İçeriğe Atla
Muhyiddin İbnü'l-Arabi fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Muhyiddin İbnü'l-Arabi Kimdir?

İslam tasavvufunun en büyük temsilcisi Muhyiddin İbnü'l-Arabi, 1165'te Endülüs'te doğup Vahdet-i Vücud öğretisiyle dünya düşünce tarihine yön verdi.

Diğer adlar: Şeyhü'l Ekber, İbn Arabi

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Muhyiddin İbnü'l-Arabi Hakkında

İslam felsefesinin ve tasavvuf dünyasının en etkili isimlerinden biri olan Muhyiddin İbnü'l-Arabi, 28 Temmuz 1165 tarihinde Endülüs coğrafyasındaki Murcia şehrinde, derin manevi sırları ve varoluşun hakikatini insanlığa açıklamak amacıyla dünyaya gelmiştir.

Arap Tayy kabilesine mensup, nüfuzlu bir ailenin evladı olarak doğan bilgin, hayatı boyunca manevi keşifler ve seyahatler vesilesiyle İslam dünyasını uçtan uca gezmiştir.

Şeyhü'l Ekber lakabıyla anılan bu büyük yazar ve şair, kaleme aldığı yüzlerce eser ve özgün mistik felsefesiyle İslam düşünce tarihine yön vermiştir.

Onun öğretileri günümüzde de güncelliğini korumaktadır.

Endülüs'ten Anadolu'ya Uzanan Manevi Yolculuk

Henüz sekiz yaşındayken ailesiyle birlikte Sevilla'ya göç eden genç Muhyiddin, çocukluk yıllarından itibaren manevi bir iklimde yetişme imkanı buldu.

İlerleyen yaşlarında ilahi bilgiye ulaşma arzusuyla Şam, Bağdat ve Mekke gibi dönemin ilim merkezlerine doğru uzun seyahatlere çıktı.

Bu yolculuklar sırasında devrin en meşhur alimleriyle görüşmeler gerçekleştirerek kendi fikri altyapısını zenginleştirdi.

Gençlik döneminde yaşadığı en önemli dönüm noktalarından biri, 1182 yılında Kurtuba'da filozof İbni Ruşd ile yaptığı tarihi görüşmedir.

İbni Ruşd bilginin yalnızca insan aklının süzgecinden geçerek elde edilebileceğini hararetle savunurken, genç İbnü'l-Arabi ise gerçek ve mutlak bilginin ancak yüce yaratıcıdan gelen tasavvufi ilham ve kalbi keşif yoluyla kazanılacağını belirtmiştir.

Bu tarihi buluşma, onun tamamen sufi yoluna yönelmesine zemin hazırlamıştır.

Sevilla'da bulunduğu yıllarda Kordovalı Fatma isimli yaşlı bir hanıma on dört sene boyunca hizmet ederek manevi eğitimini pekiştirmiştir.

Ayrıca 1190 yılında ağır bir hastalığa yakalanıp iki yıl boyunca okuma yeteneğini kaybetse de, bu süreç onun içsel olgunluğunu artırmıştır.

Şifa bulduktan sonra 1193'te Sebte şehrine giderek İbnu Cübeyr ile tanışmış ve ahlaki makamlara eriştiğini beyan etmiştir.

İbnü'l-Arabi'nin yolları Anadolu topraklarıyla da kesişmiştir.

Mekke'de tamamladığı hac ibadetinin ardından Medine, Musul ve Bağdat'ı ziyaret eden düşünür, nihayetinde Selçuklu başkenti Konya'ya ulaşmıştır.

Burada Anadolu Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından hürmetle karşılanmış, kendisine büyük ikramlarda bulunulmuştur.

Konya'da tanıştığı Sadreddin Konevi'nin dul annesiyle evlenen Şeyhü'l Ekber, burada da kıymetli eserler üretmeye devam etmiştir.

Hayatı boyunca birkaç evlilik yapan bilginin bu evliliklerden çocukları dünyaya gelmiştir.

Onun aile hayatı ve evliliklerine dair detaylar şunlardır:

  • Endülüs'teki Benû Abdûn kabilesinden Meryem ile ilk evliliğini gerçekleştirmiştir.
  • Daha sonra Harameyn Emiri Yunus b. Yusuf'un kızı Fatma ile dünya evine girmiştir.
  • Konya ziyareti esnasında ünlü sufi Sadreddin Konevi'nin annesiyle evlenerek aile bağlarını güçlendirmiştir.
  • Bu evliliklerden Sadeddin Muhammed ve İmamuddin Ebu Abdullah isimli iki oğlu ile Zeyneb adında bir kızı olmuştur.

Vahdet-i Vücud Öğretisi ve Ölümsüz Eserleri

Muhyiddin İbnü'l-Arabi, İslam tasavvufunda derin izler bırakan Vahdet-i Vücud yani varlığın birliği ilkesinin en büyük temsilcisidir.

Bu felsefeye göre evrendeki tüm varlıklar, tek bir mutlak yaratıcının tecellilerinden ibarettir.

