Türk görsel sanatlar dünyasında milat kabul edilen bir adımı atan Ali Fuat Uzkınay, takvimler 14 Kasım 1914 tarihini gösterirken Ayastefanos sınırları içerisinde yer alan Rus Abidesi'nin yıkılış anını kameraya kaydederek ülkemizde sinema tarihinin ilk belgesini ortaya koymuştur. İstanbul'un bu önemli bölgesinde, vatani görevini ifa ettiği sırada Harbiye Nazırlığının onayıyla harekete geçen genç subay, yanındaki 150 metrelik film şeridiyle Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde unutulmaz bir görsel arşivi inşa etmiştir. Bu tarihi hadise, hem bir abidenin tarihe karışmasını hem de yerli sinema sektörünün resmen doğuşunu simgelemektedir. Uzkınay, vizörün arkasına geçerek sadece bir yıkımı değil, aynı zamanda gelecek nesillerin hafızasında yer edecek sanatsal bir çığırı da başlatmıştır.
Eğitim Hayatı ve Sinemayla İlk Temas
İstanbul'un tarihi semtlerinden Üsküdar'da 1888 yılında dünyaya gözlerini açan Ali Fuat Bey, çocukluk ve gençlik yıllarını bu kadim şehirde geçirmiştir. İlk ve orta öğrenim derecelerini başarıyla tamamladıktan sonra, o dönemin prestijli okullarından İstanbul Sultanisi'nden mezun olmuştur. Eğitim aşkı onu yükseköğrenime yönlendirmiş, İstanbul Dâr-ül Fünûn bünyesindeki fizik-kimya bölümüne kaydolarak bilimsel bir altyapı kazanmıştır. Ancak genç Fuat'ın zihninde, bilimin yanı sıra tüm dünyayı kasıp kavuran yeni bir büyülü dünyanın kapısı aralanmaktadır.
Sinemanın Osmanlı topraklarında yaygınlaşmaya başlaması, sanata meraklı bu genç dimağın ilgisini fazlasıyla çekmiştir. Aldığı pozitif bilim eğitimini görsel bir anlatım gücüyle birleştirmek isteyen Uzkınay, dahiliye müdürlüğü vazifesini üstlendiği okulda sinema dersleri düzenlemeye karar vermiştir. Öğrencilerine sinema cihazlarını tanıtarak bu sanatı sevdirmeye gayret eden Uzkınay, adeta geleceğin sinemacılarını yetiştirecek ilk tohumları o yıllarda atmıştır. Bu heyecan, onun sinemayı bir hobi olmaktan çıkarıp profesyonel bir mesleğe dönüştürme arzusunu perçinlemiştir.
Genç eğitimcinin sinema sanatının halkla buluşmasındaki çabaları sadece sınıflarla sınırlı kalmamıştır. İstanbul'un kültür merkezlerinden biri olan Şehzadebaşı'nda, tarihe Millî Sinema olarak geçecek ve sonrasında Ali Efendi Sineması adıyla anılacak ilk Türk sinema salonunun kurulmasında büyük emek sarf etmiştir. 19 Mart 1914 günü kapılarını açan bu salon, yerli izleyicinin sinema ile kurduğu ilk sürekli bağı temsil etmektedir. Uzkınay, bu süreçte Türkiye'ye sinema oynatıcısını getiren ve sinemayı kitlelere sevdiren öncü isim Sigmund Weinberg ile tanışmıştır. Weinberg'den projeksiyon cihazının teknik detaylarını ve sinema makinesini nasıl çalıştıracağını en ince ayrıntısına kadar öğrenen Uzkınay, gelecekteki büyük kariyerinin en önemli pratik eğitimini tamamlamıştır.
Türk Sinema Tarihini Başlatan Tarihi An
Uzkınay'ın hayatında ve Türk kültür tarihinde asıl büyük dönüm noktası Birinci Dünya Savaşı'nın çalkantılı atmosferinde, askeri görevini yaptığı sırada gerçekleşmiştir. Rus İmparatorluğu ile yaşanan tarihi çatışmaların bir simgesi durumundaki Ayastefanos'taki Rus Abidesi, dönemin siyasi şartları gereği yıkım kararı alınan yapılar arasındaydı. Devlet erkanı ve ordu, bu simgesel anın mutlaka görsel olarak kayıt altına alınmasını arzuluyordu. Bu kritik vazife, sinema cihazlarını kullanma becerisine sahip tek isim olan Ali Fuat Bey'e devredilmiştir.
