Vatan topraklarının işgal tehdidi altında olduğu en zorlu dönemlerde, askeri dehası ve sarsılmaz iradesiyle öne çıkan Ali Çetinkaya, Türk tarihinin gidişatını değiştiren en önemli devlet adamlarından biridir. 1878 yılında Afyonkarahisar topraklarında dünyaya gelen bu yiğit subay, cephelerden meclis kürsülerine uzanan şerefli bir ömür sürmüştür. Babasını küçük yaşta kaybetmişti. Annesi Fatma Hanım'ın üstün gayretleriyle Bursa Askeri Lisesi'ne yazıldı. Buradaki eğitiminin ardından Harp Okulu'nu bitirdi. Henüz yirmi yaşındayken, teğmen rütbesiyle ordudaki şerefli yerini aldı. Tarihler 28 Mayıs 1919'u gösterdiğinde, Ayvalık'ı işgale kalkışan Yunan askerlerine karşı sıktığı ilk kurşunla Milli Mücadele'nin meşalesini resmen yakmıştır.
Makedonya Dağlarından Ayvalık Cephesine Uzanan Kahramanlık Hikayesi
Ali Bey, çocukluk yıllarında sergilediği kararlı liderlik vasıfları nedeniyle arkadaşları tarafından "Vezir Ali" lakabıyla anılıyordu. Mezuniyetinin ardından yüzbaşı rütbesine ulaşana dek geçen çetin yıllarda, Makedonya ve Arnavutluk dağlarında Osmanlı hakimiyetini korumak adına çetecilere karşı durmaksızın savaştı. İmparatorluğun kurtuluşunu meşrutiyette gören genç subay, 1907 yılında Manastır'da filizlenen İttihat ve Terakki cemiyetine katılarak aktif bir rol üstlendi. II. Meşrutiyet'in ardından patlak veren isyanı bastırmak üzere Hareket Ordusu saflarında İstanbul'a giren askerler arasında o da vardı. Trablusgarp Cephesi'ne gönüllü gitti. Orada, Türk milletinin kaderini çizecek olan Mustafa Kemal'in yanı başında mücadele etti. Enver Paşa'nın da Bingazi'de bulunduğu bu tarihi süreçte, vatan savunmasının en ön hatlarında pişti. Ardından patlak veren Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı'nın tüm zorlu cephelerinde inançla çarpışmaya devam etti.
Cihan Harbi'nin ardından imzalanan Mondros Mütarekesi ülkeyi karanlığa boğarken, Ali Bey Ayvalık'taki 172. Alay Komutanlığı vazifesini yürütmekteydi. 15 Mayıs 1919'da İzmir'e adım atan işgalci Yunan ordusu, çok geçmeden Ayvalık kıyılarına yöneldi. İstanbul hükümetinden gelen teslimiyetçi emirler son derece açık ve netti: Yunan askerlerinin karaya çıkışına hiçbir şekilde direnç gösterilmeyecekti. Ancak vatansever komutan bu boyun eğmeyi asla kabul etmedi. Emirlere karşı geldi. 28 Mayıs günü düşmana karşı ilk kurşunu sıkarak, Anadolu'nun dört bir yanına yayılacak olan topyekun direnişin fitilini yaktı. Bu cesur hamle, Türk milletinin esarete teslim olmayacağının en somut ilanıydı.
Cumhuriyet'in İnşasında ve Meclis Kürsülerinde Bir Ömür
Kahraman komutan, askeri alandaki üstün başarılarının akabinde siyaset sahnesinde de halkının sesi olmak üzere harekete geçti. 1919 genel seçimlerinde memleketi Afyonkarahisar'dan mebus seçilerek son Osmanlı Mebusan Meclisi'ne girmeyi başardı. Lakin İstanbul'un işgaliyle birlikte İngilizlerin hedefi oldu. Tutuklandı. Birçok aydınla beraber Malta adasına sürgün edildi. Esaret yılları vatan özlemiyle doluydu. Sürgünden kurtulup Anadolu topraklarına ayak bastığında, Ankara'da yeni bir güneş doğmuştu. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, onu ve yol arkadaşlarını sabırsızlıkla bekliyordu. Zaman kaybetmeden Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne katılan Ali Bey, Afyonkarahisar milletvekili sıfatıyla birinci meclisin en aktif üyelerinden biri oldu.
Birinci meclisin hararetli siyasi ortamında Atatürk'ün yanında saf tutan Ali Bey, birinci grupta yer alarak inkılapların zeminini hazırladı. İkinci meclis döneminde, Atatürk yanlılarının ezici bir çoğunluk elde etmesinde olağanüstü bir çaba sarf etti. Yeni devletin temel taşlarının döşendiği bu dönemde çok kritik görevler üstlendi:
- Cumhuriyet Halk Partisi Programı'nın hazırlanması
- Cumhuriyet'in ilk Anayasa taslağının oluşturulması
- Halk Partisi'nin uzun yıllar boyunca Grup Başkanlığı görevinin yürütülmesi
- Doğudaki Kürt isyanlarının ardından tesis edilen Ankara İstiklâl Mahkemesi Başkanlığı
1925 yılının Şubat ayında meclis koridorlarında yaşanan feci bir arbede, Ali Bey'in hayatındaki en hüzünlü sayfalardan birini açtı. Milletvekili Deli Halit Paşa ile yaşanan gerginlik esnasında ateş alan bir silah, paşanın ölümüne yol açtı. Tetiği kimin çektiği hiçbir zaman tam olarak netleştirilemedi. Ancak yürütülen soruşturmalar neticesinde savcılık, olayın bir meşru müdafaa anında gerçekleştiğini kabul ederek Ali Bey hakkında kovuşturma yapılmasına gerek görmedi.
Demir Ağların Mimarı ve Bakanlık Yılları
Ali Çetinkaya'nın milletine hizmeti cephelerle ya da meclis kürsüleriyle sınırlı kalmadı. 16 Şubat 1934 tarihinde Bayındırlık Bakanlığı görevine getirilen devlet adamı, ülkenin çehresini değiştirecek devasa bayındırlık hamlelerine imza attı. O, vatanı adeta demir ağlarla ören vizyoner bir liderdi. Raylar Anadolu'nun en ücra köşelerine ulaştı. Yabancı devletlerin elindeki demiryolu şirketlerini süratle millileştirerek tam bağımsızlık yolunda devasa adımlar attı. 3 Nisan 1939 tarihine gelindiğinde ise kurulan Ulaştırma Bakanlığı'nın tarihteki ilk bakanı olma şerefine erişti. Ayvalık cephesindeki tavizsiz duruşu nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendisine takdim edilen "Çetinkaya" soyadı, adeta onun çelikten iradesinin bir simgesiydi. Hayatının son dönemlerinde Afyonkarahisar'da yayımlanan "Taşpınar" dergisinde ufuk açıcı makaleler kaleme aldı. Kültürel alanda da iz bırakmak isteyen Çetinkaya, Hans Kohn'un meşhur eseri "Türk Milliyetçiliği"ni dilimize kazandırdı. Aralıksız sürdürdüğü milletvekilliği görevi, 1946 yılındaki çok partili seçimlerin ardından son buldu. 21 Şubat 1949 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yuman bu büyük çınar, doğduğu topraklarda kendisi için hazırlanan anıt mezarda ebedi uykusundadır.
