Türk resim dünyasının ve tiyatro dekorasyonunun öncü isimleri arasında yer alan Turgut Atalay, 5 Ağustos 1917 tarihinde Konya'da dünyaya geldi. Sanat yaşamı boyunca hem tuval üzerinde hem de tiyatro sahnelerinde özgün eserler üreten sanatçı, 30 Aralık 2003 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Eğitim hayatına devlet okullarında başlayıp ardından İstanbul Erkek Lisesi'ne devam eden Atalay, henüz 17 yaşındayken adım attığı konservatuvar eğitimi sırasında ünlü müzisyen Adnan Saygun ile çalışarak sanat yolculuğuna yön verdi. Sahne tasarımları ve toplumsal gerçekçi resim çalışmalarıyla tanınan sanatçı, Türk görsel sanatlarında derin izler bıraktı.
Akademiden Yeniler Grubu'na Sanatsal Gelişimi
Atalay, 1936 ve 1945 yılları arasında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde kapsamlı bir resim eğitimi aldı. Bu dönemde çalışmalarını şu atölyelerde sürdürdü:
- Nazmi Ziya Gülan atölyesi
- İbrahim Çallı atölyesi
- Léopold Lévy atölyesi
Akademideki öğrencilik yıllarında, Léopold Lévy öncülüğünde kurulan Yeniler Grubu hareketinin içinde aktif bir rol üstlendi. Sanatta D Grubu'na tepki olarak ortaya çıkan bu hareket, toplumcu-gerçekçi fikirlerle resim yapılmasını savunuyordu. Bu oluşum, D Grubu'na karşıydı. Turgut Atalay da bu toplulukla birlikte başta 19 Mayıs 1941 tarihindeki meşhur Liman Sergisi olmak üzere pek çok etkinlikte boy göstererek adını duyurdu.
Akademideki yoğun çalışmalarının ardından, Alman heykeltıraş Rudolf Belling'in yanında iki yıl boyunca çalışarak sanatsal birikimini artırdı. Hayatındaki bir diğer önemli dönüm noktası ise 1947 yılında Mualla Hanım ile gerçekleştirdiği evlilik oldu. Sanat birikimini genç nesillere aktarmak amacıyla dört yıl boyunca resim öğretmenliği görevini yürüttü. Sanatçının 1946 yılında Edirne'de çalışırken hazırladığı yağlı boya resmi, Paris'te UNESCO sponsorluğuyla kapılarını açan uluslararası nitelikteki sergiye kabul edilerek sanat dünyasında büyük bir yankı uyandırmayı başardı. Kendisi yağlı boya tablolarıyla çeşitli sergilere de katıldı.
Tiyatro Sahnelerinde Bir Ömür ve Dekor Devrimi
Turgut Atalay, asıl yaratıcı gücünü tiyatro sahnelerinde gösterdi. Büyük tiyatro ustası Muhsin Ertuğrul tarafından İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesine dahil edilen sanatçı, sahne tasarımı alanında çalışmalar yürütmeye başladı. 1946 yılında, Cevat Fehmi Başkut'un kaleme aldığı "Baykuş" isimli oyununun sahne tasarımını hayata geçirerek tiyatro dünyasında büyük ilgi gördü. Kenterler Tiyatrosu'nda da konuk tasarımcı unvanıyla dört yıl boyunca sahne dekorları hazırladı. Sanatçı, 1955 yılında rölyef çalışmasıyla Etibank ödülünü kazandı.
Kariyeri boyunca toplam 300 adet klasik ve çağdaş tiyatro eserinin sahne dekorunu tasarladı. Zengin bir hayal gücüyle tasarladığı bu devasa sayıdaki sahne dekorlarına ek olarak, 12 farklı opera ve 27 operet çalışmasının da dekor tasarımlarını çağdaş bir estetik anlayışla hazırlayarak tiyatro dünyasında adeta çığır açtı. Sahne tasarımlarında dekoru edilgen bir arka plan olmaktan öteye taşıyıp, oyunun genel yapısıyla bütünleşen bir sanat eseri haline getirdi. Bu alandaki yaratıcılığı, onun sahne sanatları tarihindeki yerini sağlamlaştırdı.
Sanatsal Üslubu ve Mirası
Turgut Atalay'ın resim tarzı, figürlerin yoğun olarak kullanıldığı göstermeci ve süslemeci çizgilerin harmanlandığı karma bir yapı sergiler. Figür ağırlıklı çizgi, onun temel ayırt edici özelliğidir. Sanatçı, üretken ve yenilikçi felsefesini "Çok kere sanat; bulunmayanı bulmak, görünmeyeni görmek demektir." sözüyle dile getirmiştir. Eserleri günümüzde İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde, çeşitli diğer müze ve galerilerde, ayrıca pek çok özel koleksiyonda sergilenmektedir. 30 Aralık 2003 tarihinde İstanbul'da 86 yaşında hayata gözlerini yuman sanatçı, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir. Geride bıraktığı zengin miras, Türk resim ve sahne sanatları tarihinde yaşamaya devam etmektedir.
