Ailesi ve yetişmesi
Asıl adı Mustafa Naim olan Naîmâ, 1655'te Halep'te doğdu. Babası Mehmed Ağa Halep eşrafındandı; Halep'te yerleşmiş bir yeniçeri ailesine mensuptu ve dedesi Küçük Ali Ağa ile babası yeniçeri serdarlığı yapmış, bölgenin ileri gelenleri arasında yer almıştı. Doğduğu şehirde iyi bir eğitim gördü, Arapça ve Farsça öğrendi. Sultan II. Süleyman döneminde genç yaşta İstanbul'a geldi.
Saray hizmeti
Ailesinin Halep'teki nüfuzu sayesinde 1688'de Eski Saray Baltacılar Ocağı'na girdi. Bu saray eğitim kurumunda yetişirken Beyazıt Camii'nde medrese tipi eğitim almayı da sürdürdü; özellikle tarih, edebiyat ve astroloji konularıyla ilgilendi. Kısa sürede bilgisiyle ün kazandı ve Baltacılar Ocağı'ndan ayrılarak Divan-ı Hümayun kâtibi oldu. Bu görevi sırasında "Naîmâ" mahlasını kullanmaya başladı. Kalaylıkoz Hacı Ahmed Paşa'ya intisap ederek onun divan efendiliğine yükseldi. Reisülküttab Rami Mehmed Paşa ve Rumeli kazaskeri Yahya Efendi ile dostluk kurdu, onlar aracılığıyla Amcazade Hüseyin Paşa ile tanıştı. Amcazade Hüseyin Paşa vakanüvislik görevini resmî bir devlet görevi olarak ihdas etti ve ilk resmî vakanüvis olarak Naîmâ'yı atadı.
Târîh-i Naîmâ
Hüseyin Paşa'nın kütüphanesinde, Sârıhu'l-Menârzade Ahmed Efendi'ye ait, 1591-1659 arasındaki olayları anlatan tamamlanmamış bir tarih kitabının müsveddeleri vardı. Paşa, bu müsveddelerin derlenip kaleme alınması işini Naîmâ'ya verdi. Naîmâ uzun araştırmalar yaptı ve 1700'de vakanüvis olarak Târîh-i Naîmâ'yı yazmaya başladı. Hazırladığı ilk bölümü 1702'de Edirne'deki sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa'ya gönderdi. Sadrazam ve metni okuyan devlet erkânı eseri çok beğendi; Naîmâ'nın İstanbul gümrüğündeki arpalık görevi için maaşına 120 akçe zam yapıldı.
Eserini 1574'ten başlatıp 1651'e getiren Naîmâ, olayların iç yüzünü aydınlatan, sade ama nükteli bir anlatımla bir devrin tarihini ve sosyal hayatını işledi. Eser tamamlandığında eski müsveddelerle ilgisi kalmamış, baştan sona Naîmâ'nın araştırmasının ürünü olmuştu; bu yüzden Naîmâ Tarihi diye bilinir. Anlattığı yıllar Osmanlı İmparatorluğu'nun en zayıf dönemlerine rastlar. Yönetimin kaleme müdahale etmediği, III. Mehmed'in tahta çıkınca 19 kardeşini idam ettirmesini açıkça anlatmasından anlaşılır. Haçova Savaşı öncesinde padişahın sadrazama gönderdiği tezkireyi de nakleder.
Sürgün ve ölümü
Naîmâ, Anadolu başmuhasebeciliğine kadar yükseldi; ancak devrin ileri gelenlerini eleştiren sözleri yüzünden 1706'da Hanya'ya sürüldü. Eşinin isteği üzerine sürgün yeri Bursa olarak değiştirildi. Bir yıl sonra Çorlulu Ali Paşa'nın izniyle İstanbul'a döndü ve yeniden devlet hizmetine alındı; Ali Paşa onu Mora Seferi'ne götürdü. Defter eminliği görevine atandığı Mora'nın Patras kasabasında hastalanarak 1716'da 61 yaşında öldü ve kasabadaki tek caminin avlusuna gömüldü.
Değerlendirme
Naîmâ, tarih yazımına yeni bir üslup getirmiştir. Olayları, onları doğuran sosyal çevreyle birlikte ele aldı; padişah ve vezirlerin eksik yönlerini ve hatalarını güçlü bir anlatımla eleştirdi. Eseri Osmanlı tarih edebiyatının en değerli yapıtlarından biri sayılır. Eseri ilk kez İbrahim Müteferrika iki cilt olarak bastı; sonraki baskılar altı ciltlik oldu.
Kaynakça: Bu biyografi, Vikipedi'deki Naima maddesinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Metin CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