Onun bu radikal ve derin tasavvufi yorumları, çağlar boyunca hem büyük destekçiler bulmuş hem de ciddi tartışmaların odağı haline gelmiştir.

Düşünürün en hacimli ve meşhur çalışması olan Fütûhat-ı Mekkiyye, Mısır'da bulunduğu sırada bazı yerel ulemanın tepkisini çekmiştir.

Burada hakkında idam fetvası çıkarılması üzerine gizlice Mısır'dan kaçarak canını kurtarmış ve kutsal topraklara sığınmıştır.

Şam'a yerleştikten sonra, 1230 yılında rüyasında Hz. Peygamber'den aldığı ilhamla kaleme aldığını belirttişi Fusûsu'l-Hikem adlı başyapıtını yazmıştır.

Bu nadide eser, onun tasavvufi mirasının en olgun meyvesi olarak kabul edilmektedir.

Ömrünün son dönemini geçirdiği Şam'da 10 Kasım 1240 tarihinde 75 yaşında vefat eden üstadın kabri, Kasiyun Dağı eteklerine defnedilmiştir.

Onun vefatından sonra iki oğlu da aynı bölgede toprağa verilmiştir.

Zamanla bakımsız kalan bu mezar yeri, Yavuz Sultan Selim'in Şam'ı fethinin ardından ihya edilerek üzerine bir türbe ve cami yaptırılmıştır.

Tarihe Yön Veren Cifr Öngürüleri

Şeyhü'l Ekber, kerametleri ve geleceğe dair öngürüleriyle de halkın ve idarecilerin ilgisini celb etmiş bir şahsiyettir.

Cifr ilmini kullanarak Kur'an ayetlerinden çıkardığı işaretlerle, henüz Osmanlı Devleti kurulmadan yetmiş yıl önce bu devletin doğacağını müjdelemiştir.

Henüz Osmanlı Beyliği dahi ortalıkta yokken kaleme aldığı 'eş-Şeceratü'n-Nu'mâniyye fi'd-Devleti'l-Osmâniyye' isimli eserinde, hanedanın doğuşundan ilk halifenin Yavuz Sultan Selim olacağına kadar pek çok siyasi ve askeri gelişmeyi mucizevi bir biçimde önceden haber vermiştir.

Bunun yanı sıra Şam ile Mısır'ın fethedileceğini, IV. Murat'ın Bağdat'ı tam kırk günde ele geçireceğini ve Sultan Abdülaziz'in feci bir suikastla öldürüleceğini simgesel cifr metotlarıyla yüzyıllar öncesinden müjdelemiştir.

Kitapta Türk milleti hakkında 'Türkler için zafer ve mutluluk vardır' şeklinde umut verici ibareler yer almaktadır.

Onun doğaya ve insanlığa dair öngürüleri ise şunları kapsamaktadır:

  • 2023 yılı için öngördüğü az yağış, kuraklık ve yer sarsıntıları, ülkemizde yaşanan büyük Kahramanmaraş depremiyle örtüşmüştür.
  • Hicri yılbaşının salı gününe denk gelmesi durumunda batı dünyasında kaosun ve mali zorlukların artacağını dile getirmiştir.
  • İnsanlığın doğal düzene dönmesi, hayvanlara hizmet etmesi ve Allah'a yönelmesi durumunda tarımsal verimliliğin artacağını müjdelemiştir.

Manevi derinliği ve asırları aşan bilgeliğiyle İbnü'l-Arabi, hem doğunun hem de batının zihin dünyasını aydınlatmaya devam eden sönmez bir meşaledir.

Kişi Kartı

Adı Soyadı
Muhyiddin İbnü'l-Arabi
Doğum Tarihi
28 Temmuz 1165
Doğum Yeri
Murcia, Endülüs Devleti (İspanya)
Vefat
10 Kasım 1240
Uyruk
Endülüs
Meslek
Din Adamı

Kariyer ve İlişkiler

İlişkili Kişiler

Sıkça Sorulan Sorular

Muhyiddin İbnü'l-Arabi kimdir?

İslam tasavvufunun en büyük temsilcisi Muhyiddin İbnü'l-Arabi, 1165'te Endülüs'te doğup Vahdet-i Vücud öğretisiyle dünya düşünce tarihine yön verdi.

Muhyiddin İbnü'l-Arabi ne zaman doğdu?

Muhyiddin İbnü'l-Arabi, 28 Temmuz 1165 tarihinde doğdu.

Muhyiddin İbnü'l-Arabi nerede doğdu?

Muhyiddin İbnü'l-Arabi Murcia, Endülüs Devleti (İspanya) doğumludur.

Muhyiddin İbnü'l-Arabi ne zaman vefat etti?

Muhyiddin İbnü'l-Arabi 10 Kasım 1240 tarihinde hayatını kaybetti.

Muhyiddin İbnü'l-Arabi hangi alanda tanınır?

Muhyiddin İbnü'l-Arabi, Din Adamı olarak tanınır.