Türkiye özgün müzik tarihinin en karakteristik seslerinden biri olan Efkan Şeşen, 1963 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Laz kökenli olan ve ailesi Artvin'den göç eden sanatçı, popüler kültürün gürültüsünden uzak, tamamen müzikle yoğrulmuş sade bir ömür sürmeyi tercih etti. Eğitim hayatını İstanbul'da tamamlayan başarılı besteci, 1980'li yılların hararetli gençlik hareketlerinde aktif biçimde rol alarak yaşamını şekillendirdi. Şarkılarını sadece sanatsal değerleriyle var etmek ve geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla seslendiren Efkan Şeşen, ülkemizde ve dünyada benzerine çok az rastlanan ıslık albümleriyle müzik literatüründe unutulmaz bir yer edindi.
Grup Yorum Dönemi ve Cezaevi Yılları
Sanatçının hayat çizgisi, gençlik yıllarında dahil olduğu toplumsal mücadeleler ve bunun getirdiği zorunlu duraklarla yön buldu. Dönemin siyasi atmosferinde inandığı değerler uğruna mücadele ederken yolu demir parmaklıkların arkasına düştü. Cezaevi sürecinde, ileride sanatsal kimliğinin en güçlü ifadesi haline gelecek olan sıra dışı bir dostla, yani ıslığıyla tanıştı. Bu ezgiler, müzikal yolculuğunun habercisiydi.
Özgürlüğüne kavuşmasının ardından, Efkan Şeşen 1987 yılında ülkemizin en önemli protest müzik topluluklarından Grup Yorum bünyesine katıldı. Kurucu kadroda yer alan müzisyen, Hilmi Yarayıcı ile birlikte grubun hafızalara kazınan en önemli iki solistinden biri oldu. Sesiyle hayat verdiği eserler, kısa sürede kitlelerin diline dolandı ve grubun efsanevi albümlerinin temel direğini oluşturdu.
Sanatçı, grubun en verimli dönemlerinde şu unutulmaz albümlerde ve şarkılarda ana vokal olarak yer aldı:
- 1987 çıkışlı Sıyrılıp Gelen albümünde seslendirdiği Güleycan ve Kuşatma,
- 1988 tarihli Haziran'da Ölmek Zor albümünde yer alan Berivan, Özgürlük Türküsü, Diriliş, Soluk Soluğa, Doğacak Güneş Gibi, Asker Kaçakları, Bir Dağ Türküsü, Venseremos ve Çav Bella,
- 1989 yılında yayımlanan Cemo albümündeki Bir Oğul Büyütmelisin, Gün Ola, Düşenlere, Gün Gelir ve Çağrı,
- 1989 yılının özel çalışması Türkülerle albümünde yorumladığı İnce Memed parçası.
Solo Kariyer ve Enstrümantal Derinlik
Grup Yorum bünyesinden 1991 yılında ayrılarak tamamen bağımsız bir müzikal yol çizmeyi hedefleyen usta sanatçı, kendi bireysel sanatsal vizyonunu yansıtmak amacıyla solo çalışmalara ağırlık verdi. Gitar enstrümanında derin bir uzmanlık kazandı. Edindiği bilgi birikimini gelecek nesillere aktarmak için çeşitli müzik okullarında gitar eğitmeni olarak görev aldı. Sanatçı, müziğini özgürce üretebilmek için Şeşen Müzik Yapım adını taşıyan kendi yapım firmasını kurdu.
Efkan Şeşen, solo kariyerindeki ilk büyük çıkışını 1995 yılında yayınladığı Dokuz Altı Yollarında isimli albümüyle yaptı. Albümdeki tüm eserler dinleyicilerden büyük beğeni topladı. Sanatçı, aynı yılın son günlerinde Gün Ağarırken albümünü müzikseverlerin beğenisine sundu ve benzer bir başarıyı yakaladı. 1996 yılında Göçer Oldum albümünu yayınladı. Bu çalışma, sanatçının müzikal çizgisini pekiştirdi.
Başarılı müzisyen, üretkenliğini ara vermeden sürdürerek 1997 yılında Merhaba albümünü piyasaya çıkardı. Bu verimli süreci 1999 yılında Gözleri Hala Çocuk ve 2001 yılında Dar Kapılar albümleri izledi. Bu dönemlerde Şeşen, dinleyicilerinin kalbine dokunan ağırlıklı olarak slow ritimler ve türkü formundaki eserlere odaklandı. Karadeniz köklerine olan bağlılığını ise 2004 yılında çıkardığı ve tamamı Lazca şarkılar ile Karadeniz türkülerinden oluşan Pek de Tanınmayan Karadeniz albümüyle taçlandırdı.
Tarihler 2006'yı gösterdiğinde Gölgeler Şehri albümünü çıkardı. Eski albümlerinin o sıcak ve samimi tadını barındıran bu çalışmada, kariyerinin dönüm noktası olan Dokuz Altı Yollarında şarkısını yeniden yorumladı. Bir yıl sonra, 2007 yılında ise derin duygusal temalar barındıran Yüreğine albümü müzik marketlerdeki yerini aldı.
Türkiye'de Bir İlk: Islığın Eşsiz Senfonisi
Usta sanatçı en cesur adımını 2008 yılında attı. Yıllar önce cezaevinde yoldaşı olan ıslığını ana enstrüman olarak kullanarak Renkler ve Islıklar isimli albümu hazırladı. Bu çalışma, Türkiye müzik tarihinde bir ilkti. Dünyada da bu tarz albümlerin sayısı adeta bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdı.
Sanatçı bu özel albümde, dünyanın dört bir yanından derlenen farklı halk ezgilerini kendi özgün yorumu ve ustalıkla kullandığı ıslığı eşliğinde yeniden hayat vererek besteledi. Kürt, Türk, Arap, Azeri, Ermeni, Gürcü, Bulgar, Zaza, Kıbrıs ve Alevi halk ezgilerinin harmanlandığı bu albümde, sanatçının kendi özgün bestesi olan Dünyanın Gözyaşları isimli parça da yer alıyordu. Büyük beğeni toplayan bu projenin devamı niteliğindeki ikinci ıslık albümü ise 2010 yılında dinleyicilerle buluştu.
Bu deneysel ve yenilikçi albümlerdeki bazı eserlere, babası gibi müzik yolunu seçen oğlu Sinan Şeşen gitarıyla eşlik etti. Efkan Şeşen, 1995 yılında hayatını birleştirdiği müzisyen ve öğretmen eşi Didar Şeşen ile de bazı albümlerde özel düetler gerçekleştirdi. Kızı Ezgi ve oğlu Sinan ile birlikte mütevazı aile yaşantısını İstanbul ve Artvin hattında sürdürmeye devam eden usta sanatçı, 2010 yılının sonlarına doğru solo diskografisine Vazgeçtim albümünü ekledi. Sanatçı, toplamda 13 albüme ulaşan geniş külliyatıyla Türkiye müzik tarihinde sessiz ve derinden giden, saygın bir iz bırakmayı sürdürmektedir.