İçeriğe Atla
Ahmet Fehim Efendi fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Ahmet Fehim Efendi Kimdir?

İstanbul 1856 doğumlu tiyatro ve sinema sanatçısı Ahmet Fehim Efendi, Anadolu'yu tiyatroyla tanıştıran ve ilk sansürlenen Türk filmini yöneten öncüdür.

Diğer adlar: Ahmet Fehim Bey

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Ahmet Fehim Efendi Hakkında

Türk tiyatro ve sinemasının kurucu simaları arasında yer alan Ahmet Fehim Efendi, 1856 senesinde İstanbul'un tarihi semti Üsküdar'da dünyaya gözlerini açtı. Ünlü hattat Abdülkadir Efendi'nin oğlu olan sanatçı, Tophane Sanayi Mektebi'ndeki eğitiminin ardından çalışma hayatına babasının görev yaptığı İdare-i Mahsusa bünyesinde tornacı olarak adım attı. Tiyatroya duyduğu derin tutku nedeniyle Gedikpaşa'daki temsilleri düzenli şekilde izleyen genç Ahmet Fehim, buradaki sahne sanatkarlarıyla kurduğu dostluklar sayesinde tiyatro dünyasına ilk adımı attı. Sanatçı, Gedikpaşa Tiyatrosu çatısı altında sahnelenen bir oyundaki uşak rolüyle profesyonel oyunculuk kariyerine başlayarak Türk sahne sanatlarında silinmez izler bırakacak bir ömürlük yolculuğa çıktı.

Sahnelerle Tanışma ve Bursa Yılları

Profesyonel tiyatro yaşamına adım atmadan evvel Güzel Sanatlar Okulu bünyesinde atölye şefliği görevini yürüten sanatçı, 1876 yılında Güllü Agop yönetimindeki Gedikpaşa Tiyatrosu kadrosuna dahil oldu. Bu köklü çatının altında, Güllü Agop tarafından yönetilen İki Sığırlar isimli piyeste üstlendiği Uşak Bonifas rolüyle sahne tozunu yuttu. Başarılı performansı, ona yeni kapılar aralayacaktı. Nitekim 1879 yılına gelindiğinde, Tomas Fasulyacıyan'ın tiyatro topluluğuna katılmak amacıyla Bursa'ya doğru yola çıktı.

Bursa kenti, sanatçının kariyerinde adeta bir dönüm noktası oldu. Burada, dönemin valisi Ahmet Vefik Paşa'nın öncülük ettiği Moliere uyarlamalarında sahne alarak muazzam bir şöhrete kavuştu. Bilhassa, Türk tiyatrosunda ilk kez sahne dekoru uygulamasını gerçekleştirdiği Zor Nikah oyunundaki üstün performansı hafızalara kazındı. Sanatçı, Ahmet Vefik Paşa'nın Kasım 1822 tarihinde valilik makamından azledilmesine değin Bursa'daki verimli mesaisini sürdürdü. Bu süreçte paşanın Fransız yazar Moliere'den dilimize kazandırdığı adaptasyonların neredeyse tamamında rol aldı.

Anadolu Turnelerinden Beyaz Perdeye

Bursa'daki başarılı tiyatro çalışmaları nihayete erince, Fasulyacıyan kumpanyasıyla birlikte geniş kapsamlı bir seyahate çıktı. Bu süreçte Filibe, Edirne, Çanakkale, Trabzon ve Ordu gibi önemli şehirleri kapsayan uzun soluklu bir Anadolu turnesi gerçekleştirdi. Sanatçı, 1908 yılındaki II. Meşrutiyet ilan edilene kadar Anadolu topraklarını karış karış gezerek tiyatroyu halkla buluşturdu. Turnenin nihayete ermesiyle birlikte bir süre Ankara'da konakladı. Başkentte tiyatro faaliyetlerini sürdürürken, çeşitli konser organizasyonlarına da imza attı. Ankara günlerinin ardından İstanbul'a dönüş yapan usta sanatçı, burada Osmanlı Komedi ve Vodvil Heyeti'ni kurarak bağımsız çalışmalarına devam etti. Kısa bir süre sonra ise Mardiros Mınakyan'ın yönetimindeki Osmanlı Dram Kumpanyası kadrosuna katıldı.

