Türkan Şoray, 28 Haziran 1945'te İstanbul'da dünyaya geldi. Devlet demiryollarında memurluk yapan Halit Şoray ile ev hanımı Meliha Şoray'ın kızı olan aktris, on beş yaşında adım attığı Yeşilçam'da kısa sürede halkın en sevdiği yüzlerden biri hâline geldi. Onlarca yıl boyunca Türk sinema tarihinin zirvesinde kalan Şoray, bugün hâlâ "Sultan" lakabıyla anılmaktadır.
Zorlu Bir Çocukluk ve Sinemaya İlk Adım
Şoray'ın çocukluğu maddi güçlükler ve sık taşınmalar içinde geçti. İlköğrenimini 1956'da Feriköy İlkokulu'nda tamamlayan Şoray, o yıllarda ailesinin geçim sıkıntısını paylaşmak zorunda kalmıştı. Babasının polisliğe geçmesi, annesinin lastik fabrikasında çalışması ve ardından gelen boşanma süreci, onu küçük yaşta sorumluluk yükleyen bir atmosferin içine itti.
Hayatının dönüm noktası, Karagümrük'teki yeni evlerinde ev sahibinin kızı Emel Yıldız ile tanışmasıyla geldi. Yıldız aracılığıyla Yeşilçam kapılarına ulaşan Şoray'ı, yapımcı Türker İnanoğlu keşfetti. Annesinin isteksizliğine karşın maddi zorunluluk galip geldi ve Şoray, 1960 yapımı Köyde Bir Kız Sevdim ile ilk kez kamera önüne geçti.
Yıldızlaşma Yılları ve "Sultan" Lakabının Doğuşu
İlk filmin ardından peş peşe gelen teklifler Şoray'ı hızla üst sıralara taşıdı. Aşk Rüzgarı ve Utanmaz Adam'ın ardından dönemi ün yapmış Sinema dergisi onu kapağına taşıdı; 15 Mart 1961'de yayımlanan bu sayıyla Şoray'ın yüzü ülke genelinde tanınır oldu. Artist, Büyük Gazete ve Ses gibi yayınlardaki ardı ardına gelen kapaklarla popülerliği iyice pekişti.
1964'te Acı Hayat filmiyle sinema eleştirmenlerinden büyük övgü topladı; film o yıl I. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Şoray'a en iyi kadın oyuncu ödülünü getirdi. "Yılın filmi" seçilen bu yapım, kariyerinin gerçek anlamda kök salmasını sağladı. 1965'te ise Sürtük inanılmaz seyirci rakamına ulaştı; Türk sinemasında gazino filmlerinin kapısını aralayan bu yapım, Şoray'ı dönemin en parlak dört kadın oyuncusundan biri olarak tarihe geçirdi. Diğerleri Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın'dı.
"Sultan" lakabının oluşmasında, 1962'de bir film setinde tanıştığı Rüçhan Adlı'nın payı büyüktür. Kendisinden 23 yaş büyük olan Adlı, Şoray'ın filmlerini ve kostümlerini denetleyip ona "Sultanım" diye hitap ediyordu. Magazin basınının bu hitabı sahiplenmesiyle birlikte lakap kalıcı hâle geldi; filmdeki kural setiyse "Şoray Kanunları" adıyla kamuoyuna yerleşti.
Yönetmenlik, Dönüşüm ve Televizyon Dönemi
1972'de film sayısını bilinçli olarak azaltan Şoray, aynı yıl Dönüş ile yönetmen koltuğuna oturdu. Tartışmaları göğüsleyen film, yılın en yüksek hasılatlı yapımı oldu ve 1973'te Moskova Film Festivali'nde özel ödüle layık görüldü. Hapisteyken Şoray'a kutlama mesajı gönderen Yılmaz Güney'in bu jesti, filmin kültürel ağırlığını pekiştirdi.
70'lerin sonunda Atıf Yılmaz'ın yönettiği Selvi Boylum, Al Yazmalım'da Kadir İnanır ile paylaştığı başrol, dönemin en çok konuşulan performanslarından biri hâline geldi. 1983'te Rüçhan Adlı ile yirmi yıllık birlikteliğini bitiren Şoray, aynı yıl oyuncu Cihan Ünal ile evlendi; 1985'te kızı Yağmur Ünal doğdu. 1994'te ikinci kez Altın Portakal en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandığı Bir Aşk Uğruna'nın ardından ekrana taşınan İkinci Bahar dizisi, onu yeni bir nesille buluşturdu.
2000'li yıllarla birlikte sinema ve televizyon arasında denge kurmayı sürdüren Şoray, 2015'te kızı Yağmur Ünal'ın yapımcılığını üstlendiği Uzaklarda Arama'nın yönetmen koltuğuna bir kez daha oturdu. Hem kamera arkasında hem önünde verdiği bu uzun soluklu performans, onu Türk sinemasının tartışmasız simgelerinden biri yapmıştır.
