Bosna-Hersek'in dini ve toplumsal dönüşümünde silinmez izler bırakan Mehmed Džemaludin Čaušević, 28 Aralık 1870 tarihinde Arapuša köyünde dünyaya gelmiş seçkin bir din adamı ve reformcudur. Yaşamı boyunca Bosna Müslümanlarının kimliğini korumak ve eğitim sistemini çağdaşlaştırmak adına mücadele veren Čaušević, ülkenin dördüncü Reis-ul-uleması olarak görev yapmıştır. İstanbul'da aldığı üst düzey eğitimin ardından memleketine dönerek hem dini teşkilatlanmada hem de yayıncılık alanında öncü adımlar atmıştır. Bu ulu çınar, 28 Mart 1938'de Saraybosna'da gözlerini yummuş ve arkasında büyük bir kültürel miras bırakmıştır.
İstanbul Yılları ve İlmi Gelişimi
Eğitim hayatına babası Ali Efendi'den aldığı Arapça ve dini derslerle başlayan Čaušević, Bihaç Medresesi'nde aldığı dört yıllık eğitimin ardından on yedi yaşında payitahtın yolunu tuttu. İstanbul'da Tokatlı Salih Efendi ve Hasan Hüsnü Efendi gibi saygın alimlerin ders halkalarına dahil olarak 1901 senesinde icazetini aldı. Akademik ufku geniş olan genç alim, hukuk eğitimine yönelerek Mekteb-i Hukuk'tan 1903 yılında başarıyla mezun oldu. Talebelik döneminde sadece dersliklerle sınırlı kalmayıp Anadolu, Yemen, Mısır, Makedonya ve Hicaz gibi geniş coğrafyaları gezerek buralarda çeşitli vazifeler üstlendi. Kahire'de geçirdiği üç aylık sürede ünlü düşünür Muhammed Abduh ile tanışma ve derslerini takip etme fırsatı buldu. Aynı dönemde Tasvîr-i Efkâr ve Tercümân-ı Hakîkat gazetelerine yazılar yazıp muhabirlik yaparak kalemiyle de rüştünü ispatladı.
Bosna'ya Dönüş ve Reis-ul-Ulemalık Mücadelesi
Hukuk tahsilini tamamladıktan sonra İstanbul'daki cazip teklifleri reddederek Eylül 1903'te Saraybosna'ya dönen Čaušević, Velika Gimnazija'da Arapça öğretmenliğine başladı. İki yıl sonra Ulema Meclisi üyeliğine getirilince Bosna'yı karış karış gezerek eğitimde köklü reformların şart olduğunu dile getirdi ve ders programlarının yenilenmesini sağladı. Onun özverili çalışmaları neticesinde 1909 yılında Müslümanların kazandığı dini ve eğitsel özerklik, sadece dini kurumları canlandırmakla kalmamış, Čaušević'e halk nezdinde de muazzam bir saygınlık kazandırmıştır. Şeriat Kadılık Okulu'ndaki hocalık görevinden, okul yönetimine liyakatsiz bir atama yapıldığı gerekçesiyle 1912'de istifa etti. Bir süre maddi zorluklar çekip kitaplarını satarak yaşamak zorunda kalsa da ilkeli duruşundan taviz vermedi.
1913 yılında Reis-ul-ulema Hafız Sulejman Šarac görevinden ayrıldı. Bunun üzerine Čaušević bu makam için aday gösterildi. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu bu seçimi başta onaylamadı. Hükümetin iptal kararına rağmen kurulan ikinci heyet onu yeniden aday seçti. Halkın yoğun baskısıyla yönetim geri adım atmak zorunda kaldı. 27 Ekim 1913 tarihinde kraliyet fermanıyla göreve tayin edildi. Halife tarafından taltif edilerek 26 Mart 1914 tarihinde vazifesine başladı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Yugoslavya Krallığı kurulunca Üsküp Ulema Meclisi'ni Saraybosna'ya bağlayarak nüfuzunu genişletti. Ancak 1929'da Belgrad yönetiminin Müslümanların özerkliğini kaldırmaya yönelik yasa tasarısına şiddetle karşı çıktı. Kendisine sunulan Yugoslavya Reis-ul-ulemalığı teklifini geri çevirerek 1930'da onuruyla istifa etti ve köşesine çekildi.
Dil ve Eğitim Reformları: Matufovica Alfabesi
Čaušević sadece idari bir lider değil, aynı zamanda toplumun kültürel çehresini değiştiren bir aydınlanmacıydı. Kur'an kurslarında Türkçe yerine yerel dil olan Boşnakça eğitim verilmesini savunarak devrim niteliğinde bir adım attı. Boşnak dilinin yazımı için Arap harfleri temelinde yeni bir alfabe tasarladı. Gelenekçi çevrelerin direnciyle karşılaşan bu yeni yazı sistemine, muhalifleri tarafından alaycı bir üslupla Matufovica adı verilmiştir. Ancak ulemanın tüm muhalefetine karşın yeni nesil öğretmen adayları ve gençler bu yeniliği heyecanla bağrına bastı. Başyazarlığını üstlendiği Behar dergisinde bu alfabenin yaygınlaşması için güçlü makaleler kaleme aldı. 1907 yılında kurduğu Tarîk dergisi ile kurucusu olduğu derneklerin çıkardığı Muallim yayınları da bu yazı diliyle basıldı. Daha sonra kurulan İlmiye Kuruluşu'nun dergilerinde ise Latin ve Kiril harflerinin de kullanılmasına imkan tanındı.
Eğitim kurumlarının modern standartlara kavuşmasına da öncülük eden Čaušević, Saraybosna'da Okružna Medresa ve Šerijatska Gimnazija okullarının kurulmasını sağlayarak, modern bilimlerle dini ilimleri sentezleyen nitelikli din görevlilerinin yetişmesinin önünü açtı. Onun en önemli entelektüel başarılarından biri de, Hâfız Muhammed Pandžo ile birlikte 1937 yılında Kur'ân-ı Kerîm'i Boşnakçaya tercüme etmeleridir. Bu çeviri tarihi bir öneme sahipti. Halk kutsal kitabı kendi dilinde okudu. Ayrıca kendisi Ilmihal adında değerli bir eser daha kaleme almıştır. Çok yönlü bir entelektüel olarak tanındı. Arapça ve Türkçe dillerine de hakimiyeti tamdı. Kendisinin düzenli olarak makaleler yazdığı başlıca saygın süreli yayınlar şunlardır:
- Gajret
- Tarik ve Muallim
- Behar ve Novi Behar
- Misbah ve Jeni Misbah
- Glasnik IVZ yıllıkları
