Tarihin en büyük imparatorluklarından Roma'yı tek bir çatı altında birleştiren I. Konstantin, 27 Şubat 272 tarihinde günümüz Sırbistan sınırlarındaki Naissus kentinde dünyaya gözlerini açtı. Güçlü dehası ve stratejik hamleleriyle imparatorluğun çehresini tamamen değiştiren bu lider, 22 Mayıs 337'de İzmit'te hayata veda edene dek hem Hıristiyanlık inancının kaderini belirledi hem de İstanbul'u dünya başkenti yaptı. Babasının vefatının ardından askerleri tarafından tahta çıkarılan efsanevi hükümdar, uzun soluklu mÊdelelerin ardından mutlak gücü eline alarak adını tarihe altın harflerle yazdırdı.
İmparatorluğun Zirvesine Uzanan Zorlu Yolculuk
Gençlik yıllarında İmparator Diocletianus'un hizmetine giren Flavius Valerius Aurelius Constantinus, saray entrikaları ve Tetrarşi sisteminin karmaşık yapısı içinde hızla yükseldi. Babası Konstantius Chlorus'un batı bölgesinde sezar ve ardından augustus olması, onun kaderini doğrudan etkiledi. Babasının İngiltere seferinde ansızın ölmesiyle birlikte ordusu tarafından lider ilan edilen Konstantin, rakipleriyle amansız bir mÊdeleye girişti. Tam altı farklı taht adayının savaştığı bu karanlık dönemi askeri başarılarıyla aydınlatmayı bildi. İtalya'yı ele geçirmek için yola çıkan genç lider, 312 yılında rakibi Maksentius'u bertaraf etti. Bu zaferle batının tek hakimi konumuna geldi. Doğudaki rakibi Licinius ile geçici ittifaklar kursa da bu ortaklık uzun sürmedi. İki lider arasındaki gerilim, sezarların seçimi konusunda patlak verdi. Nihayet 18 Eylül 324'te Üsküdar'da gerçekleşen Hrisopolis Muharebesi ile Licinius'u yenerek tüm imparatorluğun tek hakimi oldu. Böylece İskoçya'dan Dicle kıyılarına uzanan devasa toprakları tek elden yönetmeye başladı.
İstanbul'un Doğuşu ve İmar Hamlesi
Roma'nın eskiyen kurumlarından ve jeopolitik zayıflığından sıkılan hükümdar, gözünü Byzantium kentinin eşsiz coğrafyasına dikti. Karadeniz ile Asya ticaret yollarını kontrol eden bu kadim şehri, 13 Mayıs 330'da imparatorluğun yeni merkezi ilan etti. Kente Nova Roma adını vererek senatoyu ve tüm resmi daireleri buraya taşıdı. İstanbul'un çehresini değiştirmek için tarihin en görkemli kentsel tasarım projelerinden birini başlattı. Yedi yıl boyunca adeta dev bir şantiyeye dönen şehri baştan inşa etti. İmparatorluğun dört bir yanından gelen malzemeler ve sanat eserleri kenti süsledi. Bu büyük inşa sürecinde şu adımlar atıldı:
- Marmara adasından getirilen eşsiz mermerler ve Karadeniz keresteleri kullanıldı.
- Hipodrom genişletilerek yüz bin kişilik kapasiteye ulaştırıldı.
- Şehrin sınırlarını belirleyen yeni surlar ve anıtsal kuleler inşa edildi.
Mısır Dikilitaşı, Yılanlı Sütun ve Örme Dikilitaş gibi antik eserler de meydanları taçlandırdı.
Tarihi Değiştiren İnanç Devrimi ve Mirası
I. Konstantin, askeri başarılarının yanı sıra inanç özgürlüğü konusunda attığı devrim niteliğindeki adımlarla da insanlık tarihine yön verdi. Hıristiyan tebaaya özgürlük tanıyan 313 tarihli Milano Fermanı, pagan inanç sisteminden tek tanılı dine geçişin kapısını araladı. Bu hoşgörülü yaklaşımı sayesinde Ortodoks kiliseleri tarafından kutsanarak azizlik mertebesine layık görüldü. Minervina ve Fausta ile yaptığı evliliklerle hanedan bağlarını güçlendiren büyük imparator, 22 Mayıs 337'de hayata gözlerini yumdu. İzmit Körfezi'nin hemen ucunda yer alan Nikomedia kentinde 65 yaşında vefat eden büyük hükümdar, görkemli bir törenle ebedi istirahatgahı olan İstanbul'daki Havariyyun Kilisesi'ne defnedildi. Onun vefatının ardından kurucusunun ismiyle anılmaya başlanan Konstantinopolis, asırlar boyunca üç büyük imparatorluğa başkentlik yapma gururunu yaşadı.
