Efraim Kişon, Nazi zulmünün karanlığından sıyrılarak kalemiyle tüm dünyaya meydan okuyan, 20. yüzyılın en üretken ve keskin zekalı hiciv ustalarından biridir. 23 Ağustos 1924 tarihinde Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de dünyaya gelen sanatçı, savaşın yıkımını mizahın iyileştirici gücüyle alt ederek adını altın harflerle edebiyat tarihine yazdırmıştır. Doğum adı Ferenc Hoffman olan yazar; tiyatro eserleri, sinema filmleri ve eşsiz köşe yazılarıyla küresel çapta geniş bir okur kitlesine ulaştı. Toplama kamplarından kaçışıyla başlayan sıra dışı hayatta kalma mücadelesi, onu modern İsrail kültürünün en önemli kurucu figürlerinden biri haline getirmiştir. Kendi ulusunun eksikliklerini ve bürokrasiyi acımasızca eleştirerek tüm dünyayı kahkahaya boğan Kişon, 2005 yılındaki vefatına kadar durmaksızın üretmeye devam etti.
Nazilerin Elinden Kaçış ve Hayata Tutunma Mücadelesi
Gençlik yıllarında resim ve heykel üzerine eğitim alan Ferenc Hoffman, sanatın farklı disiplinleriyle ilgilenirken içindeki mizah dehasını da yavaş yavaş keşediyordu. Ancak İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi, genç sanatçının hayatının tamamen altüst etti. Yahudi kökenleri sebebiyle Naziler tarafından esir alınan Hoffman, çeşitli toplama kamplarına sevk edildi. İlk gönderildiği kampta yanındaki on kişisinin kurşuna dizilmesine tanıklık etti, ancak mucizevi bir şekilde kurşunların hedefi olmaktan kurtuldu. Bu dehşet verici tecrübeyi daha sonra "Büyük bir hata yaptılar ve bir hicivciyi hayatta bıraktılar" sözleriyle anacaktı. Gönderildiği bir başka esir kampında ise üstün satranç yeteneği sayesinde hayatta kalmayı başardı. Sobibor İmha Kampı'na doğru yola çıkarılan bir trenden kaçmayı başaran yazar, savaşın kalan günlerini sahte bir kimlikle Slovak işçisi gibi saklanarak geçirdi. Savaş sona erdiğinde Macaristan'a geri dönen yazar, kökenlerini gizlemek amacıyla soyadını Kişon olarak değiştirdi. Ardından 1949 yılında, ülkedeki baskıcı komünist düzenden kaçmak amacıyla ilk eşi Eva ile birlikte çiçeği burnunda İsrail devletine sığındı. İltica işlemleri sırasında gümrük memurunun kendisine verdiği Efraim Kişon adı, onun tüm dünyaca tanınacağı yeni kimliği oldu.
İsrail'de Yükselen Yeni Bir Yıldız
Yeni vatanındaki ilk yıllarında Sha'ar Ha'Aliyah adı verilen geçici bir transit kampında konaklayan Kişon, daha sonra Kfar Hahoresh kibutzuna geçti. Buradaki günlük yaşamında hasta bakıcılık yaparken komşusu Joseph'in yardımıyla İbraniceyi sıfırdan öğrendi. Bu dile öylesine bağlandı ki, hayatının geri kalanında bir daha asla anadili olan Macarcayı konuşmadı. Maariv gazetesinde kaleme aldığı mizahi yazılar, onun ülkedeki parlak kariyerinin ilk basamağı oldu. Kısa sürede adını duyuran yazar, 1952 yılında aynı gazetede "Had Gadya" adında düzenli bir hiciv köşesini yazmaya başladı ve bu köşeyi tam otuz yıl boyunca aralıksız sürdürdü. Tiyatroya olan tutkusu sayesinde kendi tiyatro topluluğunu kurdu ve sahnelediği oyunlarla geniş kitlelere ulaştı. 1960'lı yılların başında sinemaya adım atarak beş büyük komedi filminin senaristliğini, yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendi. Bu filmlerden "Sallah Shabati" 1964 yılında, "The Policeman" ise 1972 yılında sinema dünyasının en prestijli organizasyonu olan Oscar Ödülleri'nde En İyi Yabançı Film kategorisinde aday gösterilerek uluslararası alanda büyük yankı uyandırdı. Yazdığı eserler tam otuz yedi farklı dile tercüme edilerek küresel bir fenomen haline geldi.
Uluslararası Başarılar ve Türkiye'deki İzleri
Efraim Kişon, kendi ülkesinin çarpıklıklarını, bürokrasisini ve toplumsal zaaflarını çok sert bir dille eleştirdiği için İsrail'de zaman zaman tepki çekti. Küresel çaptaki popülaritesine tezat oluşturacak biçimde, kendi vatanında hak ettiği takdiri tam olarak göremediğini düşünüyordu. Bu kırgınlık sebebiyle 1981 yılında İsviçre'nin sakin kantonu Appenzell'de kendine yeni bir ev kurdu, fakat vatansever kimliğinden asla ödün vermedi. Eserleri özellikle Almanya başta olmak üzere Avrupa genelinde çok satanlar listelerinden inmedi. Kişon'un kaleme aldığı tiyatro oyunları Türkiye'de de sanatseverler tarafından yoğun ilgiyle karşılandı. Yazarın "Bir Tavsiye Mektubu" adlı eseri, Enis Fosforoğlu Tiyatrosu tarafından "İsmail Nasıl Büyüdü" ismiyle sahnelendiğinde kapalı gişe oynadı. Ayrıca ünlü şair Shakespeare'in efsanevi eseri Romeo ve Juliet'i evli ve yirmi yıl geçmiş halleriyle mizahi bir dille ele aldığı "Tarla Kuşuydu Juliet" oyunu, Türk tiyatro sahnelerinin en sevilen komedilerinden biri haline geldi. Uzun yıllar süren sessizliğin ardından, 2003 yılında ülkesinin en prestijli ödülü olan "İsrail Hayat Boyu Başarı Ödülü"ne layık görülerek onurlandırıldı. Büyük usta, 29 Ocak 2005 tarihinde İsviçre'deki evinde banyo yaparken geçirdiği kalp krizi sonucu seksen bir yaşında hayata gözlerini yumdu. Cenazesi vasiyeti üzerine İsrail'e götürülerek Tel Aviv'deki tarihi Trumpeldor Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Türkçeye Kazandırılan Eserleri ve Tiyatro Oyunları
Efraim Kişon'un dünya çapında yankı uyandıran pek çok eseri Türkçeye de kazandırılmıştır. Türk okurlarının ve tiyatroseverlerin büyük beğenisini kazanan başlıca çalışmaları şunlardır:
- Tavuk Kümesinde Tilki (1977)
- Katilini Seveceksin (1973)
- Başbakanı Kim Öptü? (1976)
- Savunmayı Bırak Saldırmaya Bak (1977)
- Kahkahaya Vergi Yok (1987)
- Tarla Kuşuydu Juliet (Tiyatro Oyunu)
- Nikah Kağıdı (Tiyatro Oyunu)
