Safveti Ziya, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminden Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarına uzanan süreçte eserler vermiş, Servet-i Fünûn topluluğunun Batılılaşma sancılarını en iyi yansıtan önde gelen romancı ve hikâyecilerindendir. İstanbul'da 1873 veya 1875 yılında dünyaya gelen yazar, edebiyat dünyasında derin izler bırakan "Salon Köşelerinde" romanıyla geniş kitlelerce tanındı. Asıl adı Mustafa Safvetî Ziya olan sanatçı, Osmanlı bürokrasisinde çeşitli görevler üstlendikten sonra cumhuriyet döneminde Protokol Umum Müdürü olarak toplumsal yaşamın adabımuaşeret kurallarını düzenledi. Alafranga yaşam tarzını ve Batılılaşma sancılarını eserlerinde gerçekçi bir dille ışık tutan değerli edebiyatçı, 1929 yılında doğduğu şehir olan İstanbul'da hayata gözlerini yumdu.
Saray Çevresinden Galatasaray Sultanisine
Tanzimat döneminin maliye ve evkaf nazırlarından Musa Safveti Paşa'nın torunu, Maadin Müdürü Ahmet Ziya Bey'in oğlu olan yazar, aristokrat bir aile ortamında büyüdü. İlk eğitimini Emirgan'ın Boyacıköy semtindeki kuleli yalıda özel hocalardan alan sanatçı, daha sonra Galatasaray Sultanisi'ni 1892'de başarıyla bitirdi. İlk devlet görevine Dışişleri Bakanlığı'nda stajyer memur olarak adım attı. Ardından devlet bürokrasisinde yükselerek Şûra-yı Devlet üyeliğine tayin edildi. Bu dönemde Sadrazam Said Paşa'nın kızı Saniye Hanım ile kendi rızası dışında, sadrazam iradesiyle evlendirildi. Bu evlilik bir süre sonra boşanmayla sonlandı.
Servet-i Fünûn Ekolü ve Salon Köşelerinde
Bürokratik görevlerine devam ederken edebiyata yönelen yazar, 1897'de Asliye Mahkemesi azalığına, bir yıl sonra da Maliye Dairesi azalığına getirildi. Bu sırada ilk hikâyesi olan "Onların Ruhu", meşhur Servet-i Fünûn dergisinde yayımlandı. Eserlerini daha sonra Kadın Ruhu (1914) isimli kitabında bir araya getirdi. Malumat dergisinde de yazan sanatçı, Tevfik Fikret'in yönettiği edebiyat topluluğuna katılarak Halit Ziya ile yakın dost oldu. Dergideki "Hanım Mektupları" adlı küçük öykülerinin ardından dostlarının yönlendirmesiyle otobiyografik izler taşıyan başyapıtını kaleme aldı. Eser, şu yönleriyle Türk edebiyatında özel bir yere sahiptir:
- 1898 yılından itibaren dergide 25 sayı boyunca tefrika edilmiştir,
- Beyoğlu'nun alafranga yaşam tarzını ve toplumsal değişimleri ayrıntılı biçimde ele almıştır,
- Başkarakteri olan Şekip, edebiyatımızdaki ilk "aylak" prototipidir.
Derginin 1901'de kapatılmasıyla sessizliğe gömülen yazar, 1902 yılında "Bir Safha-i Kalb" öyküsünü müstakil bir kitap olarak çıkardı.
Gözaltı Dönemi, Sürgün ve Gazetecilik Yılları
Bazı sözleri ve tavırları uygunsuz bulunduğu için 1902'de Zaptiye Nezareti tarafından tevkif edildi. Cezalandırılmak adına Anadolu Şimendiferleri Mecmuası'nın tahrir işlerinin denetimine atandı. Buradaki başarısıyla yayın müdürü oldu ve 1903'te Bab-ı Ali Daire-i Hariciye Mektubî Kalemi görevine getirildi. II. Meÿrutiyet'in ilan edilmesinin getirdiği özgürlükçü coşkuyla yeniden yazı hayatına dönen sanatçı, Resimli Kitap dergisinde "Yıldız Böcekleri" adıyla yeni bir roman tefrikasına giriştiyse de bu çalışması dokuzuncu sayıdan sonra ne yazık ki yarım kaldı.
Meÿrutiyet döneminde Sadrazam Kamil Paşa'nın yayın organı kabul edilen Yeni Gazete bünyesine siyasi muharrir olarak katıldı. Gazetecilik birikimini artırdıktan sonra 1911'de kız kardeşi Nezihe Hanım ile birlikte günlük Ziya gazetesini kurdu. Sadece altı ay yayınlanan bu gazetede Meclis-i Mebusan görüşmelerine ve alınan kararların eleştirilerine yer verdi. Salon Köşelerinde romanını sansür nedeniyle yayımlayamadığı için ancak 1912'de kitaplaştırabildi. Aynı yıl tek tiyatro oyunu olan "Haralambos Cankiyadis"i yayımlayarak Beyoğlu'nun eğlence dünyasında kaybolan mirasyedi gençleri sade bir dille eleştirdi.
Cumhuriyet Dönemi ve Toplumsal Modernleşme
Cumhuriyetin kurulmasıyla devletin en önemli kadrolarından birine getirilerek Protokol Umum Müdürü yapıldı. Yeni cumhuriyetin yüzünü Batı'ya döndüğü bu dönemde toplumsal hayatı düzenleme misyonunu üstlendi. 1927 yılında kaleme aldığı "Âdâb-ı Muâşeret Hasbihalleri" ve "Nasıl Giyinmeli" gibi kitaplarıyla yeni kurulan cumhuriyet rejiminde sosyal yaşamın çağdaş normlara göre düzenlenmesi ve modern giyim tarzının benimsenmesi yönünde halka rehberlik edici tavsiyeler yayımladı. Hem edebiyat hem de diplomasi dünyasına yön veren büyük usta, 1929 yılında hayata gözlerini yumdu.
