekaleti bursuyla Paris'e gönderildi. Fransa'da 'lüks baskı sanatı' üzerine derin araştırmalar yürüten Berkel, aynı dönemde efsanevi André Lhote'un atölyesindeki derslere katılarak sanatsal ufkunu genişletti. Fransa'daki çalışmalarının yanı sıra İngiltere, İtalya ve İspanya gibi diğer Avrupa ülkelerine de geniş kapsamlı araştırma gezileri düzenleyen usta sanatçı, farklı coğrafyaların ve kültürlerin sanat anlayışlarını yerinde inceleme fırsatı buldu. Paris dönüşünde sanatçının tarzında gözle görülür bir değişim başladı. Burada renk lekelerine ve lekesel değerlere yoğunlaştı. Peyzaj ve natürmortlarında ise son derece modern bir dil benimsedi.
Yaratıcı arayışlarını sürdüren Sabri Berkel, 1950'li yılların başlarında kendi ifadesiyle 'soyut-geometrik arabeskler' adını verdiği özgün tarzda resimler üretmeye başladı. Bu dönemde ürettiği tuvaller, Türkiye'deki soyut resim sanatının tarihteki ilk örnekleri arasında yer bularak ülkemiz sanat tarihine altın harflerle yazıldı. Sanatçı, 1955 yılından sonra ise yönünü 'kaligrafik-soyut düzenlemeler' olarak nitelendirdiği çizgi ve form odaklı çalışmalara çevirdi. Bu üstün başarıları, onun uluslararası alanda da Türkiye'nin kültür elçisi olmasını beraberinde getirdi. Usta sanatçı 1957 yılında düzenlenen prestijli Sao Paulo Bienali'nde Türkiye sergisinin komiserliğini üstlendi. Ayrıca Bedri Rahmi Eyüboğlu ile birlikte ülkemizi bienalin resim bölümünde başarıyla temsil etti.
Kariyerinin Zirvesi ve Mirası
Uluslararası başarılarını 1962 yılından itibaren Avusturya, İsviçre ve Hollanda gibi ülkelerde açtığı kişisel sergilerle perçinledi. Öncesinde ise 1961 yılındaki Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde birincilik ödülüne layık görüldı. Akademik kariyerine de aralıksız devam etti. 1949 ile 1974 yılları arasında İstanbul Akademi'sinin Dekoratif Sanatlar Bölümü'nde atölye hocalığı görevini yürüttü. Son olarak 1977 yılında bu saygın kurumdan emekli oldu. Türk kültür ve sanat dünyasına yaptığı paha biçilemez katkılar nedeniyle 1991 yılında devlet tarafından 'Devlet Sanatçısı' unvanıyla onurlandırıldı. Sanatla dolu 86 yıllık ömrünü 4 Ağustos 1993 tarihinde İstanbul Şişli Etfal Hastanesi'nde noktaladı. Usta sanatçı, geride bıraktığı benzersiz mirasla Türk resminin semalarında parlamaya devam ediyor.