Türk edebiyatının özgün kalemlerinden ve Yeşilçam sinemasının unutulmaz çehrelerinden biri olan Nihat Ziyalan, 26 Şubat 1936 tarihinde Adana'da dünyaya gözlerini açtı. Altı çocuklu bir ailenin en büyük evladı olarak hayata atılan sanatçı, çocukluk yıllarını İkinci Dünya Savaşı'nın zorlu gölgesinde geçirdi. "Dingin Avlu" olarak bilinen tek odalı bir evde büyüyen Ziyalan, eğitim hayatına Adana'da başladı ve ortaokulu Tebebağ'da tamamladı. Şiir ve sinemayla yoğrulan yaşam öyküsü, onu hem edebiyat dergilerinin sayfalarına hem de beyaz perdenin dev kadrolarına taşıdı.
Adana Sokaklarından Edebiyat Dünyasına
Tebebağ'daki okul yıllarının ardından İzmir Hava Astsubay Okulunda eğitim alan Ziyalan, bir dönem Erkek Lisesine de devam etti. Lise sıralarındayken Sait Faik, Kerime Nadir ve Orhan Veli gibi ustaların eserleriyle tanışarak kendi şiirlerini kaleme almaya başladı. Takvimler 1953 yılını gösterdiğinde, Dumlupınar denizaltısının batışı üzerine yazdığı eser yayımlanan ilk şiiri olarak kayıtlara geçti. Bu ilk deneme, Adana'nın yerel yayın organlarından Bugün gazetesinde okuyucuyla buluştu. Genç şair, yazı macerasını kentte basılan Salkım dergisinde sürdürdü.
Adana'daki bu verimli dönemde Özdemir İnce ile yolları kesişti. Okul arkadaşı Yılmaz Güney ve Özdemir İnce ile kurduğu dostluk bağıyla adeta üç silahşörler haline gelen Ziyalan, arkadaşlarıyla kan kardeşi olarak sarsılmaz bir bağ oluşturdu. Ziyalan, 1956'da şekillenen İkinci Yeni şiir hareketine Pazar Postası dergisinin sanat sayfalarında yayımladığı eserlerle katkı sunarken, şiirleri ve öyküleri zaman içinde pek çok saygın dergide kendisine yer buldu.
- Yeditepe
- Pazar Postası
- Öküz
- Adam Öykü
- Papirüs
Yeşilçam'ın Unutulmaz Kötü Adamı
Askerlik görevini tamamladıktan sonra sanatın mutfağına adım atan Ziyalan, Adana Şehir Tiyatrosuna çırak oyuncu sıfatıyla girdi. Bu tiyatronun perdesini kapatması üzerine başkente giderek Ankara Sanat Tiyatrosunda sahne almaya başladı. Tiyatro sahnelerinden sinemaya geçişi ise 1966 yılında gerçekleşti. Çocukluk arkadaşı Yılmaz Güney'in davetiyle İstanbul'a taşınan Ziyalan, sinema kariyerine ilk adımı attı. Rol aldığı ilk yapım, Güney'in yönetmenliğini üstlendiği At Hırsızı Banuş isimli sinema filmi oldu.
Yeşilçam'da uzun soluklu bir serüvene imza atan aktör, yaklaşık 150 filmde kamera karşısına geçti. Filmlerin 60 kadarında, izleyicinin hafızasına kazınan "kötü adam" karakterlerine hayat verdi. Türk sinemasının efsane isimleriyle çalışan Ziyalan, son olarak Türkan Şoray'ın hem yönettiği hem de başrolünde yer aldığı Azap filminde oynadı. Bu film, onun sinema perdesindeki son çalışması oldu.
Avustralya Yılları ve Sanatın Devamı
Sinema dünyasında yaşanan değişimler ve seks furyası karşısında mesleki duruşunu korumayı seçen sanatçı, bu yapımlarda yer almayı reddetti. Ziyalan, 1980 yılında radikal bir kararla Avustralya'ya göç ederek oraya iltica etti. Hayatının bu yeni döneminde de edebiyattan kopmadı. Yazın çalışmalarına yurt dışından devam eden usta isim, Türkiye'deki çeşitli edebiyat dergilerinde ve Aydınlık Kitap'ta düzenli olarak yazdı. Adana'daki çocukluk anılarından Avustralya'daki göçmenlik günlerine uzanan geniş bir coğrafyayı şiir kitaplarında işledi.
Sanat hayatı boyunca şiirin yanı sıra roman ve öykü gibi farklı türlerde de eserler üreten Ziyalan, ilk şiir kitabı olan Asık Yüzlünün Biri'ni henüz 1963 yılında okurlarla buluşturmuştu. Yıllar süren edebiyat ve sinema emeği, doğup büyüdüğü topraklarda da karşılık buldu. Sanatçı, 2009 yılında düzenlenen törenle 1. Çukurova Ödülü'ne layık görülerek onurlandırıldı. Ziyalan, günümüde de yaşamını Avustralya'da sürdürmektedir.