Alman ilahiyat dünyasının ve savaş karşıtı hareketin en sembol isimlerinden biri olan Emil Gustav Friedrich Martin Niemöller, 14 Ocak 1892 tarihinde Vestfalya bölgesinin Lippstadt kentinde hayata gözlerini açtı. Oğlak burcunun o kararlı ve inatçı yapısını karakterinde barındıran bu din adamı, Adolf Hitler'in kurduğu baskıcı Nazi rejimine karşı sergilediği cesur direnişle adını tarihe altın harflerle yazdırdı. Gençlik yıllarında ordu saflarında başlayan serüveni, zamanla onu dünya çapında yankı uyandıran bir barş elçisine dönüştürdü. Savaşın yıkıcılığını bizzat cephede tecrübe eden Niemöller, ömrünün son anına kadar küresel barışın tesisi için kararlılıkla mücadele etti. 6 Mart 1984'te Wiesbaden kentinde 92 yaşında hayata veda ettiğinde, ardında baskıya boyun eğmeyen bir miras bıraktı.
U-Boat Kaptanlığından İlahiyat Kürsüsüne
Niemöller, 1919 yılında İmparatorluk Alman Donanması bünyesinde askeri öğrenci olarak göreve başladı. Ancak bundan daha önce, 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı sırasında U-Boat olarak bilinen askeri denizaltılarda komutanlık yaptı. Büyük savaşın sona ermesiyle birlikte imzalanan Versay Antlaşması ve ardından kurulan Weimar Cumhuriyeti süreci, onun yaşamında radikal bir dönüm noktası oldu. Ordu saflarından ayrılmaya karar veren genç asker, 1919-1923 yılları arasında Westfälische Wilhelms Üniversitesi bünyesinde ilahiyat eğitimi aldı. Dini alandaki yetkinliğini artıran Niemöller, 20 Nisan 1919 tarihinde hayatını Else Bremer ile birleştirdi ve bu evlilikten altı çocuk sahibi oldu. Akademik eğitimini tamamladıktan sonra kilisede aktif görevler üstlenen Niemöller, 1931 yılında Berlin Dahlem protestan kilisesine papaz olarak atandı ve 1937'deki tutuklanma sürecine kadar buradaki görevine bağlılıkla devam etti.
Nazi Rejimine Karşı Dik Duruş ve Toplama Kampları
1930'lu yılların başında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) fikirlerine yakınlık duyan Niemöller, zamanla iktidarın kilise üzerindeki baskılarını görerek fikirsel bir dönüşüm yaşadı. Kiliseler arası mücadeleler içinde kendisini geliştirerek faşizme karşı güçlü bir direnişçiye dönüştü. Alman Protestan Kilisesi'nin Nazilerle iş birliği yapmasına şiddetle karşı çıkan muhalif Bekennende Kirche (İtiraf Eden Kilise) hareketinin lider kadrosunda yer aldı. Bu süreçte, 1934 yılında Adolf Hitler ile doğrudan görüşen nüfuzlu din adamları arasına girdi. Rejimin baskıcı emirlerini dinlemeyi reddedince işini kaybetti ve hakkında konuşma yasağı getirildi. Buna rağmen kürsüden vaaz vermeyi sürdürünce 1935 yılında kısa süreliğine tutuklandı. İnandığı yoldan geri adım atmayan ilahiyatçı, 1937 yılında yeniden gözaltına alındı. Hakkında açılan 40 dava nedeniyle yedi ay boyunca tutuklu yargılandı ve yedi ay hapis cezası aldı. Cezası yattığı süreye denk gelmesine rağmen serbest bırakılmayarak kapıda tekrar tutuklandı.
Bu andan itibaren Niemöller için uzun ve karanlık kamp yılları başladı. 1938 yılında Berlin'e yaklaşık 35 kilometre uzaklıktaki Oranienburg bölgesinde bulunan Sachsenhausen toplama kampına Hitler'in adeta "özel misafiri" sıfatıyla sevk edildi. Uluslararası kampanyalar sayesinde kurşuna dizilmekten kurtulan Niemöller, Sachsenhausen'ın ardından 1941 yılında Dachau toplama kampına sevk edildi. Buradaki esaret yedi yıl sürdü. 1945 yılı Nisan ayında diğer 140 önemli mahkumla birlikte Avusturya'nın batısındaki Tirol bölgesine gönderildi. Beşinci ABD Ordusu 5 Mayıs 1945'te bölgeye ulaşınca Niemöller özgürlüğüne kavuştu. Özgür kalan Niemöller, Nazi rejiminin kurbanı olan farklı toplumsal grupların trajedisini ve sessiz kalan toplumun vicdani sorumluluğunu şu meşhur dizeleriyle tüm dünyaya haykırdı:
- "Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim."
- "Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim."
- "Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim."
- "Sonra Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü Yahudi değildim."
- "Benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı."
Soğuk Savaş Dönemi ve Küresel Barş Mücadelesi
Savaşın bitimiyle birlikte dini görevlerine geri dönen Niemöller, 1947 yılında Hesse ve Nassau protestan kilisesinin başkanı seçilerek 1964 yılına kadar bu saygın makamda kaldı. Ayrıca 1961 yılından 1968 yılına kadar Dünya Kiliseler Konseyi'nin altı başkanından biri olarak görev yaptı. Eşi Else Bremer'i 7 Ağustos 1961'de kaybeden Niemöller, kendini tamamen dünya barşına adadı. 1950'li yıllardan itibaren Soğuk Savaş'ın yarattığı gerginliklere karşı barşıçı ve birleştirici bir duruş sergiledi. Federal Almanya'nın yeniden silahlanma politikalarını sert dille eleştirerek Şansölye Konrad Adenauer'e bu yönde protesto mektupları gönderdi. Almanya NATO üyesi yapıldığında bu duruma en sert karşı çıkanlar arasında yer aldı ve nükleer silahsızlanmayı savundu. 1955 yılında İngiltere'de Bertrand Russell, Albert Einstein ve Max Born gibi dev isimlerin öncülüğünde yayımlanan savaş karşıtı bildiriye imza atarak bu küresel aydın hareketinin Almanya ayağını oluşturdu.
Küresel ölçekte pek çok barş örgütüne liderlik eden Niemöller, Almanya Vicdani Retçiler Birliği başkanlığı döneminde, askeri eğitim kurumlarını "profesyonel canilik yüksekokulu" olarak tanımlayarak büyük tartışma yarattı. 1967 yılında ABD'nin müdahalesine karşı Kuzey Vietnam'a giderek komünist lider Ho Chi Minh ile gerçekleştirdiği görüşmeyle dünya medyasının ilgisini çekti. Rejimleri ve blokları aşan bu barş mücadelesi nedeniyle 1966 yılında Lenin Barş Ödülü'ne layık görüldü. Hayatının son dönemlerinde kilisenin işlevsizleştini savunarak görevlerinden istifa eden Niemöller, insan öldürmek amacıyla silahlanmayı günah olarak kabul etmeyen ve barş için sesini yükseltmeyen dini kurumları sertçe eleştirdi. Seçkin yaşamı boyunca Albert-Schweitzer Barş Madalyası ve DDR Altın Barş Madalyası ile de taltif edildi.
.jpg?width=640)