Türk klasik müziğinin 20. yüzyıldaki en önemli ney virtüözleri arasında yer alan ve üflediği ney ile geleneksel tınılara yepyeni boyutlar kazandıran Aka Gündüz Kutbay, 17 Ağustos 1934 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Kutbay, ney enstrümanındaki sıra dışı icrası ve özellikle dem seslerdeki ustalığı sayesinde müzik dünyasında kalıcı bir iz bırakmayı başardı. Sanatçı, 27 Ağustos 1979 tarihinde yine doğduğu şehir olan İstanbul'da yaşama gözlerini yumdu. Eğitim hayatını erken yaşta noktalayan usta neyzen, profesyonel kariyerine uzanan yolda çok farklı hayat tecrübelerinden geçti.
Kundura Atölyesinden Konservatuvar Sıralarına
Gençlik yıllarında Eyüp Ortaokulu'nda eğitim gören Kutbay, henüz ikinci sınıftayken okul hayatına veda etme kararı aldı. Okumaya pek niyeti olmadığını fark eden babası, onu meslek öğrenmesi amacıyla bir kundura atölyesine çırak olarak verdi. Bu atölyede geçirdiği günler, onun hem zanaat öğrenmesini hem de hayatı daha erken yaşta tanımasını sağladı. Bu atölye onun hayatının dönüm noktası oldu. Ayakkabı atölyesindeki ustası İsmail Yener'in oğlu Bahattin Yener ile yakın bir dostluk kuran Kutbay, onunla birlikte Eyüp Musikî Cemiyeti'ne kaydoldu. Bu cemiyet bünyesinde attığı ilk adımlar, onu Türk musikisinin efsanevi isimlerinden Gavsî Baykara ile karşılaştırdı. Gavsî Baykara, bu yeteneği hemen fark etti. Usta müzisyen, öğrencisine hem cemiyette hem de İstanbul Devlet Konservatuvarı'nda dersler vererek onu geleceğe hazırladı. Bu dostluk onun manevi dünyasını derinden etkiledi. Nitekim 1953 yılına gelindiğinde, Gavsî Baykara aracılığıyla Mevlevîlik yoluna ilk adımını atarak bu köklü geleneğe intisap etti.
Radyo Yayınları, Hocalık ve Neyzenbaşılık Dönemi
Sanatçı, 1960 senesinde TRT İstanbul Radyosu tarafından açılan neyzenlik sınavına girerek üstün bir başarı elde etti. Sınavı kazandıktan sonra radyoya resmen neyzen olarak atandı. Bu görev onun geniş kitlelerce tanınmasını sağladı. Radyodaki eşsiz icralarının yanı sıra akademik alanda da aktif rol üstlenen usta neyzen, İstanbul Devlet Konservatuvarı bünyesinde hocalık yaparak geleneksel meşk usulünü genç nesillere aktarmak için büyük gayret gösterdi. Konservatuvardaki derslerinde, öğrencilerine sadece teknik bilgileri değil, ney üflemenin felsefesini ve manevi derinliğini de aşıladı. Müzik dünyasındaki saygınlığı her geçen gün artan sanatçı, geleneksel törenlerin de aranan isimlerinden biri haline geldi. Değerli müzisyen Halil Can'ın vefatının ardından, Konya'da düzenlenen Hz. Mevlana'yı anma etkinlikleri kapsamındaki Şeb-i Arûs törenlerinde neyzenbaşı unvanını üstlendi. Özellikle ney sazının en zor üretilen derin tınıları olan dem seslerde gösterdiği olağanüstü performansla dinleyenleri büyüledi. Onun bu icrası hâlâ eşsizdir. Hayatını bütünüyle müziğe ve neye adayan bu büyük deha, trajik bir biçimde yine sanatını icra ederken dünyaya gözlerini yumdu. Sanatçı, radyo kaydı sırasında aniden vefat etti.
Dünya Çapında Yankı Bulan Albümler ve Eserler
Aka Gündüz Kutbay'ın vefat ettiği yıl olan 1979'da, Okay Temiz liderliğindeki "Oriental Wind" projesi kapsamında "Zikr" adlı plak çalışması yayımlandı. Bu plak, Fransa'da Sun Records (SEB 11005), Türkiye'de Melodi Plakları (1138) ve Japonya'da Paddle Wheel (K28P 6011) etiketleriyle müzikseverlerle buluştu. Sanatçının arşivlerde kalan eşsiz kayıtları, ölümünden sonra da albümleştirilerek müzik tarihindeki yerini korumaya devam etti. Usta sanatçının müzikal mirasını yansıtan başlıca plak ve CD çalışmaları şunlardır:
- Oriental Wind: Zikr (1979)
- Musique Classique Ottomane (1993)
- Mevlana Dede Efendi Saba Ayini (1996)
- Derviş (1998)
- Aşk (2009)
Geleneksel Türk musikisinin bu abidevi şahsiyeti, geride bıraktığı zengin diskografisi, yetiştirdiği seçkin öğrencileri ve dem seslerdeki benzersiz ekolü ile modern ney icracılığına yön vermeyi ve yarınlara ışık tutmayı sürdürüyor.