Mehmed Nizameddin Efendi, 32. Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz'in torunu olarak dünyaya gözlerini açmış bir Osmanlı şehzadesidir. Genç yaşta gurbette son bulan bu hüzünlü ömrün ilk yılları, İstanbul'un seçkin mekânlarından Çamlıca Köşkü'nde geçmiştir. Şehzadenin babası, Sultan Mehmed Reşad döneminde veliahtlık makamını dolduran Şehzade Yusuf İzzeddin Efendi, annesi ise hanedan mensubu Leman Hanımefendi'dir. Bu soy ağacı, hanedanın son dönemindeki en prestijli kollardan birini temsil etmekteydi. Kendisi öteden beri oldukça narin bir bünyeye sahipti.
Saraydan Gurbete Uzanan Hüzünlü Ömür
Eğitimini Galatasaray bünyesinde sürdüren genç şehzade, henüz öğrencilik sıralarındayken tarihi bir yol ayrımıyla karşı karşıya kalmıştır. Mekteb-i Sultani'deki parlak geleceği, ülkenin içinden geçtiği siyasi değişim rüzgarlarıyla gölgelenmiştir. Hanedan üyelerinin 1924 yılında yurt dışına sürülmesine karar verilmesiyle birlikte eğitimini yarıda bırakarak vatanından ayrılmak durumunda kalan genç hanedan üyesi, zorunlu göçün ilk durağı olan Mısır'a yerleşmiştir. Fakat gurbet koşulları zaten hassas olan sağlığını olumsuz etkilemiştir. Zayıf bünyesi sebebiyle buradaki yaşamı sırasında amansız verem hastalığına yakalanmıştır. Mısır'ın sıcak iklimine rağmen hastalığı hızla ilerleyen ve direnci iyice kırılan talihsiz şehzade, çareyi Avrupa'daki sağlık merkezlerinde aramaya karar vermiştir.
- Doğum Yeri: Çamlıca Köşkü
- Babası: Veliaht Şehzade Yusuf İzzeddin Efendi
- Dedesinin Saltanat Ünvanı: 32. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz
İsviçre'de Son Bulan Tedavi Arayışı
Tıbbi tedavi imânlarından faydalanmak üzere İsviçre'nin yolunu tutan şehzadenin bu çabası ne yazık ki yetersiz kalmıştır. Tedavi amacıyla gittiği İsviçre'nin sakin şehri Locarno'da bulunan bir hastane koğuşunda gözlerden uzak bir mücadeleye girişmiştir. Alp dağlarının eteklerindeki bu temiz havalı şehir, şehzadeye aradığı sağlığı sunamamıştır. Tüm çabalara rağmen hastalığa yenik düşen genç şehzade, bu hastane odasında tek başına hayata gözlerini yummuştur. Locarno'daki vefatının ardından cenazesi nakledilerek Kahire'de topçrağa verilmiş ve ilk ebedi istirahatgâhına burada kavuşmuştur.
Yıllar Sonra Vatana Dönüş
Şehzadenin naaşı uzun yıllar boyunca Mısır topraklarında kalmıştır. Aradan geçen uzun zamanın ardından, 1967 yılında hanedan üyelerinin naaşlarının Türkiye'ye getirilmesi için gerekli resmi prosedürler yürütülmüştür. Büyük bir titizlikle yürütülen nakil çalışmalarının neticesinde, Mehmed Nizameddin Efendi'nin gurbetteki kemikleri İstanbul'a getirilerek Çemberlitaş Divanyolu'nda bulunan Sultan İkinci Mahmud Han Türbesi'ndeki ebedi istirahatgâhına yerleştirilmiştir. Tarihi türbe, sürgünde kaybolup giden bir şehzadenin anısını vatan toprağıyla yeniden buluşturmuştur.
