Sinemanın Osmanlı topraklarındaki serüvenini başlatan Polonya kökenli Yahudi girişimci Sigmund Jean Weinberg, 1889 yılında ticaret yapmak amacıyla İstanbul'a yerleşerek ülkenin ilk yerleşik sinemacısı, yönetmeni ve yapımcısı unvanını kazandı.
Romanya uyruklu olan Weinberg, Galata'da açtığı dükkanda gramofondan fotoğraf aletlerine kadar birçok yeniliği İstanbullularla tanıştırdı.
Osmanlı sarayının da ilgisini çeken vizyoner isim, 16 Ocak 1897'de Galatasaray Lisesi'nin karşısındaki Avrupa Pasajı'nda yer alan Sponeck Birahanesi'nde ilk gösterimini yaptı.
Bu gösteriyle yedinci sanatın temellerini attı.
Sponeck Birahanesi'nden Saray Fotoğrafçılığına
Weinberg'in 1897 yılındaki o tarihi gösterimi, elektriğin olmadığı bir dönemde gaz lambası veya benzeri zorlu yöntemlerle gerçekleştirilmişti.
İzleyicilerin "canlı fotoğraf" olarak adlandırdığı bu yeni teknoloji İstanbul'da büyük ilgi çekti.
Fakat bazı kesimler gösterileri günah saydı.
Ancak Weinberg, bu tepkilere rağmen sinema kültürünü yayma çabalarından vazgeçmedi.
Osmanlı'da fotoğraf üreticilerinin temsilciliğini yürüten Weinberg, 1900'de Fransız Pathe firmasının Osmanlı temsilcisi oldu.
Girişimci kimliği ve sanata olan katkısı sayesinde sarayın da dikkatini çeken Weinberg, hem Sultan II. Abdülhamit'in hem de halefi Sultan V. Mehmet Reşat'ın resmi fotoğrafçısı ve sinemacısı olarak görevlendirildi.
Bu unvan, aynı zamanda onun saray çevrelerinde ve İstanbul elitleri arasında güçlü bir yer edinmesini sağladı.
Stavros Papadopulos müdürlüğündeki Pathe Sineması'nı 30 Ocak 1908'de Tepebaşı'nda açarak ilk sürekli sinema salonunu faaliyete geçirdi.
Bu salon, ilerleyen yıllarda Belediye, Amfi, Asri ve Ses Sineması adlarıyla İstanbullulara hizmet vermeye devam etti, nihayetinde 1958 yılında yıktırıldı.
Savaş Yılları ve Sinemada İlklere İmza Atma
Weinberg, yerli film üretimine de öncülük etti.
1914 yılında, görüntü yönetmenliğini Fuat Uzkınay'ın, başrolünü ise Ahmet Fehim Efendi'nin üstlendiği "Himmet Ağa'nın İzdivacı" filminin senaryosunu kaleme alarak çekimlerine başladı.
Ancak Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle oyuncuların askere alınması, çekimlerin yarım kalmasına yol açtı.
Bu film, ancak savaştan sonra, 1918 yılında yardımcısı Fuat Uzkınay tarafından tamamlanarak vizyona girebildi.
Sanatçı ayrıca, 1914 yılında çekilen "Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı" belgeselinin de yapımcılığını üstlenmişti.
1915 yılında Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın talimatıyla kurulan Merkez Ordu Sinema Dairesi'nin (MOSD) başına getirilen Weinberg, askeri ve belgesel nitelikteki haber filmlerinin çekimlerini yönetti.
Burada Fuat Uzkınay ile birlikte çalışarak dönemin askeri operasyonlarını ve tarihi olaylarını kayıt altına aldı.
1916 yılında Arşak Benliyan Topluluğu'nun sahneye koyduğu ünlü "Leblebici Horhor" oyununu beyaz perdeye aktarmaya karar verdi.
Ne var ki, oyunculardan birinin çekimler sırasında hayatını kaybetmesi bu projenin de yarım kalmasına neden oldu.
Film, daha sonra Fuat Uzkınay tarafından tamamlanarak sinemaseverlerle buluştu.
Weinberg'in sinema tarihine geçen çalışmaları şunlardır:
- Himmet Ağa'nın İzdivacı (Senarist ve Yönetmen)
- Leblebici Horhor Ağa (Yönetmen)
- Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı (Yapımcı)
Sürgün Dönemi ve Orientaux Sineması
Osmanlı İmparatorluğu ile Romanya arasında 27 Ağustos 1916 tarihinde savaşın başlaması, Weinberg'in İstanbul'daki parlak kariyerini sekteye uğrattı.
Romen uyruklu olması nedeniyle askeri bir kurum olan Merkez Ordu Sinema Dairesi'ndeki görevinden derhal el çektirildi ve sınır dışı edildi.
İstanbul'a gönülden bağlı olan sanatçı, savaştan sonra, 1925 yılında şehre geri döndü.
İstiklal Caddesi üzerinde, ön cephesi ahır olan eski bir binayı Orientaux Sineması'na dönüştürdü ve işletmesini üstlendi.
Hayatının büyük bölümünü İstanbul'da sinema kültürünü inşa etmeye adayan Sigmund Weinberg, 1954 yılında doğduğu topraklarda, Romanya'da 86 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Türkiye'ye ilk filmi getiren, ilk sürekli sinema salonunu açarak kültürel hayatı zenginleştiren ve ilk yerli filmlere imza atan Weinberg, geride Türk sinema tarihinin unutulmaz ve kurucu mirasını bıraktı.