Fransa siyasi tarihinin en çalkantılı dönemlerine yön veren devlet adamı Charles Louis Napoleon Bonapart, 20 Nisan 1808 tarihinde Paris'te doğmuş ve 9 Ocak 1873'te İngiltere'de yaşamını yitirmiştir. Amcası Napolyon Bonapart'ın mirasını taşıyan bu figür, cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonra gerçekleştirdiği darbeyle cumhuriyeti yıkarak İkinci İmparatorluk devrini başlatmıştir. Ülkesini ekonomik ve askeri açıdan kalkındırma hedefiyle yola çıkan son Fransa İmparatoru, iç politikadaki baskıcı uygulamaları ve dış politikadaki hamleleriyle Avrupa dengelerini kökten sarsmıştir.
Hanedanın Genç Varisi ve Sürgün Yılları
Gençlik yıllarında macera dolu bir yaşam süren ve iyi bir eğitim alan Louis Napoleon, amcasının tek oğlu olan Deichstadt dükü II. Napolyon'un 1832'deki ölümünün ardından kendisini Bonaparte hanedanının gerçek varisi saydı. Babası Hollanda eski kralı Louis Bonaparte ve amcaları bu dönemde herhangi bir harekette bulunmamıştı; annesi Hortense de Beauharnais ise Napolyon Bonapart'ın üvey kızıydı. Görüşlerini yaymak amacıyla 1832 yılında 'Reveries politiques' (Siyasal Düşler) adlı kitapçığı yayımlayarak Fransa'ya zafer ve özgürlüğü ancak bir imparatorun verebileceğini ileri sürdü. 1834 yılında İsviçre'deki milis kuvvetlerine katılarak topçu yüzbaşısı oldu. Fransız ordusunun desteğini alacağı inancıyla 30 Ekim 1836'da Strasbourg garnizonunu ayaklandırmaya kalkışınca sürgün edildi. Ölmek üzere olan annesini görmek için geri döndü. Annesinin vefatının ardından Fransa'nın baskısıyla İsviçre'den de ayrılmak zorunda kalınca 1838'de Londra'ya yerleşti. Burada 'Des idees napoleoniennes' (Napoleonca Düşünceler) eserini yayımlayarak Bonapartçılığı somut bir siyasi ideolojiye dönüştürmeye çalıştı.
Zindanlardan İktidara Uzanan Yol
Siyasi hedeflerinden vazgeçmeyen Louis Napoleon, 6 Ağustos 1840 tarihinde 56 yandaşıyla birlikte Boulogne yakınlarında başarısızlıkla sonuçlanan yeni bir darbe girişiminde bulundu. Bu girişimin ardından tutuklanarak Ham Şatosu'nda ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Zindanda yazdığı 'Extinction du pauperisme' (Yoksulluğun Kökünü Kazımak) isimli kitapçıkla sol kesimin de sempatisini kazandı. 25 Mayıs 1846'da hapisten kaçtı ve İngiltere'ye yerleşti. 1848 İhtilali'nin ardından cumhuriyetin ilan edilmesi üzerine Paris'e geldi. Kurucu Meclis üyeliğine seçilen politikacı, amcasının itibarından faydalanarak sosyalistleri ve cumhuriyetçileri saf dışı bıraktı. 10 Aralık 1848'de düzenlenen seçimlerde Fransa Cumhurbaşkanı seçildi. Makama gelir gelmez orduda ve devlet idaresindeki tüm kritik noktalara kendi adamlarını yerleştirmeyi başardı.
İmparatorluk Dönemi ve Büyük Reformlar
Anayasa gereği ikinci kez seçilemeyeceğini anlayan cumhurbaşkanı, 2 Aralık'ta gerçekleştirdiği darbeyle Yasama Meclisi'ni dağıttı. Yetkilerini artıran yeni bir anayasa ilan etti. Referandumların ardından 2 Aralık 1852'de kendisini III. Napolyon adıyla imparator ilan etti. Böylece Fransa'da İkinci İmparatorluk devri başladı. Kurduğu baskı rejiminde basını denetim altına aldı ve muhalefeti engelledi. Diğer yandan halkın desteğini kazanmak için kapsamlı iktisadi önlemler aldı. Bu dönemde hayata geçirilen uygulamalar şunlardır:
- Demiryolu yapımının ve bayındırlık yatırımlarının hızlandırılması,
- Kredi kurumlarının kurularak tarım ve sanayinin geliştirilmesi,
- Modern Paris'in yeniden inşa edilmesine kişisel ilgi gösterilmesi,
- İşçiler için sağlık ocaklarının yapılması ve ekmek fiyatlarının düşük tutulması,
- Çalışma hayatında işçiler ile işverenler arasında hakem kurullarının oluşturulması.
1853 yılında Kontes Eugénie de Montijo ile evlenen imparatorun bu evlilikten Louis-Napoleon Bonaparte adında bir oğlu oldu.
Dış Politika Çıkmazı ve Hüzünlü Son
Avrupa'da Fransa'yı yeniden büyük bir güç durumuna getirmeyi hedefleyen III. Napolyon, 1854 yılında Rusya'ya karşı açılan Kırım Savaşı'na katıldı. Barış görüşmelerinin 1856'da Paris'te yapılması ona büyük saygınlık kazandırdı. Ardından 1859 yılında İtalya Savaşı'nı başlatarak Solferino Çarpışması'nda zafer kazandı. Nice ve Savoy bölgelerini Fransa topraklarına kattı. Süveyş Kanalı'nın 1869 yılındaki açılışında önemli rol oynadı. Ancak Meksika Seferi'nin başarısızlığı ve Maximilian'ın trajik sonu Fransa için büyük kayıplara yol açtı. İçeride yükselen huzursuzluğu dindirmek amacıyla 1864'te grev hakkı verdi ve 1868'de basın üzerindeki baskıları gevşetti. Hohenzollern prensinin İspanya tahtına adaylığı üzerine Prusya ile diplomatik gerginlik yaşadı ve 19 Temmuz 1870'te savaş patlak verdi. Sedan'da bozguna uğrayarak 2 Eylül 1870'te esir düştü. Fransa'da cumhuriyetin ilan edilmesiyle tahttan indirilen III. Napolyon, İngiltere'de sürgündeyken geçirdiği böbrek ameliyatı esnasında hayata gözlerini yumdu.
.jpg?width=640)