Pekcan Türkeş, 3 Temmuz 1949 tarihinde Mardin'de dünyaya gözlerini açan, Türk tiyatro sahnesinin ve televizyon dünyasının en çok yönlü sanatçılarından biridir. Sanat hayatı boyunca oyunculuk, seslendirme, yazarlık ve yönetmenlik gibi pek çok alanda eserler üreten usta isim, özellikle televizyon ekranlarında canlandırdığı tiplemeler ve TRT İstanbul Radyosu'ndaki yarım asra yaklaşan çalışmalarıyla toplumun hafızasında silinmez bir yer edinmiştir.
Sahneden Ekranlara Uzanan Yarım Asırlık Serüven
Pekcan Türkeş'in profesyonel sanat yolculuğu, 1966 yılında adım attığı TRT İstanbul Radyosu ile başladı. Bu köklü kurumda 2011 yılına kadar kesintisiz olarak seslendirme sanatçısı, oyun yazarı ve yönetmen sıfatıyla görev yaptı. Geniş kitlelerin hafızasına ise unutulmaz komedi programı Olacak O Kadar dizisinde hayat verdiği Yusuf Yusuf Usta karakteriyle kazındı. Usta sanatçı, 2018 yılından bu yana SAT-7 Türk ekranlarında her cuma günü izleyicilerle buluşan Pekcan Türkeş ile Lezzetli Sohbetler isimli televizyon programını hazırlayıp sunarak, izleyicilere hukuk ve turizm alanlarında keyifli içerikler aktarmaktadır. Tiyatro sahnesine olan tutkusu onu Türkiye'nin en seçkin topluluklarıyla buluşturdu. Sanatçı, kariyeri boyunca şu önemli tiyatro topluluklarında sahne alarak izleyicilerle buluştu:
- Dormen Tiyatrosu
- Devlet Tiyatrosu
- Ali Poyrazoğlu Topluluğu
- Bakırköy Komedi Tiyatrosu
- Ankara Oyuncuları
- Tuncay Özinel Tiyatrosu
- Levent Kırca - Oya Başar Tiyatrosu
- Abdullah Şahin Nokta Tiyatrosu
- Gayrettepe Oyuncuları
- Enver Demirkan Virgül Tiyatrosu
Kaleminden Dökülen Eserler ve Çeviri Dünyası
Pekcan Türkeş, yalnızca sahnede sergilediği oyunculuk yeteneğiyle değil, aynı zamanda üretken yazarlık kimliğiyle de ön plana çıkmıştır. Ramp ışıklarıyla buluşan ilk tiyatro eseri olan Uçan Daire oyununun ardından çok sayıda kalıcı eser kaleme aldı. Sanatçının farklı tiyatrolar tarafından sahnelenen başlıca oyunları şunlardır:
- Kıbrıs Mücahidesi Fatma Kadın
- Kime Niyet Kime Kısmet
- Kralın Diş Ağrısı
- Çizmeli Kedi
- Bidondaki Çıplak
- Ergenekon Destanı
Yazın dünyasındaki üretkenliğini çevirmenlik alanına da taşıyan Türkeş, 1967-1977 yılları arasında Hayat Resimli Roman Dergisi bünyesinde görev aldı. Şevket Rado'nun yayın grubunda yer alan ve Oğuz Özdeş'in yazı işleri müdürlüğünü yürüttüğü bu yayında, dünya edebiyatından yüzlerce eseri Türkçe ile buluşturdu. Sanatçı; O. Henry, Guy de Maupassant, Anton Çehov, W. Somerset Maugham, Ephraim Kishon ve Peck Nack gibi dünyaca ünlü yazarların öykülerini başarıyla tercüme ederek Türk okuruna sundu. Bu zengin edebi birikimini ilerleyen yıllarda Himalayalardaki Kervan adlı bir romana ve Nasreddin Hoca fıkralarını İngilizceye kazandırdığı The Stories of Nasreddin Hodja adlı kitaba dönüştürdü.
Beş Dil, Profesyonel Rehberlik ve Coğrafi Keşifler
Sanatçının entelektüel derinliği, dil yeteneği ve seyahat tutkusuyla birleşerek onu bambaşka bir alana yönlendirdi. İngilizce, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca ve Arapça konuşabilen Türkeş, İtalyanca eğitimini Casa d'Italia İtalyan Kültür Heyeti bünyesinden aldığı sertifikayla taçlandırırken, Arapça bilgisini de Libya Kültür Merkezi'nden aldığı diplomayla belgeledi. 1978 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın düzenlediği eğitimleri başarıyla tamamlayarak kokartlı Fransızca ve İngilizce profesyonel turist rehberi unvanını kazandı. Bu alandaki birikimiyle 1970'li yıllarda Yeni Levent Lisesi'nde Fransızca, Beşiktaş Ortaokulu'nda ise İngilizce öğretmenliği görevlerinde bulundu.
Pekcan Türkeş, rehberlik ve seyahat kariyeri sırasında tarihi belgeleri altüst eden sıra dışı bir araştırmaya imza attı. Karayip Denizi'nde yer alan Grand Turk adasının isminin kökenine dair ansiklopedilerde yer alan hatalı bilgiyi düzeltmeyi başardı. Resmi kaynaklarda, adada yetişen bir kaktüs türünün fese benzetilmesi nedeniyle adaya bu ismin verildiği iddia ediliyordu. Ancak Türkeş, Türklerin fes ile ancak 19. yüzyılda Sultan II. Mahmud devrinde tanıştığını, adanın ise henüz 15. yüzyılda bu isimle anıldığını kanıtlayarak ezber bozdu. Ayrıca Kristof Kolomb ve Piri Reis haritalarında yer alan ve Mezquita olarak işaretlenen bölgenin aslında Müslüman Türklere ait bir mescit olduğunu ortaya koydu. Usta seyyah, günümüzde de Cruise & Travel dergisinde seyahat izlenimlerini okurlarıyla paylaşmaya devam etmektedir.