Anadolu'nun kadim sesini edebiyatın sıcaklığıyla buluşturan Türkiye Ermenisi yazar Kirkor Ceyhan, özellikle seferberlik ve göç yıllarına dair anne babasından dinlediği hüzün dolu hikayeleri kaleme alarak Anadolu anlatı geleneğinin en özgün temsilcilerinden biri haline geldi. Hayatın zorlu şartları altında eğitimini sürdüremeyen yazar, 27 Eylül 1999'da Bonn'da yaşamını yitirene dek kelimelerle köprüler kurmaya devam etti.
Zara'dan İstanbul'a Uzanan Yaşam Mücadelesi
Kirkor Ceyhan, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Sivas'ın şirin ilçesi Zara'da geçirdi. İlköğrenimini doğduğu Zara'da tamamladı. Ortaokul eğitimi içinse Sivas'a gitti. Eğitime devam etmeyi çok arzuluyordu. Ancak dönemin koşulları buna izin vermedi. Zara'da bir süre terzi çıraklığı yaptıktan sonra 1946 yılında yaşamını birleştirdiği eşiyle birlikte yeni bir düzen kurdu. Vatani görevini bitirip 1949 yılında askerden terhis edildikten sonra, içindeki edebiyat aşkının peşinden gitmek amacıyla 1952 yılında İstanbul'a yerleşti.
Edebi Dostluklar ve Sanatla Şekillenen Çevre
İstanbul'a adım atmasıyla birlikte, şehrin sosyalist gerçekçi edebiyat çevreleriyle yakın ilişkiler kurdu. Kemal Tahir'in ünlü Bahriye Davası nedeniyle Zara'ya gönderilen sürgünlerden yazarın hapiste olduğunu öğrenen Ceyhan, 1942 yılında ona bir mektup göndererek ömrünün sonuna kadar kesintisiz sürecek olan güçlü ve sarsılmaz bir dostluğun da temellerini atmıştı. İstanbul sanat çevresinde edindiği dostluklar, onun entelektüel dünyasını zenginleştirirken eserlerine de yön verdi. Zamanla edebiyattan sinemaya, tarihten resme kadar uzanan çok geniş ve nitelikli bir dostlar çevresi edindi. Birlikte fikir alışverişinde bulunduğu ve yakın dostluk kurduğu isimlerin başında şunlar gelmektedir:
- Kemal Tahir, Orhan Kemal ve Aziz Nesin gibi edebiyatın usta kalemleri,
- Metin Erksan ve Halit Refiğ gibi Türk sinemasının öncü yönetmenleri,
- Tarihçi Sabahattin Selek ile doktor Hulusi Dosdoğru gibi aydınlar,
- İbrahim Safi, Ali Demir ve Agop Arad gibi tuvalin ustası ressamlar.
Göçlerle Geçen Bir Ömür ve Hafıza Mirası
Kirkor Ceyhan'ın yaşam yolculuğu sadece coğrafiler arasında değil, kültürler arasında da sürüp gitti. 1965 yılında ailesiyle birlikte Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne göç eden yazar, buradaki yaşama uyum sağlayamayınca on ay sonra yeniden İstanbul'a döndü. 1980 yılında Fransa'ya yerleşerek yeni bir sayfa açan Ceyhan, 1988 yılından itibaren Almanya'nın Bonn kentine yerleşti ve yaşamını burada sürdürdü. Ömrünün son yıllarında hasretini çektiği İstanbul'u sık sık ziyaret eden yazar, 27 Eylül 1999'da Bonn'da yaşama veda etti.
İnşaat sezonu bittikten sonra kışin evine dönen babasının ya da evde kilim dokumakta olan annesinin uzun kış gecelerinde anlattığı yaşanmış öyküler, yazarın edebi dünyasının ve özellikle Osmanlı dönemini ele alan eserlerinin en önemli can damarı olmuştur. Ceyhan, ebeveynlerinin aktardığı bu seferberlik ve sevkiyat anılarını yazıya dökerek sözlü tarihi yazılı edebiyata aktarmayı başarıp, Anadolu'nun ortak belleğini gelecek kuşaklara taşıyan en kıymetli hazinelerden birini miras bıraktı.