Geleneksel Türk müziğinin en önemli kadın temsilcilerinden biri olan besteci, eğitimci ve tanbura hayatını adamış sanatçı Laika Karabey, babasının miralaylık görevi sebebiyle bulunduğu Asir bölgesinde 1909 yılında dünyaya geldi. Klasik Türk musikisinin yarınlara aktılmasında öncü rol üstlenen sanatçı, ömrünü bu kadim kültürü öğretmeye ve yaşatmaya vakfetti. Sanatçı, hem Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında müzik eğitimi ile kuramı alanında gerçekleştirdiği özgün çalışmalarla adını kültür tarihimize altın harflerle yazdırmayı başardı. Cumhuriyet'in ilk kuşağından güçlü bir kadın sanatçı olarak, geleneksel makam müziğinin teorik altyapısına katkıda bulunurken icracı kimliğiyle de öne çıktı.
Müziğe Atılan İlk Adımlar ve Eğitim Hayatı
Müziğin sarıp sarmaladığı bir aile ortamında büyüyen Karabey, ilk müzik derslerini annesinden aldı. Annesi ut ve keman çalan bir müzisyendi. Altı yaşına geldiğinde ailesiyle birlikte yeniden İstanbul'a döndü. Sekiz yaşındayken tanbur çalmaya başladı. Türk müziğinin efsanevi dehası olan Tanburi Cemil Bey'in öğrencisi olma şerefine erişen genç yetenek, onun vefat etmesinin ardından çalışmalarını Cemil Bey'in yeğeni Hikmet Bey ile uzun süre sürdü. On dört yaşında Şark Musikisi Cemiyeti'ne girdi. Bu prestijli çatı altında dönemin büyük üstatlarından Leon Hancıyan ile uzun yıllar çalışma fırsatı yakalayarak sanatının inceliklerini öğrendi. Ayrıca Rauf Yekta Bey ve Rahmi Bey gibi musikimizin önde gelen otoriteleriyle birebir meşk ederek klasik eserlerin geleneksel yorumlarını en doğru biçimde kavradı.
Sanatçı, aynı zamanda uzun yıllar boyunca öğretmenlik mesleğini de büyük başarıyla yürüttü. Eğitmenlik kariyeri boyunca şu kurumlarda görev yaptı:
- Üsküdar Amerikan Kız Koleji bünyesinde on iki yıl boyunca Türkçe, coğrafya, tarih ve yurtbilgisi dersleri verdi.
- Saint Michel Fransız Lisesi bünyesinde müzik öğretmenliği yaptı.
- Çeşitli Rum ve Ermeni okullarında da müzik öğretmenliği görevini sürdürü.
Sadettin Arel ile Kesişen Yollar ve Konservatuvar Yılları
Laika Karabey'in sanat yaşamındaki en köklü kırılma noktası, ünlü müzikolog Sadettin Arel ile tanışması oldu. Bu tanışma, onun müzikal bakış açısında akademik ve teorik açıdan devrim niteliğinde bir değişime yol açtı. İstanbul Konservatuvarı İcra Heyeti kadrosuna dahil olunca okullardaki öğretmenlik görevinden tamamen ayrıldı. Konservatuvar bünyesinde uzun süre müzik kuramı üzerine nitelikli dersler veren sanatçı, 1948 yılına gelindiğinde Sadettin Arel ile ortak bir karar alarak bu kurumdaki görevinden istifa etti. Bu istifanın ardından ikili, Türk musikisine akademik ve çağdaş bir soluk getirmek amacıyla İleri Türk Müziği Konservatuvarı Derneği'ni kurdu. Kurdukları bu kıymetli dernek, geleneksel musikinin bilimsel metotlarla öğretilmesinde ve geleceğe aktırılmasında son derece önemli bir merkez haline geldi. Derneğin çatısı altında sayısız öğrenci yetiştirerek Türk müziğine nitelikli sanatçılar kazandırdılar.
Radyo Günleri, Yayıncılık ve Özel Yaşamı
Aynı dönemde, Türk müzik tarihinin en uzun soluklu yayınlarından biri olan ve Sadettin Arel ile birlikte çıkarmaya başladıkları Musiki Mecmuası dergisinin yazıişleri müdürlüğünü de üstlenerek büyük sorumluluk aldı. İstanbul Radyosu'nda hem tanbur sanatçısı olarak icralarda bulunan hem de koro şefliği yapan Karabey, ayrıca çeşitli gazete ve dergilerde müzik sanatı ve politika üzerine makaleler kaleme aldı. Hayatını 1929 yılında Emin Arifi Karabey ile birleştiren sanatçının bu evlilikten Filiz (Ofluoğlu) adında bir kız çocuşu dünyaya geldi. Geleneksel Türk sanat müziğine ömrü boyunca eşsiz eserler ve donanımlı eğitimciler kazandıran tanburi Laika Karabey, 20 Aralık 1989 tarihinde İstanbul'da vefat ederek Zincirlikuyu Mezarlığı'nda ebedi istirahatgâhına tevdi edildi.