Türk müzik tarihinin en özel sayfalarından birini yazan Kaptanzâde Ali Rıza Bey, Türk sanat müziği ve sahne sanatları alanında çığır açmış öncü bir bestekârdır. 14 Haziran 1881 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelen sanatçı, özellikle hafızalara kazınan "Yıldızların Altında" ve "Efem" gibi eserleriyle tanınır. Babasının mesleği sebebiyle deniz kokan bir çevrede büyüyen besteci, hem geleneksel hem de batılı tarzda müzik eğitimini harmanlayarak yüzün üzerinde özgün esere imza atmıştır. Klasik Türk müziği ile operet kültürünü birleştiren usta isim, 16 Şubat 1934 tarihinde konser için gittiği Edremit’te geçirdiği kalp krizi sonucu hayata veda etmiştir.
Müzikle Yoğrulan Çocukluk ve Eğitim Yılları
Sanatçının melodilerle dolu dünyası, çocuk yaşlarında evlerinin bahçesinde tahta parçalarıyla başladı. Mecidiye Kruvazörü Kumandanı olan babası Mehmet Bey, oğlunun sanata olan eğilimini erkenden fark etmişti. Henüz yedi sekiz yaşlarında tahtadan kendi oyuncağını yapıp üzerine teller gererek ilk tınılarını arayan küçük Ali Rıza, babasının "sınıfı geçme" şartıyla aldığı armonik sayesinde müzik aletleriyle gerçek anlamda tanıştı. 14 yaşına geldiğinde kanun çalmaya başlayan genç yetenek, kısa süre içinde piyano tuşlarıyla buluştu. Müzikal arayışı bu yönde gelişti.
Oğlunun bu tutkusunu sonuna kadar destekleyen babası, İtalyan müzik öğretmeni Servelli Italiano ile anlaşarak Ali Rıza’nın yedi yıl sürecek nazariyat ve armoni dersleri almasına önayak oldu. Bu yoğun eğitim döneminde batı müziğinin teknik altyapısını bütünüyle kavradı. Bu birikim, gelecekteki bestelerinin temeliydi. Aldığı dersler sayesinde Doğu ve Batı müzik ekollerini kendi potasında eritmeyi başardı.
Gümrük Odalarından Sanat Sahnesine
Eğitim hayatını tamamladıktan sonra Ali Rıza Bey, geçimini sağlamak amacıyla devlet hizmetine girdi. Gümrük İdaresi bünyesinde estimatör olarak iş hayatına atılan genç memur, bir süre sonra bu görevinden ayrıldı. Gümrükten ayrıldıktan sonra ticarete atılarak çeşitli büyük ticarethanelerin gümrük komisyonculuğunu başarıyla yürüttü. Ancak kalbindeki müzik sevdası onu sahnelerin çekim alanına itti.
Sahne sanatlarına yönelen besteci, 1918 yılında İstanbul Operet Heyeti’ni kurarak Türk sahne tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Bu girişim, dönemin sanat hayatına yepyeni bir soluk getirdi. Özel hayatında ise 1921 yılında Hikmet Hanım ile hayatını birleştirdi. Çiftin bu evlilikten dünyaya gelen tek evladı ne yazık ki çok küçük yaşta hayata gözlerini yumdu. Bu acı olay, sanatçının ruhunda derin izler bıraktı.
Ölümsüz Besteler ve Hazin Veda
Kaptanzâde Ali Rıza Bey, sanat yaşamı boyunca çoğunluğunu piyano eşliğinde ürettiği yüzü aşkın besteye imza attı. Bestekârlık serüveni, I. Meşrutiyet’in ilan edildiği dönemde kaleme aldığı "Kardeş Türküsü" (Chanson Fraternel) ile başladı. Ardından edebiyatçı Halit Fahri Ozansoy’un kaleme aldığı "Çiftçi Türküsü" şiirini notalara döktü. Yurt genelinde büyük bir çoşkuyla söylenen ünlü "Kafkasya Dağlarında Çiçekler Açar" marşı da yine onun yaratıcı dehasının bir ürünüdür.
Sanatçının imza attığı önemli eserlerin bazıları şunlardır:
- Yıldızların Altında
- Efem
- Kardeş Türküsü (Chanson Fraternel)
- Çiftçi Türküsü
- Kafkasya Dağlarında Çiçekler Açar
Özellikle "Yıldızların Altında" eseri, Türk müziğinin nesiller boyu dillerden düşmeyen en popüler aşk şarkılarından biri hâline gelmiştir. Sanatçının piyano tuşlarından dökülen melodileri, Türk sanat müziğinin modernleşme sürecine de yön vermiştir. Ömrünü sanata adayan besteci, konser vermek amacıyla gittiği Edremit’te aniden rahatsızlandı. 1934 yılında geçirdiği kalp krizi sonrası henüz 52 yaşındayken vefat eden usta sanatçının kabri uzun yıllar kayıp kaldı. Kabri ancak 2009 yılında tespit edilebildi. Melodileri ise bugün hâlâ dillerde yaşamaktadır.