Böylelikle 14 Kasım 1914 Cumartesi günü, Türk sinema tarihinin resmen başlangıcı sayılan o tarihi çekim yapılmıştır. Uzkınay, ordu tarafından kendisine tahsis edilen 150 metrelik film şeridini kullanarak Rus Abidesi'nin dinamitlerle havaya uçurulma anını saniye saniye kaydetmiştir. Bu belgesel niteliğindeki çekim, ülkede bir Türk vatandaşı tarafından çekilen ilk film belgesi ünvanını kazanmıştır. Uzkınay, bu adımıyla yalnızca tarihi bir yıkımı ebedileştirmekle kalmamış, aynı zamanda ulusal sinemamızın da ilk resmi yönetmeni sıfatıyla tarihin altın sayfalarına adını yazdırmıştır.
Aynı dönemde Uzkınay, Osmanlı parlamentosunun açılışını konu edinen Meclis-i Mebusan-ı Osmani'nin 1330 senesi devre-i içtimaiyyesi resm-i küşadı adlı önemli bir çekimi daha gerçekleştirmiştir. Bu iki öncü çalışma, Türk sinemasının ilk kıpırtıları ve gelecekteki devasa arşivciliğin de ilk temel taşları olmuştur.
Askeri Sinemacılık Yılları ve Sonrası
Tarihi çekimin ardından askeri sinema faaliyetleri kurumsallaşma yoluna girmiştir. 1915 yılında dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın talimatıyla Türk askeri sinemacılığının temeli sayılan Merkez Ordu Sinema Dairesi (MOSD) kurulmuştur. Kurumun liderliğine tecrübeli isim Sigmund Weinberg getirilirken, onun en güvendiği yardımcısı yine Fuat Uzkınay olmuştur. Bu başarılı ortaklık, Weinberg'in ayrılmasıyla farklı bir boyut kazanmış ve 1916 yılında Uzkınay, Merkez Ordu Sinema Dairesi'nin başına bizzat yönetici olarak atanmıştır. Sinema sanatının inceliklerini daha derinden kavramak ve teknik bilgisini geliştirmek amacıyla Almanya'ya giderek orada kapsamlı bir filmcilik eğitimi almıştır.
Almanya dönüşü, Türk sinema tarihinin ilk kurmaca/konulu uzun metrajlı film projelerinden biri olan Himmet Ağa'nın İzdivacı üzerinde çalışmaya koyulmuştur. Dönemin savaş şartları, teknik yetersizlikler ve lojistik imkansızlıklar sebebiyle çekim süreci büyük zorluklarla karşılaşmıştır. Ancak Uzkınay, bitmek tükenmek bilmeyen azmi sayesinde bu zorlu prodüksiyonu nihayete erdirmeyi başarmıştır. Bu zafer, Türk sinemasında dramatik ve hikayeli sinemanın kapılarını ardına kadar açmıştır.
Kariyeri boyunca ordu bünyesinde sinema ve fotoğraf alanında üstün hizmetlerde bulunan öncü yönetmen, 1954 senesinde askeri görevinden emekli olmuştur. Türk sinemasının bu ulu çınarı, emekliliğinden kısa bir süre sonra, 29 Mart 1956 tarihinde 68 yaşında İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur. Vefatının ardından cenazesi Üsküdar'daki tarihi Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Uzkınay'ın sanata ve orduya yaptığı emsalsiz katkıları unutmamış ve Ankara'da faaliyet gösteren TSK Foto Film Merkezi Komutanlığı bünyesindeki modern bir stüdyoya onun aziz adını vererek hatırasını yaşatmıştır.
Uzkınay'ın geride bıraktığı görkemli mirasın temel direkleri şunlardır:
- Türk sinema tarihindeki ilk resmi çekim olan Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı (1914) belgeseli,
- Osmanlı döneminin en önemli siyasi arşivlerinden biri olan Meclis-i Mebusan-ı Osmani'nin 1330 senesi devre-i içtimaiyyesi resm-i küşadı filmi,
- Büyük imkansızlıklara rağmen tamamlanabilen ilk yerli konulu film Himmet Ağa'nın İzdivacı prodüksiyonu.
