Denizcilik tarihinin en çok tartışılan isimlerinden biri olan Kristof Kolomb, 1492 yılında İspanyol bayrağı altındaki gemileriyle Atlantik Okyanusu'nu aşarak Kuzey Amerika topraklarına ulaşan tarihi bir sefer gerçekleştirmiştir. 1451 yılında Cenova'da dünyaya gelen bu hırslı denizci, hayatının sonuna dek ulaştığı bu yeni bölgeyi Asya kıtasının bir parçası zannetmiştir. Aslında yüzlerce yıl evvel Vikinglerin ayak bastığı bu topraklara düzenlediği seferlerle yeni bir kıtanın varlığını dünyaya duyuran Kolomb, gerçekleştirdiği dört büyük yolculuğun ardından 20 Mayıs 1506 tarihinde İspanya'nın Valladolid kentinde, 55 yaşında hayata gözlerini yummuştur.
Gençlik Yılları ve Denizcilik Serüveni
Asıl adı Cristóvão Colombo olan kaşif, İtalya'nın Cenova kentinde doğmuştur. Babası Domenico Colombo dokumacılık işiyle uğraşırken, annesi Susanna Fontanarossa ise ev hanımıydı. Ailesinin maddi durumunun son derece yetersiz olması ve yoksulluk sebebiyle hiçbir zaman düzenli bir okul eğitimi alma fırsatı yakalayamayan Kristof Kolomb, çareyi denizlerde arayarak bir gemide tayfa olarak işe girdi. Harita yapma merakına sahip olan Kolomb, gençlik yıllarını tutkuyla bağlı olduğu denizci ailelerin arasında geçirdi. Ege Denizi'nde yer alan Sakız Adası'na yaptığı kısa seyahat, onun ilk yolculuklarındandır. Mayıs 1476 tarihinde Cenova'dan Kuzey Avrupa'ya doğru yola çıkan ve son derece değerli bir kargo taşıyan askeri konvoyda yer alarak hayatının en kritik gençlik yolculuklarından birini gerçekleştirdi. Ancak 13 Ağustos 1476 günü Portekiz açıklarında konvoyun önü kesilince büyük bir savaş başladı. Çatışmada yaralanan denizci, Lagos kasabasında karaya çıkmayı başardı. Daha sonra Portekiz'e yerleşerek 1479 yılında soylu Filipa Moniz Perestrelo ile evlendi. Filipa ile evliliğinden Diego Columbus ve Ferdinand Columbus adlarını verdiği iki erkek çocuğu dünyaya geldi. Prens Henry'nin kaptanlarından olan kayınpederinin arşivleri, onun denizcilik birikimini ciddi oranda zenginleştirdi.
Batı Rotası ve Büyük Tasarı
Portekizlilerin 1482 yılında inşa ettiği Afrika Altın Kıyısı'ndaki kaleye giden Kolomb, burada önemli fikirler geliştirdi. Sürekli batıya doğru yelken açarsa Hindistan'a ve Uzak Doğu topraklarına ulaşabileceğine inanıyordu. Toscanelli'nin 'batıya gidilirse doğuya varılır' düşüncesi onu derinden etkiledi. Atlas Okyanusu'nun batısındaki bilinmeyen kara parçalarını gösteren eski haritaları da detaylıca analiz etti. Ancak hesaplarında Dünya'yı olduğundan çok daha küçük varsaydı. Avrupa ile Japonya arasındaki mesafeyi gerçeğin beşte biri kadar hesaplayarak büyük bir hataya düştü. Arada devasa bir Amerika kıtasının yer aldığını ise hiç tahmin edemiyordu. Planladığı bu yolculuk öncesinde geniş bir coğrafi bilgi birikimine ve gemi teknolojisi bilgisine sahipti.