II. Meşrutiyet'in ilan edilmesinin ardından kendi tiyatro topluluklarını kuran sanatçı, yeni Anadolu seyahatlerine çıktı. Hürriyetin ilk günlerinde, Şemseddin Sami Frasheri'nin kaleme aldığı Besa ile Namık Kemal'in efsanevi eseri Vatan yahut Silistre'yi sahneye koyarak yönetmenlik koltuğuna oturdu. İstanbul sahnesinde Mardiros Mınakyan ve Holas ile ortak çalışmalar yürüttü. Bir dönem Rıza Şamako ile de ortaklık kuran tecrübeli sanatkar, 1914 yılında Fransız tiyatro adamı Andre Antoine'ın öncülüğünde kurulan Dârülbedayi'nin yapılanma aşamasında eğitmen olarak görevlendirildi. Sahnedeki engin tecrübesini genç kuşaklara aktaran sanatçı, 1919 senesinde Malul Gaziler Cemiyeti bünyesinde faaliyete geçen sinema kolunun sanat danışmanlığı ile yönetmenlik görevlerine getirilerek beyaz perdeye adımını attı.

Türk Sinema Tarihinde Bir Dönüm Noktası

Sinema alanındaki çalışmalarıyla da tarihe geçen usta isim, 1919 yılında Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın meşhur eseri Mürebbiye'yi sinemaya uyarlayarak hem yönetmenliğini üstlendi hem de başroldeki Behri Efendi karakterine hayat verdi. Dönemin yasal zorunlulukları gereşi Müslüman kadınların sahneye çıkması yasak olduğundan, filmdeki kadın rolleri için Beyaz Rus kadınlar kamera karşısına geçti. Değerli sinema tarihçisi Nijat Özön tarafından 'işgale karşı sessiz bir mukavemet' olarak nitelendirilen bu yapıt, işgal kuvvetlerinin sansür kararıyla karşılaştı. Sansürlenerek gösterimi engellenen eser, Türk sinema tarihine sansüre uğrayan ilk film olarak kaydoldu. Aynı yıl içerisinde, Dârülbedayi sahnesinde büyük ilgi gören Binnaz oyununu da beyaz perdeye taşıyan sanatçı, bu filmle yurt dışında da gösterilen büyük bir ticari başarıya ulaştı.

Anadolu'da tiyatronun sevilmesi ve kök salması adına ömrünü turnelerde harcayan bu büyük deha, 1926 yılında sahnelere veda ederek jübilesini gerçekleştirdi. Sonraki dönemde tiyatro ve sinema çalışmalarından elini eteğini çekerek anılarını yazmaya yoğunlaştı. Sanatçının kaleme aldığı bu değerli anılar, ilk olarak 1926 senesinde Vakit gazetesinde tefrika edildi. Daha sonra bu hatırat, 1977 yılında Ahmet Fehim Bey'in Hatıraları adıyla kitaplaştırılarak kültür dünyamıza kazandırıldı. Kendisi gibi sanat dünyasında iz bırakan karikatürist Münif Fehim Özarman'ın babası olan Ahmet Fehim Efendi, 2 Ağustos 1930 tarihinde 74 yaşında İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Değerli sanatçının ebedi istirahatgahı ise Büyükada mezarlığındadır.

Sanatçının Filmografisi

  • Himmet Ağa'nın İzdivacı (1918) - Oyuncu
  • Mürebbiye (1919) - Yönetmen, Senarist, Oyuncu (Behri Efendi)
  • Binnaz (1919) - Yönetmen

İlgili Kişiler

Meslek, coğrafya, dönem ve ilgi alanı benzerliğine göre önerilen profiller.

Benzerlik skorları meslek, coğrafya, dönem ve Wikidata bağlantılarına göre otomatik hesaplanır.
Ahmet Fehim Efendi Kimdir? Türk Tiyatrosu ve Sinemasının Öncüsü | Haberlendin