Türkiye'de kadınların toplumsal ve siyasal yaşamda hak ettikleri yeri alabilmeleri için ömrünü eğitime ve politikaya adayan Nakiye Elgün, 1882 yılında İstanbul'un Rumelifeneri semtinde dünyaya gözlerini açtı. Erken Cumhuriyet döneminin bu cesur kadın siyasetçisi, genç kızların eğitim olanaklarına kavuşması adına Osmanlı'dan itibaren adeta bir eğitim seferberliği başlattı. Milli Mücadele yıllarında Anadolu'da yürütülen bağımsızlık savaşına çok yönlü katkılar sunan Elgün, hem sınıf kürsülerinde hem de meclis sıralarında Türk kadınının gür sesi olmayı başardı. Kız çocuklarının çağdaş şartlarda eğitim alması için geliştirdiği yenilikçi projelerle tanınan bu idealist öğretmen, ülkenin kaderini değiştiren reformlara öncülük etti. Cumhuriyetin kurulmasının ardından 1930 yılında İstanbul Belediye Meclisi'ne seçilen ilk kadın üye olarak tarihe adını altın harflerle yazdırdı. Siyasi kariyerini 1935 yılında Erzurum milletvekili olarak meclise taşıyan Elgün, TBMM çatısı altında üç dönem boyunca millete hizmet etti.
Eğitim Alanında Kararlı ve Yenilikçi Adımlar
Nakiye Hanım'ın vatanına ve milletine olan hizmet aşkı, çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği İstanbul'da şekillendi. Sivas kökenli Gedikoğulları ailesinden babası Mehmed Ali Efendi ile annesi Zeliha Hanım'ın destekleriyle yetişen Nakiye Hanım, 1901 senesinde dönemin nitelikli kurumlarından Kız Muallim Mektebi'nden başarıyla mezun oldu. Mezun olunca hemen öğretmenliğe başladı. Aynı okulda on yıl boyunca edebiyat dersleri verdi. İkinci Meşrutiyet'in getirdiği özgürlük ortamında, 1911 yılında yeni kurulan İstanbul İnas Mektebi'ne öğretmen olarak tayin edildi. Bu dönemde yalnızca okul duvarları arasında kalmadı. Osmanlı döneminin ilk kadın sivil toplum örgütlerinden biri sayılan Teal-i Nisvan Cemiyeti bünyesinde aktif olarak görev alarak katiplik vazifesini yürüttü. Eğitimdeki vizyoner duruşu sebebiyle Maarif Nezareti kendisinden, okul sisteminde yapılacak kapsamlh yenilik çalışmaları için rehberlik edecek modern bir proje talep etti. Genç öğretmen, sınıflarda elektriğin bulunması ve öğrencilerin temiz beyaz örtülü masalarda ders görmesi gibi devrimsel nitelikte fiziki düzenlemeler önerdi. Fakat hazırladığı bu çağdaş taslak, bakanlık tarafından aşırı lüks bulunarak geri çevrilince ilkeli duruşundan taviz vermeyerek 1914 yılında görevinden ayrıldı.
Resmi görevinden ayrıldıktan sonra eğitim mücadelesine farklı kanallarda devam eden Elgün, 1914 ile 1917 yılları arasında Evkaf Nazırlığı çatısı altında çalışmaya başladı. Burada Sultanahmet semtinde yer alan Vakıf Mektepleri'nin iyileştirilmesi ve modern standartlara ulaştırılması hususunda büyük emek harcadı. Suriye Valisi Cemal Paşa, kendisini 1916 yılında bölgeye davet etti. Valinin bu daveti üzerine hiç çekinmeden hemen yollara düştü. Ünlü yazar Halide Edip Hanım ile birlikte, Türkçe eğitim veren kız öğretmen okullarının kurulmasında şu önemli merkezlerde öncülük üstlendi:
- Şam
- Kudüs
- Beyrut
Bakanlığın tüm vakıf okullarını tek bir merkezde toplama kararı alması üzerine, artık resmi sistemde özgürce üretemeyeceğini düşünerek bu vazifeyi de bıraktı. Ancak onun için durmak söz konusu değildi.
Özel Okul Kuruculuğu ve Kurtuluş Mücadelesi
1917 yılında, eski müdürü Mustafa Satı Bey'in ayrılışı ile kapanma eşiğine gelen 'Yeni Mektep' adlı özel eğitim kurumunu devraldı. Bu kıymetli kurumu Fevziye Lisesi ismiyle yeniden ayağa kaldırarak tam on bir yıl boyunca müdürlük koltuğunda oturdu. Okulun Beyazıt'taki binası yetersiz kalmaya başlayınca, 1923 yılında Şişli'deki tarihi Naciye Sultan Konağı'na taşınmasını sağladı. Milli Mücadele yıllarında Anadolu'da hürriyet ateşi yanarken, Nakiye Hanım da İstanbul'da boş durmadı. İşgale karşı düzenlenen tarihi mitinglerde halkı coşturan konuşmalar yaptı ve Anadolu'daki direniş hareketine gizlice lojistik ile moral desteği sağladı. Savaşın ardından kurulan yeni devlette, kadınların toplumsal hayata katılması konusundaki çabalarını kararlılıkla sürdürdü. Bu hedefe ulaşmak en büyük arzusuydu.
Siyaset Sahnesinde Öncü Bir Cumhuriyet Kadını
Kadınlara yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkı tanıyan yasal düzenlemenin ardından, 1930 yerel seçimlerinde İstanbul Belediye Meclisi'ne girdi. Belediye meclisinin ilk kadın üyesi unvanını alan Elgün, yerel yönetim düzeyinde kadınların sesini duyuran ilk isim oldu. 1935 yılında gerçekleştirilen genel seçimler ise onun için büyük bir dönüm noktası teşkil etti. Kadınların ilk defa milletvekili adayı olabildiği bu tarihi seçimlerde Erzurum halkının temsilcisi olarak parlamentoya adım attı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin V., VI. ve VII. dönemlerinde Erzurum milletvekili olarak yasama çalışmalarına etkin katılım sağladı. Siyasi yaşamı boyunca eğitim reformları, çocuk hakları ve kadınların sosyal konumunun güçlendirilmesi üzerine önemli kanun tekliflerinde bulundu. Cumhuriyetin aydınlanma meşalesini ömrünün sonuna kadar taşıyan Nakiye Elgün, 22 Mart 1954 tarihinde hayata veda etti. Ondan geriye, binlerce çağdaş öğrenci ve kadın hakları mücadelesinde aşılmış devasa engeller kaldı. Anısı, yaktığı meşalede yaşamaya devam ediyor.
