Türk sinema tarihinin ilk gerçek kadın starı kabul edilen Muhterem Nur, 31 Aralık 1932 tarihinde Manastır'da dünyaya gözlerini açmış, çocukluğundan itibaren büyük acılarla yoğrularak Yeşilçam'ın zirvesine tırmanmış efsanevi bir sinema ve ses sanatçısıdır. Balkanlar'ın zorlu göç yollarından gelip İstanbul'un yoksul Eyüp semtinde tutunmaya çalışan sanatçı, bebeksi güzelliği, içten oyunculuğu ve hüzünlü tiplemeleriyle milyonların kalbini kazanmayı başarmıştır. Hayatı dramatik iniş çıkışlarla doluydu. Bu büyük isim, geride unutulmaz başroller ve unutulmayacak bir aşk bırakarak 20 Mart 2020 tarihinde İstanbul'da yaşama veda etmiştir.
Manastır'dan İstanbul Eyüp'e Uzanan Çileli Çocukluk
Manastır sınırlarında dünyaya gelen ve asıl adı Olga olan Muhterem Nur, hayata adeta sıfır noktasında başladı. Kendisini dünyaya getirirken henüz 16 yaşında olan gencecik annesini kaybetti, babasının kim olduğunu ise hiçbir zaman öğrenemedi. Küçük Olga'yı teyzesi büyüttü. Ona anne şefkatiyle sahip çıktı. Dönemin Yugoslav hükümetinin Müslüman nüfus üzerindeki ağır baskıları artınca, Manastır Türkleri çareyi göç etmekte buldu. Bu büyük göç dalgasıyla birlikte küçük Olga ve ailesi de Türkiye'ye sığındı. İlk olarak Tekirdağ'a yerleştirilen aile, geride bıraktıkları tüm mal varlıklarının ardından büyük bir maddi çıkmaza sürüklendi.
Yaşama tutunma mücadelesi veren aile, 1942 yılında İstanbul'un Eyüp semtindeki küçücük bir eve taşındı. Yeni nüfus cüzdanıyla birlikte Olga'nın ismi artık Aysel Muhterem Kısa olarak değişti. Eyüp 36. İlkokulu'nda eğitimini tamamlayan Aysel, çok erken yaşlarda ağır yaşam şartlarıyla yüzleşti. Dokuma fabrikalarında işçilik yapmaya başladı. Günde sadece 1 lira kazanarak saatlerce emek veriyordu. Ancak bu zorlu günler tesadüfen değişti.
Yeşilçam'da Doğuş: Figüranlıktan Zirveye
Genç kızın kaderi, dönemin en büyük yapımcılarından Suzan Yakar Rutkay ile karşılaşmasıyla baştan yazıldı. Rutkay'ın desteği sayesinde Muhterem Nur, 1950 yapımı "Yıldızlar Revüsü" filminde figüran olarak kamera karşısına geçti. Fabrikadaki işini derhal bıraktı. Yevmiye artık günde 5 liraydı. Şöhret basamaklarını tırmanana kadar yirmiden fazla yapımda küçük roller üstlendi. Sabırla çalışan oyuncu, Yeşilçam dünyasında yer edinmeye gayret gösterdi.
Onu tüm Türkiye'ye tanıtacak dönüm noktası, 1958 tarihli Üç Arkadaş filmi oldu. Memduh Ün'ün yönettiği bu başyapıtta Fikret Hakan, Semih Sezerli ve Salih Tozan gibi dev isimlerle birlikte başrolü paylaştı. Filmde hayat verdiği kör genç kız karakteri, naif oyunculuk yeteneği ve duru güzelliğiyle seyircinin kalbinde taht kurmasını sağladı. Bu büyük başarının ardından kariyeri hızla yükseldi. Zirveye giden yol artık açılmıştı. Artık etrafında devasa bir hayran kitlesi vardı ve hatırı sayılı paralar kazanıyordu. Ne var ki, kazanılan bu servet aynı hızla harcanacaktı. Sanatçı, ilerleyen yıllarda o dönemi "Bütün paramı gece hayatında asalaklarla harcamışım" diyerek dürüstçe özetleyecekti.
Sahneler, Maddi Sıkıntılar ve Müslüm Gürses ile Ebedi Aşk
1960'ların sonuna doğru sinemadaki değişimler ve dönem oyunculuğuna bağlı kalması Muhterem Nur'un işlerinin azalmasına yol açtı. Şöhreti yavaş yavaş soluyordu. Maddi darboğaz artık başa çıkılamayacak bir raddeye ulaştı. Ödeyemediği borçları yüzünden hapse düştü. 1967 yılının Mart ayında on gün boyunca hapis yattı. Hayatta kalabilmek adına 1965 yılında dansöz olarak sahne almaya başladı, ardından 1967'de şarkıcılığa adım attı. Turnelerde ve küçük gazinolarda şarkı söyleyerek geçimini sağladı. Aralıklı da olsa beyazperdeye dönüşler yaparak 2002 yılına kadar sinemada boy göstermeyi sürdürdü.
Hayatının en büyük dönüm noktası ise 1982 yılının Mayıs ayında gerçekleşti. Malatya turnesinde, ileride arabesk müziğin efsanevi ismi olacak Müslüm Gürses ile yolları kesişti. İki yaralı ruh, birbirlerinde huzur buldu. Bu tarihi tanışmanın ardından iki sanatçı gizlice evlendi. 5 Mayıs 1986'da Beykoz Evlendirme Memurluğu'nda hayatlarını birleştirdiler. Bu evlilik, her iki sanatçı için de bir sığınak oldu. Kent soylu roller yerine ezilen, haksızlığa uğrayan kadın karakterleriyle özdeşleşen Muhterem Nur, Yeşilçam'ın en çok ağlayan kadını unvanını sonuna kadar taşıdı. Yüksek şekere bağlı organ yetmezliği sebebiyle tedavi gördüğü hastanede 20 Mart 2020'de yaşama gözlerini yumdu.
Efsanevi sanatçının kariyeri boyunca layık görüldüğü prestijli ödüller şu şekildedir:
- 4. Adana Altın Koza Film Şenliği (1972): "Kara Gün" filmi ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü
- 17. İstanbul Film Festivali (1998): Sinema Onur Ödülü
- 3. İpekyolu Film Festivali (2008): Onur Ödülü
