Edebiyat dünyasında Balkanların Maksim Gorki'si adıyla ölüm-süz-leşen Panait Istrati, 10 Ağustos 1884 tarihinde Brăila, Romanya'da yoksulluğun kucağına doğmuş, hayatın zorluklarını sokaklarda öğrenmiş ve nihayetinde yaşadığı coğrafyaları sarsıcı bir insan sevgisiyle harmanlayarak dünya edebiyatına kazandırmış sıra dışı bir yazardır. Rum kökenli kaçakçı bir babanın ve Romanyalı köylü bir annenin resmiyet kazanmayan ilişkisinden dünyaya gelen Istrati, çocukluğunu annesiyle birlikte derin bir yoksulluk içinde geçirmiştir. Yunan babası Gherasim Valsamis jandarma kurşunuyla can verdiğinde henüz bir yaşını doldurmayan Istrati, annesi Joita Istrate ile birlikte büyük maddi imkansızlıklar içinde büyümüştür. İlkokulu 1896 yılında bitirdikten sonra mektep hayatına veda eden genç çocuk, kendini tamamen serüven dolu sokakların akışına bırakmıştır.
Sürgün Hayatı ve Kendini Yetiştirme Çabası
Merak ettiği yerleri görmek için yollara düştü. Balkanlar, Akdeniz ve Ortadoğu gibi geniş bir coğrafyayı kapsayan bu seyahatlerinde, hayatta kalabilmek için bulduğu her işte çalıştı. Onun gençlik yılları, İstanbul da dahil olmak üzere o dönem Osmanlı Devleti sınırlarında bulunan Mısır, Lübnan ve Suriye topraklarında geçmiştir. Bu fırtınalı yolculuklar esnasında, eline geçen bir sözlük yardımıyla kendi kendine Fransızca öğrenmeyi başardı. Yirmi yıl boyunca kendini geliştirebileceği her imkanı zorlayan gezgin yazar, memleketine döndüğünde toplumcu hareketlerin içerisinde aktif roller üstlendi. İşçi dergilerinde ve Romini a Muncitonu gazetesinde toplumsal içerikli çarpıcı yazılar kaleme aldı. Sendikalarda yürüttüğü faaliyetler ve gösterilere katılma suçu nedeniyle 1916 yılında hapse girdi. Demir parmaklıklar ardındaki sürecin ardından, aynı yıl vakit kaybetmeden Paris'e gitti.
İntihar Girişimi ve Kaderini Değiştiren Mektup
Fransa'ya ulaştıktan sonra Nice kentine geçen Istrati, burada verem hastalığına yakalandı. Hastanede tedavi gördüğü sırada ağır bir bunalıma sürüklenerek 3 Ocak 1921 tarihinde intihar teşebbüsünde bulundu. Lakin bu intihar teşebbüsü ölümle sonuçlanmadı. Üzerinde ünlü Fransız yazar Romain Rolland'a hitaben yazılmış samimi bir mektup bulundu. Hastanede tedavi gördüğü esnada bu mektubun Rolland'a ulaştırılması, onun karanlık dünyasını tamamen aydınlattı. Usta yazar Rolland, onu sürekli yazmaya zorladı. Ona bir çeşit rehberlik ve hami oldu. Bu yönlendirmeyle kalemi eline alan Istrati, yazdığı öykü ve romanlarla kısa sürede dünya çapında bir şöhrete kavuştu. Eserleri otuzun üzerinde farklı dile çevrilerek geniş kitlelere ulaştı. İlginçtir ki yazar, tüm yapıtlarını anadili olan Rumenceyle değil, sonradan öğrendiği Fransızca diliyle kaleme almıştır. Bunları daha sonra kendi diline de çevirdi. Bu eserlerin önemli bir kısmı hem Romanya'da hem de Sovyetler Birliği'nde başarılı sinema filmlerine uyarlandı.
Sovyetler Birliği Yılları ve Edebi Mirası
Ekim Devrimi'nin onuncu yıl dönümü kutlamaları kapsamında 1927 yılında Sovyetler Birliği'ne davet edildi. 1927 senesinde gerçekleştirdiği bu Sovyetler Birliği ziyareti esnasında ünlü edebiyatçı Nikos Kazancakis ile de bir araya gelerek birlikte Rusça dil çalışmaları üzerinde mesai harcadı. Ancak burada tanık olduğu bazı komünist uygulamalar, onun özgürlükçü ruhuna aykırı geldi ve onu derinden etkiledi. Karşılaştığu bu rahatsız edici siyasi uygulamaların yarattığı derin hayal kırıklığını ve gözlemlerini, 1929 yılında yayımladığı Vers Autre Flamme, yani Türkçe adıyla Öteki Işığa Doğru isimli eserinde açıkça aktardı. Yazarın ilk romanı olan Kira Kiralina ise Türkiye'de Yaşar Nabi Nayır tarafından dilimize kazandırılmıştır. Istrati, eserlerinde genellikle çıktığı uzun yolculukları ve gezdiği ülkeleri değil, bu süreçte temas ettiği insanları ön plana çıkardı. Yapıtlarında okuyucuya derinden hissettirilen samimi bir insan sevgisi hakimdir. Bu karşılıksız sevginin kahramanlarının başına açtığı belalar kadar, onlara sağladığı insani katkıları da tarafsız bir dille aktarmıştır. Hayatı boyunca üç kez evlilik yapan yazar, ilk evliliğini 1915-1921 yılları arasında Enta Gheorghiu ile gerçekleştirdi. Ardından 1924-1931 yılları arasında Anna Munsch ile, son olarak ise 1932-1935 yıllarında Margareta Izescu ile evli kaldı. Balkanların bu gür sesi, 16 Nisan 1935 tarihinde henüz 51 yaşındayken Bükreş'te hayata gözlerini yumuştur.
Başlıca Eserleri
Edebiyat dünyasında silinmez izler bırakan yazarın kaleme aldığı bazı önemli eserler kronolojik olarak şunlardır:
- 1923 - Kira Kiralina
- 1925 - Presentation des Haidoucs
- 1926 - Domnitza de Snagov
- Hayat Yollarında
- Uşak
- Sünger Avcısı
- Arkadaş (Mihail)
- Akdeniz
- 1928 - Baragan'ın Dikenleri
- Angel Dayı
- 1931 - Tsatsa Minnka (Minka Abla)
- Kodin
- 1933 - Vie d'Adrien Zograffi
- 1934 - Sokak Kızı (Nerantsula)
- Pelmutter Ailesi
- 1931 - Sovyetler 1929 (Gezi Notları)
