Kraliçe Victoria, 24 Mayıs 1819'da Kensington Sarayı'nda dünyaya geldi. Tam adı Alexandrina Victoria olan bu isim, zamanla tarihin en tanınan hükümdar unvanlarından birine dönüştü. Babası Kent ve Strathearn Dükü Prens Edward, Kral III. George'un dördüncü oğluydu; annesi ise Belçika Kralı I. Leopold'un kız kardeşi Saxe-Coburg-Saalfeld Prensesi Victoria'ydı. Victoria daha sekiz aylıkken babasını zatürreden yitirdi; bu kayıp, onun hem duygusal hem de siyasi kaderini derinden biçimlendirdi.
Kensington Sistemi ve Zor Bir Çocukluk
Küçük Victoria'nın annesi, hırslı bir kişilik olan Sör John Conroy ile ittifak kurdu. Conroy, genç prensesi Kensington Sarayı'nda adeta tecrit altında tutan ve tüm eğitim ile bakım yetkisini kendi uhdesine geçiren "Kensington Sistemi" adıyla bilinen bir dizi kuralı hayata geçirdi. Almanca, İngilizce, İtalyanca, Yunanca ve Fransızca öğrenen Victoria'nın en sevdiği ders tarihti; ancak saray entrikalarıyla geçen bu çocukluk yılları ona mutsuzluk ve öfke bıraktı.
18 yaşına girdiği gün bu sistem çöktü. Kral IV. William'ın 20 Haziran 1837'de ölmesiyle tahtın yasal varisi olarak Britanya Krallığı'nın başına geçen Victoria, ilk icraatlarından biri olarak Conroy'u saraydan kovdu ve annesini siyasi çevreden uzaklaştırdı. Bu kararlı adım, genç kraliçenin tahta yalnızca yaş itibarıyla değil, karakter itibarıyla da hazır olduğunu gösteriyordu.
Taht, Evlilik ve İmparatorluk
10 Şubat 1840'ta kuzeni Saxe-Coburg ve Gotha Prensi Albert ile evlenen Victoria, bu birliktelikte hem siyasi bir ortak hem de hayat arkadaşı buldu. İkili, güçlenen cumhuriyetçi akımlara karşı monarşinin itibarını yeniden inşa etmek için birlikte çalıştı. Hayır kurumlarına, sanata ve toplumsal reformlara verilen destek, Britanya halkının kraliyet ailesine bakışını köklü biçimde değiştirdi. Beyaz gelinlik geleneğini ve Noel ağacı süsleme alışkanlığını İngiltere'ye yerleştiren de bu çiftti.
1840'ta Londra'da bir araba gezintisi sırasında Edward Oxford adında 18 yaşında bir genç tarafından iki el ateş edilen Victoria, mucizevî biçimde sağ kurtuldu. Oxford, akıl hastalığı gerekçesiyle beraat ettirildi. Çiftin ilk çocuğu Prenses Victoria, 21 Kasım 1840'ta doğdu; onu takip eden sekiz kardeşle birlikte toplamda dokuz çocuk sahibi oldu. Bu çocukların büyük çoğunluğu Avrupalı hanedanlarla evlenerek kıtanın soylu aileleriyle derin bağlar kurdu — bu yüzden Victoria, sonraki kuşaklarca "Avrupa'nın büyükannesi" olarak anılır.
1861'de Prens Albert'in 42 yaşında ölmesi, Victoria'yı yıkıma uğrattı. Saltanatının geri kalan kırk yılını siyahlar giyerek geçirdi; yas onun hem kişisel sembolü hem de döneminin ruhuna işlemiş bir imgesi oldu. 1876'da ise unvanına Hindistan İmparatoriçesi eklendi.
Victoria Dönemi ve Mirası
63 yıl 7 aylık saltanatıyla II. Elizabeth'ten sonra Britanya tarihinin en uzun süre tahtta kalan hükümdarı olan Victoria, bu süre zarfında Britanya İmparatorluğu'nun dünyanın beşte birini kaplayan ve 400 milyon insanı bünyesinde barındıran dev bir güce dönüşmesine tanıklık etti. Sanayi devriminin yarattığı toplumsal dönüşüm, işçi hakları tartışmaları, örgün eğitimin yaygınlaşması ve köleliğin kaldırılması gibi tarihsel kırılmalar hep bu dönemin ürünüdür. 1854-1856 Kırım Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu ve Fransa ile kurulan ittifak çerçevesinde Rusya'ya karşı yürütülen en kritik askeri sınav oldu.
Saltanatının son yıllarında Abdulkerim adlı Hintli Müslüman bir yardımcıyla kurduğu yakın ilişki, kraliyet ailesinde ciddi gerginliklere yol açtı. Victoria'nın 22 Ocak 1901'de Osborne, East Cowes'ta 82 yaşında hayatını kaybetmesinin hemen ardından veliaht VII. Edward'ın emriyle Abdulkerim'in yaşadığı malikâneye baskın düzenlendi; kraliçenin ona gönderdiği tüm mektuplar yakıldı ve Abdulkerim ailesiyle birlikte Hindistan'a sınır dışı edildi. Tahta geçen VII. Edward, annesinin uzun gölgesinden çıkarak yeni bir dönem başlattı.
.jpg?width=640)