Cumhuriyet döneminin entelektüel birikimine çevirileri, öğretmenliği ve idari görevleriyle yön veren yazar ve sanat tarihçisi Burhan Ümit Toprak, 1906 yılında Manisa'nın Demirci ilçesinde dünyaya geldi. İzmir'de aldığı nitelikli eğitimin ardından Fransa'da felsefe eğitimi gören Toprak, yurda döndüğünde Güzel Sanatlar Akademisi'nde uzun yıllar ders verdi ve kurumu modernleştirerek Türk kültür dünyasında silinmez izler bıraktı. İstanbul'da 16 Eylül 1967 tarihinde hayata gözlerini yuman bu değerli aydın, geride bıraktığı derin tasavvufi ilgisi, akademisyenliği ve kazandırdığı klasik yapıtlarla hatırlanmaktadır.
Manisa doğumlu genç Burhan Ümit'in babası Doktor Ali Rıza Bey'dir. Eğitim hayatına İzmir'deki Fransız ve Amerikan okullarında başlayan genç, buradaki çok dilli ortamda kendini geliştirme fırsatı buldu. 1924 senesinde İzmir Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra yükseköğrenim amacıyla rotasını Avrupa'ya çevirdi. Fransa'ya giderek o dönemin en prestijli eğitim kurumlarından biri olan Paris Sorbonne Üniversitesi'ne kaydoldu. Felsefe Bölümündeki tahsilini 1929 yılında tamamlayan genç aydın, ülkesine dönerek edindiği bilgi birikimini genç nesillere aktarmak üzere sabırsızlanıyordu.
Akademi Yılları ve Modernleşme Hamleleri
Türkiye'ye dönüşünün akabinde çeşitli okullarda öğretmenlik ve idarecilik yapan Burhan Ümit, asıl büyük etkisini 1930 yılından itibaren adım attığı Sanayi-i Nefise Mektebi'nde gösterdi. Günümüzdeki adıyla İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi olan bu köklü kurumda uzun yıllar boyunca sanat tarihi öğretmenliği yaptı. Okul müdürü ressam Namık İsmail'in 1936 yılındaki vefatının ardından, gösterdiği üstün başarılar doğrultusunda kurumun müdürlüğü makamına atandı.
Yöneticilik koltuğuna oturduktan sonra okulun eğitim anlayışını çağdaş standartlara ulaştırmak amacıyla kapsamlı reformlara girişti. Akademi'nin öğretim yöntemlerini ve müfredatını yenilemek için dönemin tanınmış yabancı uzmanlarını Türkiye'ye davet etti. Leopold Levy, Louis Sue, Rudolf Belling ve Bruno Tout gibi uluslararası alanda saygınlığı olan isimler, onun öncülüğünde kurumun eğitim kadrosuna dahil edilerek modernleşme çalışmalarına katkı sağladı. Akademi binasında 1948 yılında meydana gelen büyük yangın felaketinin ardından okulun müdürlük görevinden resmi olarak ayrılmak durumunda kalsa da eğitimcilik heyecanını kaybetmeyerek ders vermeyi ve yeni sanatçı adaylarını yetiştirmeyi kararlılıkla sürdürdü.
İdari alandaki tecrübesi yalnızca akademi ile sınırlı kalmadı. Yaklaşık üç yıl boyunca Millî Eğitim Bakanlığı müfettişliği vazifesini yürüttü. Ardından 1949 ile 1950 yılları arasında Bakanlığın en kritik karar mekanizmalarından biri olan MEB Talim ve Terbiye Kurulu üyeliğinde bulunarak Türk eğitim sistemine katkı sundu.
