Sahnenin ve beyaz perdenin çok yönlü ustası Ali Poyrazoğlu, 9 Temmuz 1946 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Aslen Ordu'nun Fatsa ilçesinden olan sanatçı, Yengeç burcunun duygusal ve üretken özelliklerini taşıyor. Pertevniyal Lisesi'nden mezun olduktan sonra yönünü sanat eğitimine çevirdi. İstanbul Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nü başarıyla tamamladı. Henüz konservatuvar yıllarında, 1959'da Şehir Tiyatrosu bünyesinde sahnelenen 'Tarla Kuşu' oyunuyla ilk kez sahne tozunu yuttu.
Sahne Işıkları Altında Geçen Bir Ömür
Genç yaşta adım attığı tiyatro dünyasında hızla yükseldi. Ulvi Uraz Tiyatrosu, Kent Oyuncuları, Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Ayfer Feray Tiyatrosu ve Arena Toplulukları gibi birçok seçkin toplulukta görev aldı. Kendi vizyonunu yansıtmak için 1972 yılında Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nu kurdu. Kendi yıldızlaştığı bu tiyatroda Ayşen Gruda, Bülent Kayabaş, Nilgün Belgün ve Korhan Abay gibi dev isimlerle çalıştı. Uluslararası alanda da başarılar elde etti. New York Broadway'de sergilenen 'Pera Palas' adlı eserde İngilizce başrol üstlendi.
Seksenli yıllarda ise yurdumuzun en ünlü müzikallerinde kendine yer buldu. Yeşil Kabare sahnesinde Adile Naşit, Yıldız Kenter, Zeki Müren, Müjdat Gezen, Ferdi Özbeğen, Sezen Aksu ve Rasim Öztekin gibi yıldızlarla aynı sahneyi paylaştı. Poyrazoğlu'nun sahnelediği bazı seçkin oyunlar şunlardır:
- Hayatım Roman
- Tak Tak Takıntı
- Tamamla Bizi Ey Aşk!
- Ödünç Yaşamlar
- Asi Kuş
Beyaz Perdenin Sıra Dışı Serüveni
Usta oyuncunun sinemayla tanışması 1970 yılında gerçekleşti. Ancak 1975'te başlayan seks filmleri döneminde oldukça yüksek bir üretkenliğe ulaştı. Yalnızca iki yılda yirminin üzerinde filmde rol aldı. Bunlar arasında 'Hop Dedik Kazım', 'Kadınlar Hayır Derse', 'Canavar Cafer', 'Kokla Beni Melahat' ve 'Ne Alsan İki Buçuk' gibi yapımlar yer alıyordu. Bu sürecin ardından tiyatroya odaklanmak için Yeşilçam'a uzun bir ara verdi. Tiyatro onun için hep ilk sıradaydı.
Beyaz perdeye dönüşü 1986'da Atıf Yılmaz'ın yönettiği efsanevi Asiye Nasıl Kurtulur? filmiyle oldu. Müjde Ar ile başrolleri paylaştığı bu eserde Selahattin karakterini canlandırdı. 1988 yılında ise 'Arkadaşım Şeytan' filminde Mazhar Alanson ile karşılıklı oynayarak Şeytan rolüne hayat verdi. Bu performansı ona 1989'da 2. Ankara Film Şenliği'nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü getirdi. 2002 yılında çekilen '9' (Dokuz) filmindeki Firuz rolüyle de 2003 yılında 8. Sadri Alışık Ödülleri'nde En İyi Erkek Oyuncu seçildi.
Çok Yönlü Bir Deha ve Kültürel Miras
Kariyeri boyunca yalnızca oyunculukla sınırlı kalmadı. Ayrıca seslendirme, yönetmenlik ve senaryo yazarlığı da yaptı. 1976 yılında 'Ali Uyanık' takma adıyla yıldızını müzikte de denedi. Bir adet 45'lik plak doldurdu. Bu plağın A yüzünde 'Tufaya Bak Tufaya', B yüzünde ise 'İcabında Fenerbostan' yer alıyordu. Animasyon dünyasında ise Buz Devri serisinin sevimli karakteri Manny'ye (Manfred) yıllarca sesiyle hayat verdi. Asteriks serisinde Sezar'ı seslendirdi. 2009'da ünlü ressam Fikret Mualla'nın hayatını ele alan 'Renklerde Kaybolan Hayat' filminde ressamın yaşlılığını başarıyla canlandırdı.
Kültür Bakanlığı, sanatçıya 1998 yılında Devlet Sanatçısı unvanını takdim etti. Özel yaşamında Londra'da sahne alırken tanıştığı Ingrid adlı kadından 1989 doğumlu bir oğlu bulunmaktadır. Bugün 80 yaşında olan usta aktör, Türk kültür ve sanat hayatının en önemli yapı taşılarından biri olmayı sürdürüyor.
