Hristiyanlık tarihinin en büyük dönüm noktalarından birine imza atan Martin Luther, 10 Kasım 1483 tarihinde Almanya'nın Eisleben kentinde dünyaya gözlerini açtı. Genç yaşlarında hukuk eÿitimi almak amacıyla Erfurt Üniversitesi'ne giden Luther, burada yaşadığı ölümcül bir kaza sonrasında ruhsal bir aydınlanma yaşayarak eÿitimini yarıda bıraktı. Kendisini tamamen Tanrı'ya adamaya karar veren genç adam, Erfurt'taki bir manastıra sığınarak keşişliğe ilk adımını attı. Manastır yaşantısında bedensel eziyetlerle manevi huzura erişme yollarını denese de aradığı iç huzuru ve zihnindeki soruların yanıtlarını bir türlü bulamadı. Bu sancılı dönemde yaşadığı hayal kırıklıkları, onun kilise düzenine karşı ıslahatçı kimliğinin şekillenmesinde önemli bir zemin hazırladı.
Manastır Hayatından İlk İsyan Bayrağına
Aradığı ruhsal kurtuluşu bulamayan Luther, o günleri sonradan anarken, eğer bir keşişin manastır disipliniyle cennete ulaşması mümkün olsaydı bunu kendisinin başarmış olacağını dile getirecekti. 1507 yılında papazlık makamına yükselen din adamı, bir yıl sonra yeni kurulan Wittenberg Üniversitesi'nde felsefe dersleri vermeye başladı. Kutsal Kitap yorumlarında geleneksel kilise öğretilerinden sapmaya başlayan genç ilahiyatçının fikirleri, kısa sürede etrafındakilerin dikkatini çekti. O yıllarda derslerinde işlediği konular geleneksel kabullere uymuyordu. 1510 yılındaki Roma seyahati ise onun için tam bir dönüm noktası oldu; burada üst düzey din adamlarının yolsuzluğa battığını ve Vatikan'daki ahlaki çüküşü bizzat gözlemledi.
Avrupa'da dinsel yozlaşmanın zirve yaptığı 16. yüzyılda, özellikle kuzey bölgelerinde yeni bir uyanış hareketi filizleniyordu. Ruhban sınıfının yüce ideallerden uzaklaşarak dünyevi çıkarlar peşinde koşması, halkın vicdanını yaralıyordu. Hatta VI. Alexander ve II. Julius gibi dönemin popüler papaları, dinsel güçlerini açıkça dünya ışlerine alet ediyorlardı. Katolik Kilisesi'nin bu bozulmuş yapısı karşısında harekete geçen Martin Luther'in geliştirdiği temel düşünceler şunlardır:
- İnsanın kurtuluşu yaptığı İyi İşlerle değil, ancak içindeki samimi inanç ve Tanrı'nın sonsuz merhametiyle mümkün olabilir.
- Günah işlemek insanın doşasında olan kaçınılmaz bir durumdur ve birey yalnızca Yaratıcı'nın bağışlayıcılığına sığınmalıdır.
- İnancı kalbinde taşıyan her Hristiyan, aracı bir ruhban sınıfına gerek kalmadan kendi başına din adamı sayılabilir.
Doksan Beş Tez ve Aforoz Edilen Bir İlahiyatçı
Bu radikal görüşlerin ardından teoloji profesörü Luther, 1 Kasım 1517 tarihinde Wittenberg Üniversitesi kilisesinin kapısına, kilisenin para karşılığında günah bağışlama yetkisini eleştiren 95 maddelik bildirisini astı. Onun asıl hedefi kilisenin tamamen günah affetme gücü değil, dinin endülüjans adı altında ticari bir sömürü aracına dönüştürülmesiydi. Bu çıkış ülkede çok büyük bir yankı uyandırdı ve din adamı John Tetzel tarafından dinsizlikle suçlanmasına yol açtı. İkili arasında alevlenen teolojik tartışmalar en nihayetinde Vatikan'ın da sabrını taşırdı. Bir süre sonra Profesör John Eck de düşünceleri nedeniyle Luther'e cephe aldı.
Başlangıçta konuyu önemsemeyen Papa Leo, kutuplaşmanın hızla yayılması üzerine 1520 yılında yayımladığı bildiriyle Luther'i görüşlerini geri çekmeye çağrdı. Altmış gün içinde dönmezse aforoz edileceği bildirilen ünlü reformcu, bu tehdide kilise belgesini halkın önünde yakarak yanıt verdi. Böylece papalik otoritesi resmen reddedilmiş oldu. Ardından Worms kentinde Alman Kralı Şarlken başkanlığında kurulan mahkemede düşüncelerini cesaretle savundu ve asla geri adım atmadı. Hakkında ölüm cezası çıkarılsa da yakın arkadaşı olan Saksonya Elektörü tarafından Wartburg Şatosu'nda koruma altına alındı.
Sürgün Yılları, Büyük Miras ve Siyaset
Wartburg Şatosu'ndaki bir yıllık mecburi sürgünü sırasında zamanını okuyup yazarak geçiren ünlü ilahiyatçı, Kutsal Kitap'ı Latinceden Almancaya çevirerek çığır açtı. Bu dönemde kaleme aldığı eserlerde dinsel törenlerdeki suiistimalleri, manastır hayatının zorluklarını ve günah çıkarma ritüelinin anlamsızlığını işledi. Din adamlarının evlenebileceği yönündeki görüşlerini kendisi de uygulayarak, 1525 yılında soylu bir aileden gelen eski rahibe Catherine von Bora ile hayatını birleştirdi.
Fikirleri Alman prensleri ve halk arasında benimsenirken, aynı yıl patlak veren Köylüler Savaşı'nda isyancıları yalnız bıraktı. Bu tutumu üzerine hareket daha da politikleşti. 1526 yılındaki Speyer Kurulu'nda yeni görüşlere kısmi bir serbestlik verilse de bu hoşgörü üç yıl sonra iptal edildi. Bu gelişme karşısında Luther yanlılarının yaptığı sert itirazlar, günümüzdeki Protestan kelimesinin ortaya çıkmasını sağladı. Zamanla çatışma dini bir eksenden çıkıp Protestan prensler ile kilise arasında bir iktidar mücadelesine dönüştü.
Sağlık durumunun giderek kötüleşmesine aldırış etmeden son yıllarını da yorulmak bilmeden çalışarak geçiren Luther, hayatının sonuna dek ilkelerinden ödün vermemek adına Vatikan ile uzlaşmayı reddetti. 17 Şubat 1546 tarihinde, 63 yaşında yaşamını yitiren büyük reformcu, son nefesinde bile savunduğu inançlara sadık kalıp kalmadığı sorulduğunda "evet" yanıtını verdi. Naaşı, gürkemli bir cenaze töreni eşliğinde 29 yıl önce bildirgesini astığı kilisenin içine defnedildi. Martin Luther, Orta Çağ Avrupası'nın modern dünyaya evrilmesinde tarihin en etkili öncülerinden biri olmuştur.
.jpg?width=640)