Edebi Çeviriler ve Tasavvuf Dünyası
Burhan Ümit Toprak, eğitimciliğinin yanı sıra çeviri edebiyatına kazandırdığı eserlerle de adından sıkça söz ettirdi. Dünya edebiyatına olan hakimiyetini kanıtlayan yazar, 1931 yılında Fransız edebiyatının dev ismi Andre Gide’in "Dar Kapı" (La Porte étroite) adlı meşhur eserini Türkçeye ilk kez kazandıran mütercim olarak edebiyat tarihinde müstesna bir yer edindi. Bu başarılı başlangıcın ardından felsefe ve sanat alanındaki derinliğini yansıtan birçok çeviriye imza attı. Özellikle 1934 yılında Türk tasavvuf şiirinin öncüsü Yunus Emre'nin divanını derleyip yayımlayarak kültür dünyasına paha biçilemez bir hizmet sundu.
Gönül dünyasında tasavvufa büyük bir ilgi besleyen Toprak, döneminin önemli tasavvuf çevreleriyle ve entelektüelleriyle yakın ilişkiler kurdu. Katıldığı felsefi ve manevi sohbetlerde Kenan Rıfai, Nezihe Araz, Münevver Ayaşlı, Ahmet Adnan Saygun, Ekrem Hakkı Ayverdi ve Sâmiha Ayverdi gibi isimlerle bir araya geldi. Aynı zamanda Sevgi Çağıl, Dr. Bedri Ruhselman, edebiyat tarihçisi Abdülbaki Gölpınarlı ve şair Ahmet Kutsi Tecer ile de bu nitelikli ortamlarda fikir alışverişlerinde bulundu.
Özel yaşamında ve yasal kayıtlarda da bazı önemli dönüm noktaları yaşandı. Soyadı Kanunu öncesinde Burhan Ümit olarak tanınan yazar, 1934 yılında Kuncuk soyadını aldı. Ancak bu soyadını 1946 yılında resmen düzelttirerek bugün bilinen Toprak soyadı ile değiştirdi. Hayatı boyunca iki evlilik yaptı. İlk evliliğini Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Mareşal Mustafa Fevzi Çakmak'ın kızı Ayşe Muazzez Hanım ile gerçekleştirdi. Hatta büyük emek verdiği Yunus Emre Divanı'nı "Karım Ayşe Muazzez'e" ithafıyla neşretti. Ayşe Muazzez Hanım'ın 1939 yılındaki vefatının ardından, yazar 1946 senesinde Hayriye Hanım ile ikinci evliliğini yaptı.
Bu kıymetli kültür insanı, yakalandığı amansız gırtlak kanseri nedeniyle 16 Eylül 1967 tarihinde İstanbul'da 61 yaşında hayata veda etti. Cenazesi, Türk eğitim ve kültür hayatında bıraktığı derin boşlukla birlikte ebedi istirahatgahına tevdi edildi.
Eserleri ve Çevirileri
Burhan Ümit Toprak'ın ardında bıraktığı, sanat tarihinden felsefi denemelere ve dünya edebiyatı klasiklerine kadar uzanan zengin bibliyografyası şu şekildedir:
Araştırma, İnceleme ve Denemeleri
- Yunus Emre Divanı (1934 - 3 cilt, Risale-i Nushiyye ve Bursalı İsmail Hakkı ile Niyazi-i Mısri'nin şerhleriyle birlikte)
- Sanat Şaheserleri - Rönesans'tan Bugüne Kadar (1940 - 3 cilt, Louis Hourticq ile ortak çalışma)
- Ballar Balını Buldum (1940 - Deneme kitabı)
- Sanat Tarihi (1960 - Araştırma)
Önemli Çevirileri
- Dar Kapı (1931 - Andre Gide'in ünlü romanı)
- De Profundis (1935 - Oscar Wilde)
- Düşünceler ve Sohbetler (1937 - Epiktetos)
- Din ve Sanat (1937 - Louis Massignon, François Mauriac, B. Groedhuysen, Henry de Montherlant ve Andre Suares'ten derleme)
- İslâm Sanatları (1938, yeni basımı 1943 - Gaston Migeon)
- Estetik (Bedîiyyat) (1940 - Charles Lalo)
- Doksanüç İhtilali (1967 - Victor Hugo)
- Eşsiz Hikâyeler - Cezaevi Anıları (1967 - Oscar Wilde'ın cezaevi mektupları ve Andre Gide'in Wilde anıları)
