Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde, 1872 yılında Hezargrad'da dünyaya gözlerini açan Refet Topçuoğlu, tıp doktorluğu, kaymakamlık ve milletvekilliği yapmış çok yönlü bir Türk siyasetçisidir. Hasan Efendi ve Raşide Hanım'ın oğlu olarak hayata başlayan bu aydın şahsiyet, ülkenin en çalkantılı dönemlerinde kritik sorumluluklar üstlendi. Özellikle Milli Mücadele yıllarında cephe gerisindeki idari başarıları ve ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki Urfa Milletvekilliği, onu cumhuriyetin kurucu kadroları arasına yerleştirdi. O, sadece bir devlet adamı değildi. Aynı zamanda kalemiyle de halkına ışık tutan bir entelektüeldi. Evli ve iki çocuk babası olan hekim, ömrünü vatan hizmetine adamıştır.
Tıbbiyeden Hürriyet Mücadelesine Ulaşan Yıllar
Genç Refet Bey, eğitim hayatındaki kararlılığı sayesinde dönemin en prestijli kurumlarından biri olan Askeri Tıbbiye'ye adım attı. Zorlu ve disiplinli geçen tıp eğitimini başarısıyla tamamlayarak, 7 Aralık 1897 tarihinde okulundan yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu. Bu başarı, onun gelecekteki hekimlik kariyerinin ilk resmi adımıydı. Tıbbiye eğitimi ona sadece tıp bilimi kazandırmadı. Aldığı nitelikli eğitim sayesinde Türkçe, Arapça ve Fransızca dillerini mükemmel düzeyde öğrendi. Yabancı kaynakları takip edebilen genç hekim, vizyonunu sürekli genişletti.
Okulu bitirdikten sonra ilk görev yeri olan İzmir Hastanesi bünyesine atandı. Ancak dönemin baskıcı siyasi atmosferi ve hürriyet arayışı, Dr. Refet Bey'i farklı bir yola sevk etti. İzmir'deki görev sürecinde siyasi baskılara dayanamayarak Avrupa'ya kaçma kararı aldı. Bu zorunlu sürgün dönemi, onun özgürlük fikirleriyle daha da olgunlaşmasını sağladı. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilan edilmesiyle birlikte vatan hasreti son buldu. Ülkesine geri dönen Dr. Refet Bey, memleketinde eğitim alanında hizmet vermeye odaklandı. Bu doğrultuda, İzmir Sınai Okulu Müdürlüğü görevine getirilerek genç nesillerin yetişmesine katkı sundu.
Milli Mücadele Cephesinde İdari Sorumluluklar
Eğitim yöneticiliğinin ardından idari mekanizmada görev almayı tercih eden Refet Bey, yurdun çeşitli ilçelerinde kaymakamlık görevlerini başarısıyla icra etti. Ülkenin işgal tehdidi altında olduğu en karanlık dönemlerde, onun yönetsel becerileri ön plana çıktı. Vatanın bağımsızlık mücadelesi baş gösterdiğinde, kendisini Mihalıççık Kaymakamı olarak bu kutsal davanın içinde buldu. Bölgedeki milli bilinci örgütleyen tecrübeli idareci, halkı işgale karşı kenetlemeyi başardı.
Bu dönemde vatan savunması için askeri güçlerle koordineli çalışmak hayati önem taşıyordu. Refet Bey, Kurtuluş Savaşı'nın simge komutanlarından Ali Fuat Bey'in emri altında Milli Mücadele'nin aktif bir parçası haline geldi. Mihalıççık'taki üstün gayretlerinin ardından Sivrihisar Kaymakamlığı görevine getirildi. Siyasi ve askeri dengelerin hassas olduğu bu kritik süreçte sergilediği kararlılık, onun daha üst idari makamlara yükselmesini sağladı. Bu doğrultuda sırasıyla Isparta, Maraş ve Cebelibereket (Osmaniye) sancaklarında mutasarrıflık unvanıyla mülki amirlik yaptı. Anadolu'nun farklı köşelerinde huzur ve düzeni sağlamak için gecesini gündüzüne kattı.
Urfa Milletvekilliği ve Entelektüel Mirası
Cumhuriyetin ilanından sonra idari tecrübesini parlamento çatısı altında sürdürmek isteyen Refet Bey için yepyeni bir sayfa açıldı. İkinci Türkiye Büyük Millet Meclisi, 11 Ağustos 1923 tarihinde çalışmalarına başlamıştı. Urfa vilayeti, bu dönemde mecliste aralarında ünlü şair Yahya Kemal Bey (Beyatlı), Ali Fuat Bey (Bucak), Hüsrev Bey (Gerede), Saffet Kemalettin Bey (Yetkin) ve Mehmet Refet Bey (Ülgen) gibi önemli isimlerin yer aldığı altı milletvekiliyle temsil edilmekteydi. Ancak bu güçlü kadroda zamanla bir değişim yaşandı. Varşova Büyükelçiliği görevine atanan Yahya Kemal Bey, anayasa gereği 22 Mayıs 1926 tarihinde milletvekilliği görevinden istifa etmek durumunda kaldı.
Bu ayrılığın ardından Urfa temsilciliğini doldurmak amacıyla 21 Aralık 1926 günü bir ara seçim gerçekleştirildi. Seçmenlerin büyük desteğini alan Mehmet Refet Bey (Topçuoğlu), 440 oy gibi belirgin bir çoğunlukla Urfa Milletvekili seçilmeyi başardı. Yeni milletvekilinin yetki belgesi olan mazbatası, 5 Ocak 1927 tarihinde meclis tarafından onaylanarak resmen yürürlüğe girdi. Refet Bey, bu dönemde komisyon çalışmalarına katılma fırsatı bulamadan meclis üçüncü dönem seçimlerine yöneldi. Ancak halkın ona olan güveni sarsılmadı. Başarılı devlet adamı, sonraki dönemlerde de parlamento çalışmalarını sürdürerek Üçüncü ve Dördüncü Dönem Urfa Milletvekili olarak mecliste yerini korudu.
Türkçe, Arapça ve Fransızca dillerini öğrenen, entelektüel yönünü asla ihmal etmeyen Mehmet Refet Bey'in kaleme aldığı ve topluma kazandırdığı basılı eserleri ise şunlardır:
- Sıhhat Yolu - Sağlık ve tıp alanındaki birikimlerini paylaştığı eseri.
- Usulu Aşari veya Metre Sistemi - Ölçü sistemleri üzerine kaleme aldığı bilimsel çalışması.
- Othello - Edebi birikimini ve yabancı dil hakimiyetini yansıtan çeviri eseri.
Halkının hem bedensel sağlığı hem de zihinsel gelişimi için üreten Refet Bey, evli ve iki çocuk babası olarak düzenli bir aile yaşantısına sahipti. Ömrünü milletinin hizmetine vakfeden değerli siyasetçi, IV. yasama dönemi devam ederken yaşama veda etti. Kaynaklarda vefat tarihi olarak 18 Şubat 1932 ve 25 Aralık 1933 tarihleri yer almaktadır. Onun aramızdan ayrılışının ardından boşalan milletvekilliği koltuğuna ise 12 Mayıs 1932 tarihinde edebiyat dünyasının bir diğer güçlü ismi olan Mehmet Emin Bey (Yurdakul) seçildi.