Türk resim sanatının ve eğitiminin öncü isimlerinden Mehmet Yücetürk, Bolu’da filizlenen ve Ankara yakınlarında nihayete eren yaşamında derin izler bıraktı. Cumhuriyet döneminin kıymetli ressamı, Anadolu'nun renklerini modern sanat anlayışıyla harmanlayan özgün bir üsluba sahipti. Sanatçı, fırçasıyla tuvale hayat verirken aynı zamanda binlerce gence estetik değerleri aşılayan saygın bir öğretmendi.
Akademi Yılları ve Sanatın Ustaları
Onun öyküsü Bolu'da başladı. 1912 yılının Mart ayında Salıbeyler köyünde dünyaya gözlerini açan Yücetürk, ilk öğrenimini Gölyüzü mahallesinde tamamladıktan sonra Hisar Tepesi’ndeki tarihi okulda ortaokul ve lise sıralarını doldurdu. Resme olan tutkusu onu 1935 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nün kapılarına götürdü. İstanbul’daki akademi yılları, genç yeteneğin sanat dünyasının en parlak isimleriyle tanışmasını ve onlardan el almasını sağladı.
Devlet Güzel Sanatlar Akademisi çatısı altında resim eğitimini şu değerli sanatçıların atölyelerinde şekillendirdi:
- Nazmi Ziya Güran
- İbrahim Çallı
- Zeki Kocamemi
- Léopold Lévy
1938 yılında Beyazıt’taki Zeynep Hanım Konağı adıyla bilinen tarihi ahşap binada Mahmut Esat Bozkurt, Yusuf Hikmet Bayur, Recep Peker ve Yusuf Kemal Tengirşek gibi profesörlerden hukuk, politika, ekonomi ile devrim tarihi dersleri aldı. Sanat eğitiminin her detayına hakim olabilmek için adeta bir öğrenme maratonuna girdi. Ahmet Ziya Akbulut’tan perspektif inceliklerini öğrenirken, Nurettin Ali Bey’den artistik anatominin kurallarını kavradı. Edebiyatçı Ahmet Hamdi Tanpınar’dan sanat tarihi, estetik ve mitoloji eğitimi alarak entelektüel birikimini güçlendirdi. Sanatçı, modelaj alanında Hâdi Bara’dan eğitim alırken, fresk tekniğinin sırlarını ise Ayetullah Sümer’den öğrendi. Dönemin Devlet Resim Heykel Müdürü Halil Dikmen ise ona klasik eserleri tahlil etme yöntemlerini öğretti. 1938 yılında akademiden başarıyla mezun oldu.
Savaş Dönemi ve Yüksek Resim Derecesi
Mezuniyetinin hemen ardından, İkinci Dünya Savaşı’nın gerilimli atmosferinde vatan borcunu ödemek üzere silaha sarıldı. 1939 ile 1941 yılları arasında İstanbul’da askerlik görevini yerine getirdi. Askerlik sonrasında eğitim tutkusu sönmeyen sanatçı, 1941 yılında Akademinin Yüksek Resim Bölümü’ne kaydoldu. Aynı yıl Galatasaray Lisesi’nde resim öğretmenliği yapmaya başladı. Dört yıl süren bu görevin ardından, savaşın son bulduğu 1945 yılında topçu teğmen rütbesiyle ikinci kez askerliğe çağrıldı. İkinci askerliğini de İstanbul’da yapan Yücetürk, savaşın başında ve sonunda toplam dört yıl orduya hizmet etti. 1947 yılında yüksek resim kısmını bitirdi.
Anadolu'da Eğitim Aşkı ve Kültür Mirası
Yüksek resim eğitimini tamamlayan Yücetürk, Anadolu insanına sanat aşılamak gayesiyle yollara düştü. 1949-1950 yıllarında Adana Erkek Lisesi ile İkinci Ortaokulda öğrencilere sanat sevgisi aşıladı. Ardından, köklerinin bulunduğu topraklara, Bolu’ya naklen atandı.
Bolu’ya dönen usta ressam, 1950 ile 1965 yılları arasında kesintisiz biçimde şu eğitim kurumlarında görev alarak yüzlerce gencin resim eğitimine katkıda bulundu:
- Bolu Ortaokulu
- Bolu Lisesi
- Bolu Erkek Öğretmen Okulu
- Bolu Kız Öğretmen Okulu
Usta ressam, Bolu’daki okul koridorlarında sanata adanmış bir ömür sürerken ulusal düzeydeki önemli projelere de rehberlik etti. 1954 yılında, yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının tefrişi kapsamında vilayetlerde görevlendirilecek sanatçıları seçmek ürere kurulan heyette İbrahim Çallı, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Fethi Karakaş ile birlikte jüri üyeliği yaptı. Sanatçı ayrıca Bolu Devlet Su İşleri bünyesinde desinatörlük, kütüphanecilik ve arşivcilik yaptı. 1965 yılında Almanya ve Fransa’da incelemeler yaptı. Avrupa’daki müzeleri ve galerileri inceleyerek çağdaş sanattaki gelişmeleri yakından takip etti. Yurda döndükten sonra, 1967 yılından itibaren Bolu Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nin yöneticiliğini üstlendi. Bu kutsal görevi tam on yıl boyunca başarıyla sürdürdü. 29 Ocak 1992 tarihinde Ankara yakınlarında geçirdiği elim bir trafik kazasında hayat arkadaşıyla birlikte ebediyete göç etti. Naaşı, doğduğu Salıbeyler köyünde toprağa verildi. Vefatının ardından Bolu halkı ve yerel yönetim usta sanatçının ismini yaşatmak için anlamlı bir adım attı. Belediye başkanlığı 1998 yılında onun uzun dönem yönettiği bu galeriye Mehmet Yücetürk Sanat Merkezi adını verdi.