Araştırmaları sırasında şu önemli eserleri okuyup incelemiştir:
- Romalı devlet adamı Plinis’in Tabiat Tarihi (Naturalis Historia) kitabı
- Yunan bilim adamı Batlamyus’un Coğrafya eseri
- Marco Polo’nun seyahatleri hakkındaki yazıları
- Pierre d’Ailly’nin 1420 yılında kaleme aldığı Dünyanın Görünümü (Image Mundi) adlı kitabı
Bu büyük tasarıyı hayata geçirmek için 1485 yılında ilk olarak Portekiz kralına teklif sundu. Kraldan olumlu bir yanıt alamayınca İspanya'ya geçerek 1486 yılında Kraliçe Isabella'ya teklifini sundu. Altı yıl süren bekleyişin ardından Kraliçe Isabella ve Kral Ferdinand seyahati finanse etmeyi nihayet kabul ettiler.
Tarihi Seferler ve Yeni Kıta
Kolomb, 3 Ağustos 1492 tarihinde Santa Maria, Nina ve Pinta isimli gemilerle Palos limanından batıya açıldı. Toplamda 120 kişilik bir mürettebata sahip olan filo, güneybatı yönünde ilerleme kaydetti. Önce Kanarya Adaları'na, 12 Ekim'de ise Bahama Adaları'na ulaştı. Gittiği bu yerlerin Doğu Hindistan olduğunu düşünen kaşif, Haiti dahil birçok adayı keşfetti. Karaya oturan Santa Maria gemisi nedeniyle bölgede 39 denizci bırakmak zorunda kaldı. Seyahati 224 gün süren Kolomb, 15 Mart 1493'te Palos limanına başarıyla geri döndü.
İkinci seferine 25 Eylül 1493'te Cadiz'den 17 gemi ve 1200 kişilik dev bir koloni grubuyla çıktı. Dominik ve Antil Adaları'nı dolaşarak buralara yeni isimler verdi. Ancak adada bıraktığı ilk denizcilerin, yerlilere yönelik kötü davranışları yüzünden öldürüldüğünü gördü. Bu kolonileşme süreci Hispaniola bölgesindeki yerli nüfusunu hızlı ve feci bir şekilde eritti. 1492 yılında 250.000 olan yerli nüfus, sömürgecilikle birlikte 1560'ta 500 kişinin altına kadar geriledi.
30 Mayıs 1498 yılında çıktığı üçüncü yolculuğunda ise daha güneye inerek Trinidad Adası'nı keşfetmiştir. Fakat kurduğu sömürgedeki kargaşa nedeniyle 1500 yılında kraliyet yetkilisi tarafından zincire vurularak İspanya'ya geri gönderildi. Kral ve Kraliçe, 3 Nisan 1502'de ona son kez dördüncü bir sefer izni tanıdılar. Hindistan'a giden daha kısa bir geçit bulmak amacıyla Orta Amerika sahillerini gezdi. Ancak Panama'dan geçerek hayal ettiği Pasifik Okyanusu'na ulaşamadı.
Son Yılları ve Ölümü
İspanya'ya 1504 yılında döndükten kısa bir süre sonra en büyük destekçisi Kraliçe Isabella vefat etti. Bu kaybın ardından saraydaki tüm nüfuzunu yitiren Kolomb, gözden düşerek yalnız bir hayat sürdü. 20 Mayıs 1506 tarihinde Valladolid kentinde 55 yaşında vefat etti. Keşfettiği toprakların yeni bir kıta olduğunu hiçbir zaman fark edemedi. Yeni kıta ise ismini, Kolomb ile tamamen aynı dönemde hayatta olan ve 1497 ya da 1499 yıllarında Güney Amerika sahillerine ulaşmayı başaran Amerigo Vespucci adındaki bir başka İtalyan kaşiften almıştır. Tarihin akışını değiştiren ünlü denizcinin mezarı, günümüzde Endülüs bölgesindeki Sevilla Katedrali'nin içerisinde bulunmaktadır.
.jpg?width=640)