Mehmet Recep Peker, Osmanlı Devleti'nin son döneminde ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde önemli roller üstlenmiş, askeri geçmişe sahip nüfuzlu bir devlet adamıdır. 1946 yılında çok partili siyasi hayata geçişin ilk hükümetini kurarak başbakanlık koltuğuna oturan Peker, 1889 senesinde İstanbul sınırları içinde dünyaya gözlerini açmıştır. Dağıstan coğrafyasından Anadolu topraklarına göç eden Lezgi kökenli Mustafa Bey'in evladı olan Peker, genç yaşlardan itibaren orduya katılarak cephelerde pişmiş ve Cumhuriyet'in kurucu kadroları arasında kendine sarsılmaz bir yer edinmiştir.
Cephelerden Meclis Kürsüsüne Uzanan Askeri Kariyer
Recep Peker'in eğitim hayatı askeri rüştiye ve idadi eğitimiyle Kocamustafapaşa semtinde şekillenmiştir. Ardından Mekteb-i Harbiye'ye giren genç subay adayı, burayı 1907 yılında başarıyla tamamlayarak mezun olmuştur. Ordudaki ilk görev yıllarında imparatorluğun en sıcak çatışma bölgelerinde bulunmuştur. Nitekim Yemen topraklarında, Trablusgarp Savaşı'nda ve ardından patlak veren Balkan Savaşları'nda aktif olarak vazife üstlenmiştir. Cihan Harbi başladığında ise Makedonya ve Kafkas Cephesi gibi kritik mücadele alanlarında görev yapmıştır. Savaşın son yılında Erkân-ı Harbiye Mektebi'ni başarıyla bitiren Peker, memleketin işgali karşısında kayıtsız kalmayarak milli mücadele meşalesinin yakıldığı Anadolu topraklarına geçmeye karar vermiştir. 1920 yılının şubat ayında milli mücadeleye destek vermek amacıyla Anadolu'ya geçmiş ve Kurtuluş Savaşı saflarına binbaşı rütbesiyle katılmıştır.
Cumhuriyetin İnşasında Üstlendiği Siyasi Görevler
Milli Mücadele sürerken 20. Kolordu bünyesinde görevlendirilen Recep Peker, 23 Nisan 1920 tarihinde kapılarını açan TBMM bünyesinde kurucu genel sekreterlik vazifesini üstlenmiştir. Ordudan siyasete geçişi bu süreçte hızlanmış ve 1923 seçimlerinde Kütahya milletvekili olarak parlamentoya adım atmıştır. Siyasi kimliğinin yanı sđra basında da boy gösteren Peker, bir süre Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde başyazarlık yapmıştır. Genç Cumhuriyet'in bürokratik yapılanmasında hızla yükselerek 1924 ile 1925 yılları arasında Dahiliye Vekilliği görevini yürütmüştür. Bu süreçte ayrıca Mübadele, İmar ve İskân Bakanlığı görevine de vekaleten bakmıştır. Takip eden dönemde İsmet Paşa tarafından kurulan hükümetlerde yer almıştır. Üçüncü ve dördüncü hükümet kabinelerinde Müdafaa-i Milliye Vekili olarak ordu yönetiminde söz sahibi olmuştur. Daha sonra ise 1928 ile 1930 seneleri arasında Nafia Vekilliği yaparak ülkenin imar faaliyetlerine ve bayındırlık işlerine yön veren Peker, bu alanda da tecrübe kazanmıştır.
Tek Parti Döneminden Başbakanlığa Siyasi Yaşamı
Recep Peker, 1931 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası Kâtib-i Umumiliği makamına atanarak gücünü pekiştirmiştir. Bu görevle birlikte devlet yönetiminin merkezinde yer almıştır. Kendisi, Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü ile birlikte rejimin en güçlü aktörlerinden biri konumuna gelmiştir. Siyasi düşünce dünyasında otoriter rejimlere duyduğu ilgiyle öne çıkmıştır. İtalya'daki faşist yönetim ile Almanya'daki nasyonal sosyalist düzen Peker'in yakın bulduğu sistemler arasındadır. 1933'te üniversite reformuyla İstanbul Üniversitesi bünyesinde İnkılâp Tarihi dersleri okutmakla görevlendirilmiştir. Bu ders notları daha sonra kitaplaşacaktır. Siyasi kariyerindeki kırılma noktası ise 1936 yılında yaşanmıştır. Faşizm uygulamalarını yerinde incelemek üzere İtalya'ya gönderilen Peker, dönüşünde bir rapor kaleme almıştır. Başbakan İsmet İnönü'nün onayladığı bu raporda meclis üzerinde bir Faşist Konsey kurulması önerilmektedir. Ancak bu tasarı Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından reddedilmiştir. Akabinde Peker, genel sekreterlik koltuğunu kaybetmiştir. Bu tasfiye sürecinin temelinde dış politikadaki yönelim farklılıkları da yatmaktadır. Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi sonrasında rotasını demokratik ülkelere ve Birleşik Krallık ortaklığına çevirmiştir. Peker'in bu yeni jeopolitik çizgiyle uyumsuzluğu vazifeden el çektirilmesinde belirleyici olmuştur.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye'nin çok partili siyasal yaşama geçiş sürecinde Recep Peker yeniden ön plana çıkmıştır. Siyasi tecrübesiyle Ağustos 1946 tarihinde çok partili dönemin ilk kabinesini kurarak başbakanlık görevini yürütmeye başlamıştır. Bu tarihi görevi yaklaşık bir yıl boyunca başarıyla sürdürmüştür. Başbakanlık vazifesi 10 Eylül 1947 tarihine kadar kesintisiz devam etmiştir. Devlet adamlığının yanı sđra fikri birikimini de paylaşmaya gayret eden Peker'in ders notları, Halkevleri'nin en önemli yayın organlarından biri olan Ülkü dergisinde düzenli olarak tefrika edilmiştir. Buradaki yazıları daha sonra 1935 yılında İnkılâp Tarihi Dersleri ismi altında kitap haline getirilerek Türk siyasi literatüründeki yerini almıştır. Askerlik ve siyasetle geçen yoğun ömrün ardından Recep Peker, 1 Nisan 1950 tarihinde doğduğu şehir olan İstanbul'da hayatını kaybetmiştir.
Recep Peker'in kariyeri boyunca üstlendiği önemli vazifeler şu şekilde sıralanabilir:
- Çok partili dönemin ilk hükümetinin başbakanı olarak görev yapmak
- Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliği (Kâtib-i Umumilik) makamında bulunmak
- İstanbul Üniversitesi bünyesinde İnkılâp Tarihi dersleri vermek
- Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde başyazarlık görevini icra etmek
