Türkiye'de caz müziğinin efsanevi isimlerinden piyanist, saksofoncu ve besteci Tuna Ötenel, 13 Kasım 1947 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Çocukluk yaşlarından itibaren müzik dolu bir aile ortamında yetişen sanatçı, sergilediği üstün yetenek sayesinde Türk caz tarihinin seyrini kökten değiştirmiştir. Müziğe babasının rehberliğinde adım atan Ötenel, henüz beş yaşındayken profesyonel sahne deneyimi kazanarak gelecekteki parlak kariyerinin temelini bu dönemde atmıştır.
Bulgaristan göçmeni bir aileden gelen sanatçıya, göç yolculuğunun simgesi olan Tuna Nehri'nin adı verilmiştir. Babası Ahmetoğlu Cevdet Bey, keman çalmadaki eşsiz ustalığı sebebiyle Ötenel soyadını alan çok yönlü bir müzisyendir. Annesi Belkıs Hanım ile birlikte oğullarının müzikal gelişimine büyük destek vermişlerdir. Küçük Tuna, babasından aldığı derslerle piyanoya başlamış, boyunun yetmediği anlarda ayakta davul çalarak ritim duygusunu geliştirmiştir.
Konservatuvardan Caz Sahnesine Uzanan Yolculuk
İlkokulu henüz tamamlamadan 1959 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü sınavlarına giren genç yetenek, jüriyi kendisine hayran bırakarak okula kabul edilmiştir. Duyduğu melodileri anında hafızasına alabilme yeteneği yüzünden okul arkadaşları ona Şeytan Kulak lakabını takmışlardır. Burada Ulvi Cemal Erkin ve Ferhunde Erkin gibi çok değerli hocaların öğrencisi olma şansına erişmiştir. Okul yıllarında tanıştığı Metin Gürel vesilesiyle caz dünyasıyla tanışan Ötenel, tüm ders notlarının mükemmel olmasına rağmen, bu müzik türüne duyduğu yoğun ilgi nedeniyle okuldan uzaklaştırılmıştır.
Eğitim hayatının ardından babasının topluluğunda ve Ankara Radyosu Çocuk Kulübü bünyesinde müzik yapmaya devam etmiştir. Profesyonel olarak cazı kendisinden öğrendiğini belirttiği Metin Gürel'in orkestrasına 1964 yılında katılmıştır. Gürel'in 1968 senesinde hediye ettiği alto saksofon, sanatçının kariyerinde yepyeni bir sayfa açmıştır. Piyano icrasındaki başarısını saksafona da taşıyan sanatçı, tenor ve alto saksafonda döneminin en popüler isimlerinden biri haline gelmiştir. Müziğe olan tutkusu ve ustalığıyla çok enstrümanlı kimliğini pekiştirmiştir.
Türkiye'nin İlk Caz Plağı: Caz Semai
Metin Gürel grubundan ayrıldıktan sonra Şanar Yurdatapan, Atilla Özdemiroğlu ve Cezmi Başeğmez ile birlikte Dün, Bugün, Yarın Orkestası'nda çalmıştır. Ardından Erol Pekcan ve Kudret Öztoprak ile bir araya gelerek ünlü Erol Pekcan Orkestrası'nı kurmuşlardır. Bu muhteşem üçlü, 1978 yılında Türkiye müzik tarihine altın harflerle yazılan bir başarıya imza atmıştır. Ülkemizin ilk caz uzunçaları olma özelliği taşıyan Caz Semai albümünü kaydetmişlerdir. Albümde yer alan geleneksel bir ezgi olan 'Ali'yi Gördüm Ali'yi' haricindeki tüm besteler Tuna Ötenel imzası taşımaktadır.
Uluslararası Başarılar ve Küresel İş Birlikleri
Ötenel'in müzikal dehası kısa sürede sınırları aşmıştır. Tanınan sanatçı, yurt dışında ve yurt içinde pek çok prestijli projede yer almıştır. Kariyeri boyunca iş birliği yaptığı bazı önemli isimler ve projeler şunlardır:
- Okay Temiz ve neyzen Aka Gündüz Kutbay ile birlikte Avrupa turnelerine katılmıştır.
- İsveç'te efsanevi trompetçi Muvaffak Falay (Maffy) ile sahne almıştır.
- Okay Temiz'in ses getiren Zikir albümünün kayıtlarında yer almıştır.
- Modern Folk Üçlüsü ile dünya genelinde birçok turneye çıkarak Türkiye'yi temsil etmiştir.
- Emin Fındıkoğlu Orkestrası'nda ve 1987-1989 yılları arasında Süheyl Denizci yönetimindeki TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası'nda solistlik yapmıştır.
Sanatçı, 1995 yılında tamamı kendi eserlerinden oluşan Sometimes albümünü piyasaya sürmüştür. Bu özel çalışmada ona, Miles Davis ile çalmış kontrbasçı Pierre Michelot ile Stan Getz'e eşlik etmiş davulcu Philippe Combelle eşlik etmiştir. Ayrıca 1998'de yayınladığı L'Ecume De Vian (Vian Köpüğü) albümüyle büyük beğeni toplamıştır. ODTÜ 3. Caz Günleri bünyesinde tanıtımı yapılan bu albüm, Jazz dergisi okurları tarafından Yılın Caz Albümü seçilmiştir.
Dünya sahnesinde Herbie Hancock, Benny Carter, Harry 'Sweets' Edison, Karyn Korg, Hilton Ruiz ve Buster Williams gibi dev isimlerle yan yana çalmıştır. Piyanonun yanı sıra saksafon, bateri ve kontrbas enstrümanlarını da büyük bir ustalıkla çalan sanatçı, besteci ve aranjör kimliğiyle de öne çıkmıştır. Çok yönlü yeteneğiyle Avrupa'daki prestijli caz festivallerinde ve kulüplerinde Türkiye'yi gururla temsil etmiştir.
Özel hayatında 1973 yılında tiyatro sanatçısı Berin Ötenel (Süngü) ile hayatını birleştirmiştir. Çiftin aynı yılın 12 Eylül gününde dünyaya gelen oğulları Meriç Ötenel de babasının izinden giderek yetenekli bir trombon sanatçısı olmuştur.
